Forum
Atatürk'e şahsi düşmanlığın olmadığı attığın beş mesajın üçünün Atatürk hakkında ileri geri konuşmaktan öte olmamasından belli oluyor zaten. Saygı bile duyuyormuşsun, "ılımlı düşmanlık" mı desek biz buna? "Kutsal Atatürk" olayı ne, götünüzden terim uydurmayın! Atatürk'ü hatasız bir önder olarak görmek, onu peygamber seviyesine çıkarmak en başta Atatürkçü gençliğin karşı çıktığı bir olay zaten; çünkü onun kişiliğini göklere çıkarmak yaptıklarının anlaşılmasını engeller. Atatürk'ün övülmesi ona olan minnet borcunu anlaman içindir, onun kutsallaştırılması değildir.
R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)
Şimdi bir göz atalım,
Atatürk'ün davranışlarını eleştiriyorum.Hatta çoğuna net olarak karşı çıktığımı da belirttim.
Anında gelen iletiler ise,söz konusu düşüncelerime cevap niteliği taşımamakla beraber "Sen Atatürk'ü beğenmiyorsan laf ebesisin",tu kaka şeklinde...
Kimsenin anasına babasına sövdük mü?Hayır...
Öyleyse bu alınganlık söz konusu bireyin(aksi iddia edilse de) putlaştırılması değil midir?Aksini düşünüyorsanız ifade edin.
Her neyse,yapılan eleştiri "ileri geri konuşmak" olarak algılandığı sürece Mustafa Kemal hakkında olumsuz fikir beyan etmek epey zor.
Bu arada,hayatında saygı duyduğun bireyleri eleştirmedin mi hiç?Hepsiyle fikirlerin birebir uyuşuyor mu?Bu nasıl mantık böyle?
God is dead...
Saygı bile duyarım demek ile saygı duyarım arasında epey büyük bir fark var ![]()
Atataürk'e saygı duymak zorundayız...Adı Atatürk olduğu için ya da kişiliği için değil bu ülke için yaptıkları,insanları için yaptıkları,gösterdiği yol ve eşsiz ileri görüşü için en basiti..
Atatürk'ü çok severim ama eleştirdiğim noktaları yok değil ama bana sanki bunları başardığı ortamı idrak edemeden ve tarihi zamanına göre değil de sonrasına göre değerlendiriyorsunuz gibi geldi...
Good friendly violent fun in store for all..
Hammer of Justice Crushes You,Overpower
I Cant Believe The Things You Say
I Cant Believe
I Cant Believe The Price You Pay
Nothing Can Save You
Justice Is Lost
Justice Is Rape
Justice IS Gone..
Kimse kimseye saygı duymak zorunda değil,Atatürk'ü ise "yapamadıkları" için değil,yapmadıkları ve davranışlarında saçma bulduğum noktalar sebebiyle eleştiririm şahsen.Zaman bu noktada bir ölçüt değil...
Yine de bağnaz bir toplumda yaptığı yenilikler sebebiyle değeri hak ettiğini düşünürüm.
God is dead...
30 yıl önce ben doğmamıştım,doğsam da gitmezdim.Bununla beraber,toprak reformu yoksa o sözde devrime burjuva demokratik devrimi denemez.
Üretim araçları çerçevesinde net,sınıfsal değişiklikler yapmayan devrim olsa olsa darbe gibi bir şey olur.Şekil farklı,öz aynımsı...Neyse,Atatürk'e şahsi düşmanlığım yok,saygı bile duyarım;ama şu "Kutsal Atatürk" olayından nefret ediyorum.
Eleştiri yapmana bir şey denmedi ki? Kim diyebilir zaten, eleştiri olmadan yerimizde saymaktan başka ne yapabiliriz? Örnek aldığın veya saygı duyduğun insanları eleştirmeden, tüm düşüncelerini benimseyerek zaten kendin olamazsın. O yönde herhangi bir ifadem olmadığına dikkat çekerim. Ben senin eleştirilerini belirtmene değil, bizzat eleştirilerindeki düşüncelere karşıyım. Eleştiri yapmanı ne kadar doğal buluyorsan benim senin düşüncelerini eleştirmemi de o kadar doğal bulmalısın. "Kutsal Atatürk" sözüne takıldım ben senin. Laf ebeliği kısmı Atatürk'ü beğenmemenden kaynaklanmıyor. Herkesin nabzına göre şerbet verme ikiyüzlülüğüne dayanamıyorum. "Atatürk'ü hiç sevmiyorum" değil de "saygı bile duyarım" gibi bir lütuf cümlesi belirttiğim gibi ılımlı bir düşmanlıktır. Son olarak "Kimse kimseye saygı duymak zorunda değil" lafıyla da dünya üzerindeki birçok anlaşmazlıkların, uyuşmazlıkların, savaşların nedenini güzel bir şekilde açıklamışsın. İşte o zihniyet bu zihniyet dedim okuyunca...
R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)
http://turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/arastirmalar/icimizden_biri.pdf
http://www.aofkampus.com/forum/index.php?topic=1932.0
http://www.simalyildizi.net/index.php?topic=1480.0
3 linkte aynı yazı son link biraz daha kolay açılıyor
Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI nın İçimizden Biri Atatürk adlı konferansı
Atatürke sallayıp tutanları bu yazıyı okumasını isterim hatta bu yazıyı okumamış herkesin okumasını isterim uzun diye okumamazlık ederseniz o sizin biliceğiniz iş ama okumadan geçmeyin okumamış olanlar.
Dreams They Come And Go , Ever Shall Be So , Nothings Real Until You Feel...
Troçki, Ekim Devrimi gerçekleşmeden önce bile Lenin tarafından yüzlerce kez eleştirilmişti. Kadro hareketi, kemalizmi teorize etmiştir, kemalizme karşı bir hareket değillerdir. Troçkistler ise II.Dünya Savaşı'nda Sovyet askerlerine silah bırakmalarını, Nazilerin Sovyetleri sosyalizme daha yakınlaştıracağına dair bildirler dağıtıyorlardı.hani senin ataların (stalin) troçkiye aynısını yapmamıştı.hayat tesadüflerden ibaret dimiGüzel bir cevap olmuş. Özellikle kemalistliğin (ki bir ideoloji midir? ) devrimcilik değil, karşı devrimcilik olduğu savı. Kemalizm denilen olguyu teorize eden "kadro" hareketinin bile cumhuriyeti kuran kadro tarafından tasfiye edilmesi çok ironik...kemalizm karşı-devrimciliktir savı ise ne tarihe , ne diyalektiğe nede zekaya uyan birşeydir , feodalizmi tasfiye edip , demokratik devrimi gerçekleştirmiştir ama komünizmi getirmedi diye ağlayacaksınız yine değilmi? ama sizin partinin ilk kurucusu Atatürk onu unutmayın, İlk resimi Türkiye Komünist Partisi ni Atatürk kurdurdu , hiç değilse buna saygınız olsun biraz.
Kemalizm denilen olgunun zaten teori fakiri bir şey olduğu ortada, onu dillendiren kimselerin de Türkiye burjuvazisi tarafından tasfiyesi, sadece bu sınıfın genel karakteristiğini ortaya koyar.
Diyalektik demişsin, allah allah!!! O diyalektik dediğin şey ise burjuvazinin semirildiği ortamda sosyalist bir devrimle iktidarın el değiştirmesini de söylüyor! Köle-Efendi toplumundan kurtulan bir feodalite, her ne kadar ilk zamanlarında nispeten ilericiyse de, burjuvazi iktidarı ondan alırken bu özelliği devam edecek demek midir? Mevcut dönem içinde değerlendirilmeyen olaylar ve siyaset saçma sapandır ve de günümz örneğinde olduğu gibi gericidir.
Yaptığınız yüz yıl önce Osmanlıcıların çıkıp kemalist kadroya "Bu yaptığınız ne akla, ne de diyalektiğe uyar, laf ebeleri" demek gibidir.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının komünizmi getirmesi diye bir şey yok. Komünizm gelmez!! ülkenin mevcut koşulları bir sosyalist evrilmeye uygun değildi ve de Gazi Paşa olabilecek yollardan en iyilerinden birisini gerçekleştirdi belki. Fakat bu, nesnel koşulların tamamen değiştiği 21.yy da hala savunuluyorsa, asıl bu gericiliğin ve karşı devrimciliğin önde gidenidir. Sinsidir bu gericilik, insanlara ileri bir hamle olduğunu hissettirip tüm duyarlılığını yok eder.
Atatürk, Türkiye Komünist Fırkasını öncelikle Sovyetlere kendisini şirin göstermek, daha sonra da ülkede gelişmesi muhtemel bir komünist yönelime karşı bir set çekmek içindir. Şunu da söyleyelim, bu fırka kuruldu, ama gidip üye olanlar kısa süre sonra göz altına alınıp tutuklanıyorlardı, ne kadar ironik gene değil mi??
Mustafa Kemal'in ise ilk parti kurucuları Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümlerinde ne kadar payı olduğu tartışma konusudur, ama bundan rahatsız olmadığı da açık...
Ayrıca bir ideolojiyi, bir siyaseti bir "kişi" ile değerlendiren zihniyet ne kadar zavallıdır. Mustafa Kemal eminim ki yaşasa bu yaptıklarınıza bakar ve de ne halde olduğunuzu kendisi de söylerdi. Yerinde sayan toplumlar geriler. Kemalizm, bir burjuva ideojisidir, sadece sermaye düzeninde anlamlıdır ve de günümüzde gericileşmiştir.
Babanın arkadaşından bahseder gibi ve hatta yaşamışsın gibi konuşmuşsun , Demokratik devrimin eksiklikleri olabilir toprak meseleside bunun dahilindedir , ama merak etmeyin toprak devrimi içinde savaşanlar var 30 yıl önce ege de söke de vuruşanlar şimdi Diyarbakırda , Bismil de direniyorlar , ağaların kurşunlarına hedef olup , şehit olma uğruna rağmen.Muhyettinler , Cumhuriyet köylüleri , Bismil 'kahrolsun ağalık , yaşasın cumhuriyet diye bağırıp yürürken , vurulurken ; siz nerdeydiniz laf ebeleri?Bu arada şunu da hatırlatmak istiyorum,Atatürk'ün feodal ağa tayfasıyla arası gayet iyidir.Zaten kendisi de bu şahısların toprak sahibi olma haklarını koruyacağını belirtmişti...Bu bozuntular o zamandan beridir Meclisteler...
O köylüler nedense "Köylü milletin efendisidir" lafından fazla bir şey alamamıştır. Çok açık ve net, özellikle doğu illerinde feodalitenin üstüne gidilmemiş, ağalık sistemi özellikle var edilmiştir. Aşiretler arası kavgalar ve sürtüşmelerden yararlanılmış, Doğudaki nüfusun bir hareketliliğe girmemesi konusunda uğraşılmıştır. Bunun ve sonrasındaki doğudaki pasifize etme politikası bugünkü doğu manzarasını ve de iyice saçma sapan bir kimliğe bürünen Kürt siyasetini doğurdu.
Ayrıca merak etme, direnen köylüler kemalizm için değil, sömürüye karşı direniyorlardı, her ne kadar burjuva düzeni onlara köle olarak kalmayı buyurmuş olsa da...
Eleştiri yapmana bir şey denmedi ki? Kim diyebilir zaten, eleştiri olmadan yerimizde saymaktan başka ne yapabiliriz? Örnek aldığın veya saygı duyduğun insanları eleştirmeden, tüm düşüncelerini benimseyerek zaten kendin olamazsın. O yönde herhangi bir ifadem olmadığına dikkat çekerim. Ben senin eleştirilerini belirtmene değil, bizzat eleştirilerindeki düşüncelere karşıyım. Eleştiri yapmanı ne kadar doğal buluyorsan benim senin düşüncelerini eleştirmemi de o kadar doğal bulmalısın. "Kutsal Atatürk" sözüne takıldım ben senin. Laf ebeliği kısmı Atatürk'ü beğenmemenden kaynaklanmıyor. Herkesin nabzına göre şerbet verme ikiyüzlülüğüne dayanamıyorum. "Atatürk'ü hiç sevmiyorum" değil de "saygı bile duyarım" gibi bir lütuf cümlesi belirttiğim gibi ılımlı bir düşmanlıktır. Son olarak "Kimse kimseye saygı duymak zorunda değil" lafıyla da dünya üzerindeki birçok anlaşmazlıkların, uyuşmazlıkların, savaşların nedenini güzel bir şekilde açıklamışsın. İşte o zihniyet bu zihniyet dedim okuyunca...
Atatürk'e duyduğum saygıyı abartmışsın.Öyle ahım şahım bir şey olmadığını,sıradan "saygı bile duyarım" derken ifade etmiş durumdayım zaten.İdolüm ya da ideolojik kaynağım vs. değil yani,eleştirilerimin sertliği normal...
Eleştirilerimdeki düşüncelere cevap niteliğinde bir ileti vermek yerine,direk savunmaya geçmişsin.Benim kastettiğim buydu,yoksa düşüncelerimizin uyuşmadığı zaten belli.
Kimseye yaranma derdim yok açıkçası,direk Mustafa Kemal hakkında ne düşünüyorsam onu söyledim.Bununla beraber,yaptığı bazı işleri takdir ediyorum,az da olsa duyduğum saygı bundan kaynaklanıyor.Bunda anlaşılmayacak bir nokta göremiyorum.Tabi zorlarsan buradan istediğin gibi bir anlam çıkarabiliyorsun...
"Kimse kimseye saygı duymak zorunda değil" ile "İnsanlar birbirlerinin yaşam tarzlarına ve düşüncelerine karışabilir,aşağılayabilir" arasında bir bağıntı bulamıyorum,zira ilk ifade özgür düşünceye bir atıftır.Bahsettiğin olumsuzlukları illa ilişkilendirmek gerekiyorsa,bu ikinci ifade olmalı...
Bu payın yüksek olduğu yönünde pek çok fikir işitmiştim...Mustafa Kemal'in ise ilk parti kurucuları Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümlerinde ne kadar payı olduğu tartışma konusudur, ama bundan rahatsız olmadığı da açık...
God is dead...
"Kimse kimseye saygı duymak zorunda değil" Bu nasıl bir söz anlamadım ya birini sevmiye bilirsin tamam ama saygı duymak zorundasın yoksa bu senin insanlık vasıflarını yitirmiş biri haline getirir bunuda istediğini sanmam
Dreams They Come And Go , Ever Shall Be So , Nothings Real Until You Feel...
Evet kimse kimseye saygı duymak zorunda değildir.Fakat kimse diğerinin düşüncelerine veya yaşam tarzına karışamaz.Bunun dışında,elbette insanların birbirine saygı duyması,insan sevgisine sahip olması muhteşem bir şey;fakat bireye zorla "saygı" dayatamazsınız.
Çok abarttınız bu meseleyi,
Örneğin homoseksüel bir bireyin cinsel tercihlerine saygı duymayabilirsiniz,fakat onu aşağılamaya veya ona karışmaya hakkınız yoktur.Faşizanlık,insanlık vasfını yitirmek bunları yapmaktır...
Ben arkadaşlarımın faşist,ülkücü arkadaşlarına saygı duymuyorum mesela;ama onlar birilerini etnik kökeninden dolayı aşağılamadan müdahale etmemiştim.
Faşizm düşünce değil,aşağılanmayı hak eden bir insanlık suçudur ya neyse...Bu başka bir yazının konusu.
God is dead...
Atatürk'e duyduğun saygıyı filan abartmadım DrunkenPanda! "Atatürk'e saygı bile duyarım." derken Atatürk'e saygı bile duymadığın çok açık zaten. Ordaki alaylı anlatımı anlamamışsın, diğer birçok şey anlamadığın gibi... "Kimse kimseye saygı duymak zorunda değildir." cümlesindeki hatayı gördüğünü; fakat çark etmemek için ona dört elle sarıldığını görmek de çok üzücü. "Çok abarttınız." gibi cümlelerle geçiştirme çabası da çok ucuz cidden. Bireye zorla dayatılamayacak olan şey sevgidir. Kendisine saygı duyulmamasını gerektirecek bir eylemde bulunmamış herhangi bir insana saygı duyma zorunluluğun vardır. Faşizmi örnek verip saygı duymam demişsin. Tabiki duymayacaksın; çünkü faşizm kendisine saygı duyulmamasını gerektirecek fikirler topluluğudur. Bu ifadenin özgür düşünceye bir atıf olmasından bahsetmen karşısında da ister istemez bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyesi geliyor insanın. Özgür bir düşünce ortamı yaratmanın ön koşulu başkalarına saygı duymaktır zaten. Konu apayrı bir yere gitti ama yazdığın cümlenin ne kadar mantıksız olduğunu görmeni istedim. SAYGIlar!
R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)
Aslında,bireyin kimse saygı duyup kime duymayacağı da özgür düşüncenin parçasıdır.Özgür düşüncenin varlığından bahsedeceksek,bireylerin birbirlerinin düşüncelerini bloke etmemesi,düşüncenin önündeki yasal ve toplumsal engellerin kalkması gerekir.Herkesin birbirine saygı duyması elbet güzel,ama birey kimse saygı duyacağını kendi seçmelidir.
Bunun dışında,ya yazdıklarımı yanlış anlamış,ya da bilerek saptırıp mantıksızlaştırabileceğin bir çerçeveden betimlemeye uğraşmışsın.Umarım birinci seçenek doğrudur,her ne kadar aksi sırıtsa da...
Her neyse,işi bireyselleşmiş.Daha fazla uzatmaya gerek görmüyorum,sana da saygılar...
God is dead...
Çamur at, izi kalsın yöntemi izlemek yerine neyi yanlış anladığımı, neyi çarpıttığımı söylesen daha iyi ederdin. Amacım, özgür düşünceyi savunurken özgür düşünceye nasıl da balta vurduğunu, bu tutarsızlığını göstermekti. Ben her şeyi tek tek açıkladığımı zannediyorum, sebepleriyle birlikte... Tartışmalarında kullandığın ucuz safdil anlayışları başka yorumlarda arama. Yanlış bir laf edip arkasından yanlışına sarılman-onun yanlış olduğunu bile bile- çok acı. Dediğin gibi daha fazla bireyselleşmesin tartışma, ben de daha fazla çarpıtmayayım engin yorumlarını. Eyvallah!
R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)
Peki.
God is dead...
Yazılanlarda aşağıdaki yorum beni hayrete düşürdü ve exsaddam ın da neo kemalist ulusal devrimci olduğu gizli bilgisine ulaşmış oldum. İtiraz edebilir belki ama öyle ve genel düşünce tarzı çok tehlikeli olduğundan bu konuya değinmek zorundayım.
hani senin ataların (stalin) troçkiye aynısını yapmamıştı.hayat tesadüflerden ibaret dimikemalizm karşı-devrimciliktir savı ise ne tarihe , ne diyalektiğe nede zekaya uyan birşeydir , feodalizmi tasfiye edip , demokratik devrimi gerçekleştirmiştir ama komünizmi getirmedi diye ağlayacaksınız yine değilmi? ama sizin partinin ilk kurucusu Atatürk onu unutmayın, İlk resimi Türkiye Komünist Partisi ni Atatürk kurdurdu , hiç değilse buna saygınız olsun biraz.
Stalin in karşı devrimci hareketinin olması Atatürk ün ardılları olduğunu söyleyerek devlette ayrı bir sınıf oluşturan lider sultasına dayalı kemalistlerin gerici tutumlarına bahane olarak öne sürülemez saçma bir bakış açısıdır bu.
Ayrıca ataların demek suretiyle kişinin ırka dayalı olarak yıpratılma çabası da yoruma sahip kişinin tarihsel sürece diyalektik değil, ırkçı ve ulusalcı baktığına kanıttır. Bu bir.
İkincisi komünist partiyi devletimiz kurdu Atatürk kurdu ona minnet duyun sözü de saçmalıktır. Böyle bir diyalektik materyalist mücadele anlayışı da yoktur. Komünist partiler devlete minnet duymazlar. Varoluş amaçları resmi ideolojiyi poh poh lamak değildir. Atatürk ün komünist partiyi açtırmış olması ve ülkedeki devrimcilere karşı olan uygulamaları tartışmalı bir konudur. Kemalizm denen resmi devlet aygıtının ideolojisi sağ ı ve sol u kıskırtıp birbirine kırdıran bir anlayış benimsemiştir. Atatürk ün hiç bir devrimci reform anlayışını da barındırmaz içinde. Devrimin kendisi ile yeniden yapılanması arasındaki otoriter oluşumun farkını anlamazsanız komik olur,aslında kendinize gülmüş olursunuz. Napolyon Bonapart ın elitist yeni burjuva aristokrasinin kumandanı olması onu devrimci kılmaz Fransız ihtilali nedeniyle. İhtilal anı tarihsel bir tıkanma halinde koşulların o aşamaya gelmiş olmasından doğar. İhtilal öncesine göre iyidir öyleyse Napolyon haklıdır demek diyalektik materyalizm değil ulusalcı nasyonal sosyalizm dir en fazla. Zaten 1930 lardaki alman merkezli Nazi hareketi temellerinden birini bu manipülatif ulusal devrimcilik anlayışından almıştır. Lenin in başlatıp Stalin ile son halini alan Ortodoks Marx yorumlarının nedeni de bu Marx ın teorisi ile alakası olmayan anlayıştır. Çünkü bunlar üstyapının ekonomik olmayan siyasi mekanizmasını merkeze alan bir siyasetin propagandasını yapmış, partilerin işçi sınıfı partisi olma zorunluluklarını yok etmişlerdir. Bunun sosyolojik nedenleri de mevcuttur ama buna bu konuda değinmeyeceğim.
Babanın arkadaşından bahseder gibi ve hatta yaşamışsın gibi konuşmuşsun , Demokratik devrimin eksiklikleri olabilir toprak meseleside bunun dahilindedir , ama merak etmeyin toprak devrimi içinde savaşanlar var 30 yıl önce ege de söke de vuruşanlar şimdi Diyarbakırda , Bismil de direniyorlar , ağaların kurşunlarına hedef olup , şehit olma uğruna rağmen.Muhyettinler , Cumhuriyet köylüleri , Bismil 'kahrolsun ağalık , yaşasın cumhuriyet diye bağırıp yürürken , vurulurken ; siz nerdeydiniz laf ebeleri?
Sen de Atatürk ün İnönü nün silah arkadaşı gibi konuşmuşsun. Demokratik devrimin eksikleri olabilir ne demek? Bu nasıl diyalektik bakış açısıdır? Demokratik devrim zaten eksiktir, sen niye madem diyalektik sınıf savaşımı tarihinden örnek verir gibi konuşmaktasın kemalist konuş direkt? Cumhuriyet köylüleri nedir? Ağalık sistemine olan direnci nasıl olup da kemalizme cumhuriyet e bağladın? Cumhuriyet için mi ağalığa karşı bunlar yoksa ağalardan dolayı mı? Öyle işine gelince sosyalist işine gelmeyince kemalist olunmaz. Ucuz demogoji yapıyorsun bismildekiler ölürken sen neredeydin diye. Sanki ağalar terörist muamelesi görmüş hiç bu ülkede tersine ona karşı olanların üzerine jandarma yolluyorlar amma acaip düşünceler bunlar. Acaip değil aslında yorumcu kemalist ondan böyle, mantık olmuyor bunlarda, otomatikman. Ağalar korunuyor hala korunuyor doğrusu bu. Mülkiyet devletinde yaşıyoruz milli demokratik devrim dediğin ne ki senin, ne yani? Madem pek bir ilerici nerede bu devrimci ilerici kemalistler ağalara karşı ölenler varken? Cevap: Zaten istedikleri bu. Ege sanayi bölgesi feodal toprak sahibi istenmez oralarda. Sanayileşememiş bölgelerde sürüyor bu çatışma ve devlet aygıtının da işine geliyor, hepsi bu. Aksi takdirde devlette ikincil bir reform gerekecek ordunun siviller üzerindeki hakimiyeti de kaybedilecek. Bunun kavgası bu. Oralarda da Kürt ler yaşıyor üstelik militer tek ırk a dayalı uniter devletten ödün vermek istemiyorlar, taa ulusal kurtuluş savaşından beri unutulmuş, bastırılmış bir vaad bu da ve bizzat Mustafa Kemal in ulusal birlik için tehlikeli bulup vazgeçtiği bir vaadi. Tabi siz o bölgelerdeki az gelişmişliği 80 yıldır bugünkü teknik şartlarda bile coğrafi şartlara bağladığınız için durum farklı. Tarım da ithalat yapan ülke olma nedeni de bu. Makine tarımı batıda çok eski orada değil oysa. Çünkü bu insanların emeği bu şekilde sömürülmeli ki toprak üzerindeki feodalizm sistemi sürebilsin yoksa kendiliğinden ağaların yerini tarımsal yatırım yapan şirketler alır, sanayileşme başlar, kalkınma olur. Ama mantık asker mantığı olunca bunun tam tersi mantık olarak planlanır. Toprak reformu da çözmez bu işi çözmedi olan yerde zaten. Çünkü adama toprak veriyosun da onu nasıl ekecek de para kazanacak karın tokluğuna çalışan aşireti yoksa? Makine vermen,teşvik etmen,bir sürü iş yapman daha lazım yoksa gene 10 yıla kalmadan hepsi toprağı eski sahibine satıp kentte yeni umutlar arar ki nitekim de öyle olmuştur.
Bunları şundan anlatıyorum. Milli demokratik devrim ardından hemen sanayileşmeyi ve kapitalizmi getirebilmiş ise ilerici olabilir. Aksi takdirde diktatörlüğe dönüşür. Türkiye de asker-polis denetiminde bir kanun devleti olup hala demokratikleşme söylemleri içinde iktidarlar üretmektedir. 1983 de göya kapitalizme geçilmiştir o da hazineyi doldurmak için satmak politikasıyla biraz da mevcut iktidarlara oynayanların kendi çevresini kalkındırmak politikalarıyla. Çünkü bu devlet bu nedenden sivil olmadığından denetimsizdir de siyasi iktidarların inanılmaz derecede yetkileri vardır, bunları değiştirmek istememektedirler. Bugüne kadarkilerin hepsi Kemal isminden nemalanmıştırlar. AKP ise geleneklerden nemalanmakta, onlara diş bileyenlerden faydalanarak aynı yere oturmuş durumdadır. Aslında tüm cumhuriyet tarihindeki siyasi yapı da bu yüzden feodal geleneklerle sürmektedir. Kasımpaşa kabadayısı millete nasihat vermeyi başbakanlık zannetmekte alkış toplayabilmektedir çünkü resmi kemalist ideolojinin yıllardır sürdürdüğü politika da budur halk üzerinde.
Biz biliriz, komünizm gerekirse biz getiririz size ne oluyor, yaptıysak biz yaptık biz devletiz, vatansever devletin kurumlarını eleştirmez, ne mutlu Türküm diyene, ezan susmaz bayrak inmez, ordu daima haklıdır Türk asker doğar,vs vs.
Kemalizm budur. Devrim ise bir sıçramadır ve öncesi ya da sonrasının ne olacağına halkın o yeni sisteme entegre olup katılabildiği oran belirler bir kısım statü sahibine bırakılırsa geriye doğru yozlaşma ve ayrışma özelliği gösterip iç çatışmalar artar, karşılığında diktatörlük artar,hiç bir bariz ilerleme görülemez. Japon Ekonomisi ile Türk ekonomisi arasındaki savaş sonrası farkın nedeni budur, keşke biz de devlet olarak yenilseymişiz de askere yatırım yapamadığımız için daha refahlı olsaymışız hiç olmazsa madem eşitlik düşünceleri ütopya kabul ediliyor dünyada dedirtir. Tabi bu saçma imkansız arzunun nedeni güdülen kemalist siyasetten ötürüdür,milli devletin kuruluş mücadelesi değil. Kemalizmi demokratik devrimin kendisi sanmak da yanılgıdır.
.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y
ekindron vanehedris asohimdor
Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
