Forum
21 Mart 1973 ::: Aşık Veysel Şatıroğlu
21 Mart geçti. Ve kimse, çiçek hastalığından gözlerini kaybetmiş günümüzde rock müziğe bile ışık tutan, bu halk ozanını hatırlamadı. Ne acı!
"Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur, bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın... " dediyse de ne yazık ki günümüzde binlerce insandan birkaçı tarafından hatırlanır oldu..
www.guardinals.rockmekan.com -->> Guardinals internet sitesi
www.puratu.org --> Pentagram Fan Sitesi
2004 ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı.25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi...
Aşk, özgürlük düşü yetmez;
özgürlüğün kendisi, hala yetmez;
Hayatın kendisi,
ve en sonunda giderken oradan,
hayattan her şeye bedel,
küçük,
mütevazi,
o en anlamlı tebessüm sizin olsun…
Elbette mümkün değil ama,
her şey gönlünüzce olsun…
…
Neden olmasın?...
Kazim Koyuncu (11.05.2004)
BİR GÜN YOLDA YÜRÜYORDUM BİR ŞARKI DUYDUM KALBİM ACIDI BU KADAR
"I can barely see You anymore"
You must remember the Butterfly, it did not die
"I Love You" ... I Love you Too
"I cant see You anymore"
Goodbye My Love...
5 gün önce andığım büyük insan.. Nazım Hikmet Ran
ve
"..Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin." gibi derin bir dizenin sahibi Can Yücel
bana göre şiir adına en büyük kayıplar ![]()
Last night I dreamt that somebody loved me
No hope, no harm just another false alarm..
2 Temmuzda Madımakta canice katledilen büyük şair Metin Altıok dan bir şiir günün anlamı için:
Acılarla Sorularla
İşte yine kapıldım
O can sıkıntısına; içimde bir tozlu
Sarnıç boşluğu,
Gitmekle kalmak
Arasında karasız
Yürüdüm kederle
Dağlara doğru.
Yüzlerce soru
Vardı aklımda,
Kulaklarımda
Bir garip uğultu
Ölümü kullanamazdım;
Bir yerlerde
Bilmediğim birilerine
Belki ayıp olurdu.
Belki de hiç
Ummadığım
Sevgisi tarazlı biri;
Koparıp bana ilişik
Umudunu
Bir kitabın arasında
Yamyassı
Kuruturdu
Bir gazetenin
Ölüm ilanlarında
Okuyup adımı,
Öfkeye dönüştürürdü
Sandık kokulu
Hüznünü
Ve ölümü inatla,
Yok yere savunurdu.
Ben bunca yıl
Bunca insan tanıdım
Yüreği zehir dolu;
Yine de insanlardan
Kesmedim umudu.
İnsan dedim
Yekindim;
..........
..........
Metin Altıok
GÜNLERDEN ÖYLE BİR GÜN
Günlerden öyle bir gündü;
Üstüne tarih düştüğüm.
Gözümün önüne geldi birden
Balkıyan güzel yüzün.
Ve yüreğim yandı söndü,
Ter bastı avuçlarımı.
Bir işlek kovan uğultusu
Kapladı kulaklarımı.
Uzandım usulca cigarama;
Yavan ömrüme katık.
Ben o gün öldüm gülüm,
Bir daha ölmem artık.
Metin ALTIOK
Almora / Güneşin Ozanları
Sen güneşin ozanlarını
Durdurabilir misin sandın
Rüzgarın şarkısını
Susturabilir misin sandın
Korkmuyorum şiddetinden
Ateş tutan ellerinden
Ürkmüyorum nefretinden
Ve karanlık nefesinden
Boyun eğmem asla sana
Yaksan bile bedenimi
Ben doğarım küllerimden
Gücün varsa durdur beni
Kayaların ruhundamın ben
Yüzyılların öyküsü bende
Otuzyedi güneşim var
Işıldar durur yüreğimde
Tutamassın zincirlerinle
Yıldızların ışığını
Susturamassın nefretinle
Güneşin ozanlarını
Boyun eğmem asla sana
Yaksan bile bedenimi
Ben doğarım küllerimden
Gücün varsa durdur beni
kaybetmedimkimsei şimdiye kadar....

Adile Naşit
17 Haziran 1930’da İstanbul’da doğan Türk sinemasının ünlü oyuncusu Adile Naşit’in asıl adı Adile Keskiner’dir.
Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızı olan Adile Naşit babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi.
“Herşeyden Biraz” oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın tiyatrosuna girdi ve 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında “Lüküs Hayat” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı.
1950’de, kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada çalıştı.
1961’de, eşi ZIya Keskiner ve abisi Selim Nasit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalışmıştır.
Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da “İşte Hayat” adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Rıfat Ilgaz’ın eserlerinden sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı.
1981 yılında TRT televizyonunda “Uykudan Önce” isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi.
Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de İstanbul’da öldü.
Ölümünün yıldönümünde kendisini saygı ve sevgi ile anıyoruz. Bir Adile daha gelmez..
Kaynak :
http://www.bigglook.com/biggcinema/unlu.asp?fuid=3715
Savaş Dinçel'i kaybettik
Ekmek Teknesi'nin fırıncı Nusret Baba'sı dün gece aramızdan ayrıldı. 65 yaşında hayata gözlerini yuman Dinçel'in ölüm haberini alan sanatçı dostları hastaneye akın etti.

Ekmek Teknesi dizisinde oynadığı fırıncı baba rolüyle tanınan tiyatro sanatçısı Savaş Dinçel, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 65 yaşında hayata gözlerini yuman Dinçel'in ölüm haberini alan sanatçı dostları hastaneye akın ederken, ünlü sanatçının ölüm nedeninin geçirdiği ağır iç kanaması olduğu öğrenildi.
Ekmek Teknesi'nde "Nusret Baba" rolüyle tanınan Savaş Dinçel, saat 00.00 sıralarında rahatsızlanması sonucu yakınları tarafından Memorial Hastanesi'ne kaldırıldı. Şok tablosuyla hastanenin acil servisine alınan Dinçel, daha sonra yoğun bakıma alındı. Sağlık durumu gittikçe kötüleşen Dinçel'in kalbinin durmasının ardından doktorlar, Dinçel'i hayata döndürmek için yaklaşık 1 saat uğraştı, ancak; başarılı olamadılar. Dinçel, geçirmiş olduğu ağır iç kanama neticesinde, saat 01.30 sıralarında hayata gözlerini yumdu.
Dinçel'in ölüm haberini alan sanatçı dostları ve yakınları hastaneye akın etti. Aralarında tiyatro sanatçısı Müjdat Gezen ve Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu birçok sanatçı hastaneye gelerek, ziyarette bulundular.
Dinçel'in hayatını kaybetmesinin ardından açıklama yapan Hastanenin Kalp Cerrahi Bölüm Başkanı Bingür Sönmez, konuşmasına "Hepimizin başı sağolsun" diyerek, başladı. Dinçel'in hastaneye saat 00.00 sıralarında getirildiğini ifade eden Doktor Sönmez, "Dinçel, daha önce endositend operasyonu geçirmişti. Daha önce sigara, alkol, kötü beslenme gibi sebeplerle vücudunu çok kötü kullanmış. Genel olarak sağlıksız vücudu vardı" diye konuştu.
Dinçel'in ölüm haberinin alınmasının ardından birçok sanatçının hastaneye gelip, ziyaret ettiğini ifade eden Doktor Sönmez, Müjdat Gezen'in, ölüm haberini almasıyla durumunun çok bozulduğunu ve kendisinden, bir müddet hastanede, müşahade altında kalmasını istediğini söyledi.
Kaynak :
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=48396&cat=200&dt=2007/12/20
Uğurlar Olsun
Bir Pazar Sabahıydı Ankara Kar Altında
Zemheri Ayazıydı Yaz Güneşi Koynunda
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana
Zalımlar Pusudaydı Bedenim Paramparça
Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana
Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun
Çevirdim Anahtarı Apansız Bir Ölüme
Şarapnel Parçaları Saplandı Ciğerime
Ucuz Can Pazarıydı Kan Doldu Gözlerime
İsimsiz Korkuları Katmadım Yüreğime
Bembeyaz Doğruları Yaşadım Ölümüne
Uğurlar Olsun Uğurlar Olsun
Hüzünlü Bulutlar Yoldaşın Olsun
Bir Keskin Kalem Bir Kırık Gözlük
Yürekli Yiğitlere Hatıran Olsun
Fazla birşey diyemeyeceğim.zaman herşeyin üstünü örtüyor korkarım ![]()
UĞUR MUMCU’YU ANMA ETKİNLİKLERİ ANKARA PROGRAMI
Uğur Mumcu cinayeti 15 yıldır aydınlatılmadı!
24 Ocak 1993... Ankara kar altında. Sabah saat 10’da Çankaya sırtlarında patlayan bir bomba gazeteci- yazar Uğur Mumcu’nun arabasını havaya uçurdu. Mumcu’yu katleden bomba aslında yalnızcao arabanın altına konmamış. Türkiye’nin de temeline konmuştu. Türkiye’yi istikrarsızlaştırma operasyonunun önemli bir kilometre taşıydı. Türkiye halkı Mumcu’yu uğurlamak için Türkiye’nin kalbine akın etti. Ankara hiç bu kadar büyük bir kalabalığı o güne dek ağırlamamıştı. Bir milyonu aşkın insan, saatlerce süren sağnak yağmura rağmen “Uğurlar ölmez. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi” sloganlarıyla Türkiye’ye sahip çıkıyordu. Cinayetin hemen ardından açıklamalar birbirini izledi. Zamanın İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, cinayetin
devletin namusu olduğunu ve aydınlatılacağını söyledi. Ancak devletin namusu olan cinayet, 15. yılında hâlâ aydınlatılamadı. Türkiye’nin Mumcu gibi gazetecilere daha çok ihtiyacı olduğu bugünlerde, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
UĞUR MUMCU’YU ANMA, ADALET Ve DEMOKRASİ HAFTASI ETKİNLİKLERİ ANKARA PROGRAMI
Uğur Mumcu, Türkiye'nin dört bir yanında etkinliklerle anılacak. Anma etkinlikleri Ankara programı şöyle;
• UĞUR MUMCU’YU Evinin Önünde Anıyoruz:
24 Ocak 2008, Perşembe. Saat: 13.00,
Uğur Mumcu’nun Sokağı Gaziosmanpaşa
• Prof. Dr. EROL MANİSALI ile söyleşi.
26 Ocak 2008, Cumartesi. Saat: 13.30 Çağdaş Sanatlar Merkezi
Düzenleyen: USİAD
• Açıkoturum: Mutsuzluk Ekseninde Edebiyat
27 Ocak 2008, Pazar, Saat: 13.30
Çağdaş Sanatlar Merkezi Kavaklıdere
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği.
• Açıkoturum: Bağımsızlık Savaşının Kadınları
29 Ocak 2008, Salı. Saat: 13.30
Çağdaş Sanatlar Merkezi Kavaklıdere.
Düzenleyen: Ulusal Eğitim Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği.
• Konser: AHMET KANNECİ (Gitar) ve EKREM ÖZTAN (Klarnet)
29 Ocak 2008, Salı Saat: 18.30.
Çağdaş Sanatlar Merkezi/ Kavaklıdere
Düzenleyen: Sanata Saygı Derneği.
• Söyleşi: 12 Eylül’den Mumcu’ya, Mumcu’dan Günümüze: Türkiye.
Konuşmacı: MUZAFFER İLHAN ERDOST
30 Ocak 2008, Çarşamba. Saat: 16.30
Çağdaş Sanatlar Merkezi.
Kapanış Gecesi:
• Katılımcılar: Sina Akşin / Tarık Akan / Arif Erkin / Ahmet Telli
Konser:
BÜLENT ORTAÇGİL, BAKİ DUYARLAR, BULUTSUZLUK ÖZLEMİ, ERKAN OĞUR, İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU, TUNCER TERCAN
31 Ocak Perşembe. Saat: 19.00
A.Ü D.T.C.F Farabi Salonu..
uğur mumcuyu severdim allah rahmet eylesin
My Life İs Metal
Cem KARACA'nın 4. Ölüm Yıldönümü ( 8 Şubat 2008 )

5 Nisan 1945’de Ìstanbul’da dünyaya gelen Cem Karaca, Toto Karaca ve Mehmet Karaca’nin ilk çoçuğudur. Tiyatro ve Müzik ile birlikte iç içe büyüyen Cem Karaca’nin müzik ile ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa’nın Cem Karacaya piyano notaları ve piyano nağmeleri öğretmesi ile olmuştur. 14 yaşında Ìzmir’de tatildeyken aşık olduğu kızı etkilemek için Johnny Guitar adlı şarkıyı söyleyen Cem Karaca, annesi Toto Karacay’ı daha çok etkiler. Cem Karaca’nın müziğe olan yatkınlığını gören Toto Karaca, oğlunun müziğe yönelmesinde büyük rol oynamıştır.
Profesyonel müzik hayatının ilk donemlerinde Rock n Roll tarzı çalışmalaryla bilinen Cem Karaca 1963 senesine doğru “Dinamitler” adı altında arkadaşları ile kurduğu grupla sahne almaya başladı. Ayni sene “Dinamilter” grubunun dağılmasının ardından “Bekledikleriniz” ile geri dondü Cem Karaca. Bir iki ay süren “Bekledikleriniz” grubunu Gokçen Kaynatan’ın grubu izledi. Gokçen Kaynatan’ın grubuyla müzik hayatını sürdüren Cem Karaca, gruptan ayrıldıktan sonra bir süre tiyatro ile ilgilendi. Müzikten kopmak istemeyen Cem Karaca 1964 yılında “Cem Karaca – Jaguarlar” grubunu kurdu. 1967 – 1969 yılları arasında Apaslar grubu, Hürriyet gazetesinin düzenlediği altın mikrofon yarışmasında ikinci olarak büyük bir başarıya imza attı. Apsalar’ı Kardaşlar grubu izledi. Kardaşlar Dadaloğlu çalışmasıyla büyük başarı elde etti. Kardaşlar grubundan ayrılan Karaca, Moğollar grubu ile çalışmalarını sürdürdü. Moğollar grubunun dağılması Cem Karaca’nın Dervişan grubunu kurmasına yol açtı.
Grup politik – rock ve progressive rock çalışmalarıyla biliniyordu ve Cem Karaca tam anlamıyla ilk studyo albümü; “Yoksulluk Kader Olamaz”ı Dervişan ile çıkardı. Edirdahan grubunun çalışmaları ardından Almanya’ya gidip 1987 yılına kadar sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Gurbet acısı Cem Karaca’nın bu donemdeki en iyi albümünü almanca dilinde çıkarmasına yol açtı. Yurda geri dondükten sonra 1990 ve 1992 yıllarında Yiyin Efendiler ve Nerede Kalmıştık albümleriyle müzik hayatını sürdürdü. 1997 yılında Ağır Roman’ ın film müziği “Resimdeki Gozyaşları” Cem Karaca’yı yeniden popular yaptı. 1999 yılında “bindik bir alamete…” albümünü çıkaran Cem Karaca, Kahpe Bizans filmi için 3 parça kaydedip filmdede küçük bir rol aldı. 2000’li yıllarda şiir çalışmaları ve Barış Manço’nun grubu Kurtalan Ekspres ile sahne aldı. 8 Şubat 2004 tarihinde, solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle Cem Karaca müziğe ve hayata gozlerini yumdu.
Evet arkadaşlar yanlış okumadınız "çizgi ötesi" programının yapımcısı ve rock müzik için her daim çabalayan insan Yaman Afacan'ı geçtiğimiz gün kaybettik. 20 Şubat Çarşamba günü ebedi yolculuğuna uğurlamak için Pendik Merkez Camii'nin avlusunda buluştuk ve Yaman'ı uğurladık. Tanıyan ve tanımayan herkesin başı sağolsun... Camiamız gerçekten büyük bir lejyonunu kaybetti, acım çok büyük daha fazla yazamayacağım...
Ben de insanım lan!
Kenan Pars vefat etti.
Yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi sanatçısı Kenan Pars İstanbul’da 88'inci doğum gününde vefat etti.
Alınan bilgiye göre, yaklaşık bir aydır ağır grip tedavisi gören ve akciğer kanseri olduğu ifade edilen Pars, bu sabah saat 08.00’de kızının Beylikdüzü’ndeki evinde hayatını kaybetti.
Kenan Pars'ın cenazesi, 12 Mart çarşamba günü düzenlenecek törenlerin ardından toprağa verilecek.
Pars için ilk tören, saat 11.00'de Bakırköy Sanatçılar Derneği'nde gerçekleştirilecek.
Kenan Pars'in cenazesi, daha sonra Bakırköy Ermeni Kilisesi'nde saat 14.00'de yapılacak törenin ardından Bakırköy Ermeni Mezarlığı'na defnedilecek.
KENAN PARS KİMDİR?
Asıl adı Kirkor Cezveciyan olan Ermeni asıllı yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi sanatçısı Kenan Pars, 10 Mart 1920 tarihinde İstanbul'da doğdu.
Siyah beyazlı yıllardan bugüne kadar "Öldüren Şehir", "Ecel Köprüsü", "Evlat Acısı", "Son Şarkı", "Vahşi Kız", "Ölüm Korkusu", "Büyük Sır", "Pusu", "Gurbet", "Samanyolu", "Vatan Uğruna", "İlk Aşk", "Ekmek Kavgası", "Namus Belası", "Sarışınım", "Hayat Bağları" ve "Acılar"ın da aralarında bulunduğu yüzlerce filmde oynayan Pars, bir dönem Yeşilçam filmlerinin sert mizaçlı karakterlerini canlandırdı.
Oyunculuğunun yanı sıra "Oğlum", "Derdimden Anlayan Yok", "Cinayet Gecesi", "Ölüm Allah'ın Emri", "Aklın Durur" ve "Bir Ateşim Yanarım" adlı filmlerin yönetmenliğini üstlenen, ayrıca birkaç filmde yapımcılık ve senaryo yazarlığı da yapan sanatçı, Bakırköy'de kendi adını taşıyan bir milli piyango bayi işletiyordu.
Kaynak : milliyet.com

