Forum
bir de şöyle bir şey var emin olmadığım ama bir çok yerde okuduğum muhtemelen sizde görmüşsünüzdür bir söz, hitlerin sözü ;
"atatürkün birinci talebesi mussolini,ikincisi ise benim"
ıssız
bunu anlamadım ''burjuva devrimi'' derken ne demek istedin?Atatürk tabiki devrimciydi , siyasi literatürde Osmanlı İmparatorluğu feodalizm sınıfına girer ve Atatürk ün yaptığıda milli devrim ; yani başka bir deyişle burjuva devrimi
Yanlış anladıysam bağışlayın ama Mustafa Kemal ozamanın burjuvası olan padişah ve soyuna karşı mücadele etmiştir. Burjuva devrimi yerine halk devrimi dense daha iyi olur.
(U)nknown (F)lying (O)bject..
burjuva devrimi siyasi literatürde , feodalizmden sonraki aşamadır.Atatürk ün yaptığı devrim ise Milli demokratik devrim veya burjuva devrimi olarak geçer (burada siyasal bir sınıflandırma sistemi var.)
burjuva devrimine en iyi örnek Fransız ihtilalidir , monarşiyi yıkıp , yerine burjuva devrimi yapıp , ilerisi için büyük işler becermişlerdir.
Buradaki burjuvayı kötü anlamda kullanmadım , yanlış anladın sanırsam , feodalizm yıkılınca bir üst seviyesi MDD yada başka bir adıyla burjuva devrimidir , sonrası ise sosyalizm.Bu konudakafa karıştırdıysam , ilgili kaynaklar var tavsiye edebileceğim ![]()
bunu anlamadım ''burjuva devrimi'' derken ne demek istedin?Atatürk tabiki devrimciydi , siyasi literatürde Osmanlı İmparatorluğu feodalizm sınıfına girer ve Atatürk ün yaptığıda milli devrim ; yani başka bir deyişle burjuva devrimiYanlış anladıysam bağışlayın ama Mustafa Kemal ozamanın burjuvası olan padişah ve soyuna karşı mücadele etmiştir. Burjuva devrimi yerine halk devrimi dense daha iyi olur.
halk devrimi milli olmaz arkadaşım bir devrim yapıldımı kararsızım ama yapılan şey bir istanbul devrimi bir ankara devrimi oysaki halkın daha çok bir anadolu devrimine ihtiyacı vardı ki rahatlıkla ona bir devrim diyebilirdik
ıssız
bunu anlamadım ''burjuva devrimi'' derken ne demek istedin?Atatürk tabiki devrimciydi , siyasi literatürde Osmanlı İmparatorluğu feodalizm sınıfına girer ve Atatürk ün yaptığıda milli devrim ; yani başka bir deyişle burjuva devrimiYanlış anladıysam bağışlayın ama Mustafa Kemal ozamanın burjuvası olan padişah ve soyuna karşı mücadele etmiştir. Burjuva devrimi yerine halk devrimi dense daha iyi olur.
halk devrimi milli olmaz arkadaşım bir devrim yapıldımı kararsızım ama yapılan şey bir istanbul devrimi bir ankara devrimi oysaki halkın daha çok bir anadolu devrimine ihtiyacı vardı ki rahatlıkla ona bir devrim diyebilirdik
dostum senin bahsettiğin sosyalist devrim , halk devrimi.Atatürk de halkı örgütleyerek milli bir devrim yaptı.literatürde öyle geçer , element uydurmayalım
Atatürk,bir devrimcidir.Çünkü ülkeyi arap ve batı emperyalizmlerinin sömürüsünden kurtardı.Bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yepyeni bir devlet kurdu.Bu devrimcilik dışında birşeyle açıklanamaz.
Acayip boktan işler.
''Devrim kanunu, mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır'' ATAmızın bu sözü her şeyi açıklar bence...
Dreams They Come And Go , Ever Shall Be So , Nothings Real Until You Feel...
Çok güzel şekilde ortalığı karıstırıyorsunuz arkadaslar. Milli olan devrimler değil MÜCADELE idi. Devrimler vatan toprakları içinde yaşayan
Türk , Kürt , Laz ,Çerkez tüm ırklar içindi lütfen karıştırmayalım bunları birbirine. Milli bir devrim diye birşey olanaksız zaten.Milli mücadele olur milli devrim olmaz.Türkler harf sistemini kullanırken diğerlerinin kullanmadığını düşünün.Ne saçma.Halk demek vatan toprakları içinde yaşayan herkes demektir.Bu yüzden inkîlaplar Türk , Kürt Çerkez Laz demeden herkes için geçerlidir..Yani halk için.
Devilseed demişki Anadolu devrimi lazımdı diye. Zaten İstanbul tarafı padişahın olduğu için oralarla bi ilişkisi yoktu Mustafa Kemal ve arkadaşlarının. Erzurum , Sivas kongreleri de zaten Anadolunun her köşesinden gelen seçilmiş insanlarla yapılmamışmıydı?
(U)nknown (F)lying (O)bject..
Devrim göreceli bir kavramdır. Bir sosyalist için zamanın devrimcilik anlayışı burjuva devrimi ile sınırlandırılamaz örneğin. Asya tipi feodal bir imparatorluk olan Osmanlı dan Türkiye Cumhuriyetine geçiş devrim olarak adlandırılabilir evet. Ancak;
Mustafa Kemal in Dünyanın en devrimci adamı demek biraz değil epeyce saçma olur. Bununla da kalınmayıp Che Guevara gibitopyekün amerikan emperyalizmi ile dişe diş fakat milliyetçi öğelere ya da geleneğe sığınmadan savaşmış insanların Atatürk den etkilendikleri sav ı gerçeklerle bağdaşmaz.
Bunun ötesinde asıl devrim rejim değişimidir. Dolayısıyla da diğer devrimler bunun devamıdır ve mecburidir. Milli devrim yapıp saltanat yönetimini ve yetkisini, cumhuriyete geçtikten sonra da islami yönetim sürdürülemez. Burada yönümüz eskiden bizden geri olup sonradan aşarak sıkıştırdığı için batı sistemi olmuştur. Yapılan devrim de batı burjuva devriminin anadolu ayağıdır.
Aslında bu devrim tüm dünyada zincirleme bir reaksiyon gibi gerçekleşmiş ancak özellikle geç sömürge devletleri sanayiden ziyade tarımda ve hayvancılıkta takılıp, kapitalist üretim araçları hakimiyeti açısından da teknolojiden ziyade sanayi hammaddelerini ellerinde bulundurdukları için daha zor bir durumda kalmışlardır. Bugün ortadoğunun şeriat rejimlerinde görülen feodalizm de ekonomik değil, mevcut devleti koruma amaçlı hukuki bir yapılanmadır. Karşı devrimci olarak adlandırılma nedeni de belli bir sınıfın ekonomik çıkarları için her türlü muhalefeti hukuki olarak yasaklamış olmasıdır.
Ancak Cumhuriyet rejimi de aslında tam manasıyla bir özgürlük sayılmaz. Seçilmiş temsilcilere dayalı biçimsel bir demokrasidir. Seçilmişler sıradan halk tabakasından gelmezler. Ya belli ayrıcalıklara sahiptirler yine ya da belli ayrıcalıkları korumak şartıyla, rejime uygun olduklarına karar verilerek seçilme hakkı kazanabilirler.
Ancak yeryüzünde ilkel, uygarlık dönemi öncesi haricinde kendiliğinden bir örgütlenme varolamadığından ötürü kitlenin anlayışı bu alternatiflerden en kolay anlaşılabilir olanına göre oluşturulmuştur. Örneğin ideal sosyalist bir devlette karar mekanizması her halukarda erk görevi üstleneceği, herkesin aynı oranda refahta yaşamasının ekonomik şartları oluşmadığı içinde katı ilkecilik sosyalist devlette bir nevi memuriyet hegemonyasına dönüşerek kendisinden daha refah içinde yaşadığını sandığı için emperyalist bir özentiye neden olacaktır.
Dolayısıyla da aslında asıl mevzu üretim araçlarının kullanımı sorunudur. Bu araçların özel mülkiyet olabilir özelliği yok olmadan, yani dünya halkları aralarındaki anlaşmazlığın üretim ve kaynak tekelini elinde bulunduranların korunması yüzünden çıktığını farkedip kendi alternatif örgütlenmesini sağlayamadan hiç bir devrim tammlanmış ve üstün sayılamaz.
Atatürk ün devrimci misyonu da milliyetçi etnik sınıflara parçalanmakta olan bir imparatorluğun, olabildiğince gücünden faydalanarak bugüne dek gelmiş olan kültürün uzun süre uykuda kalmasını kısmen durdurma çabası diyebiliriz. Çünkü aslında kökeninde aynı derecede zengin olan arap kültürü, amerikan yerli kültürü, afrika kültürü, aryan kökenli olduğu halde Büyük İskenderden beridir batının düşmanlığını kazanmış olan İran kültürü (batıda 1930 lu yıllara kadar Persiya adıyla bilinir) bu çatışmalardan çok büyük ve zor sarılacak yaralar almıştır.
Tüm bunların tam ortasında bulunan anadolu halkları ise islamı yönetim erkinde kullanmaya başladığı anda felaketin temelini atarak batıda yeşermeye hazırlanan reformizm sinyalleri gelirken tam ters istikamete giderek, II. Abdülhamit dönemindeki Pan-İslamizm siyaseti ile tamamen kurumsallaşan halifelik ve dini liderlik kurumu, dini reformların önüne set çekmiştir. Yavuzun Memluklardan aldığı bu makam 16. yüzyılda Mısırda bile resmi bir etkin yetki barındırmıyordu. Oysa bugünkü tüm arap devletlerindeki dini liderlik kurumunun sebebi de oradaki Osmanlı hakimiyetinin politikalarıdır ilkin.
Dolayısıyla bu çelişkileri farkeden Osmanlı aydınbları da dahil olmak üzere Atatürk liderliğinde kurulan yeni düzende bu sorunlar bilindiği için Cumhuriyet devrimi anadoluda daha farklı bir yol izlemiştir. Ancak henüz bu devrim halka ulaşmış da sayılmadığından,ayrıca yeni devlete bir ulusal, milliyetçi hedef gerektiğinden tarih çarpıtılmış, iktidarlar yetersiz kaldıklarında etnik ayrımcılığa ve militarizme gömülmüş, halk devrimi yarım kalarak elit bir kesimin ordu ile yürüttüğü yarı demokratik bir Cumhuriyet rejimi benimsenmiştir.
Dolayısıyla da Osmanlı ile kıyaslayarak Atatürk ün aşırı yüceltilip ne yaptığından ziyade kim olduğu üzerinde durulmuş olması, varolan devrimin karşı devrim ataklarından biridir. Atatürk devrimcidir ancak Dünyanın gördüğü ne tek ne de en büyük devrimcisidir. Devrim i Atatürk ile sınırlandırmak ülkemizde devrim yerine inkılap sözünün kullanılıp, devrim in kapitalist dönemdeki amaçlarından biri olan sınıfsal devrimden soyutlanarak olumsuz algılatılmasına bile uğraşılmış, devrim suç olarak sunulup rejim tehditi bir söz olarak cezai yaptırım konusu olmuştur.
Bu nedenle insanlar Atatürk e devrimci derken devrim in manasının sınıf devrimi olamayacağı üzerinde durma zorunluluğu hissederler bu aslında otokratik yönetimin manipulasyonudur. Buradaki otokrasi belli bir kesimin iktidarı ele geçirmesi ve elinde tutması manasındadır. Türkiyedeki siyasi partilerin tamamı da otokratiktir. Yani parti yönetimi ve liderler sivil derneklerce bağımsız seçimlerle değil, tam tersine tüm partiler ve kadrolar liderlerin arzusuna göre oluşturulur.
Bu iktidar savaşının kökleri İttihat Terakkiye kadar dayanır. Bir türlü ne satılabilmekte ne de halk ile entegre olabilmektedirler. Çok partili rejim denemelerinde halk partisini tanımadıkları için türlü siyasi yollarla yönetimden uzaklaştırılmaya çalışılan bu grup aşırı bir batı hayranıdır. Türlü fiyaskolar yüzünden 1950 den sonra Cumhuriyetin denetimini elinde bulunduran elit kökler başarısız olup, İsmet İnönü de siyaseten zayıf düşünce bu sefer bu grubun takipçileri siyasi karar mekanizmalarını türlü yollarla ele geçirmiştir. Hepsi de genelde kemalisttir. Ancak Atatürkün reformist düşüncesi ile uzaktan yakından ilgileri olmayıp, darbelerden sonra CHP parti örgütünü de ele geçirmişlerdir. (Muhtemelen Erdal İnönünün aniden ve tamamen siyaseti bırakıp fizik bilimine geri dönme nedenidirler, çünkü babasının karizması o varolduğu sürece tam etkili olmalarını engellemekteydi.) Bu garip elitist sınıf daima devleti temsil ettiğini sanır ve sivil siyasete karşı orduya daha yakın dururlar. Hatta devrim iktidarını ele geçirdikleri bile söylenebilir. Özellikle de 46 dan beri bir türlü ilerlemeyen yasakçı,ortakçı örgütlenmelerin yaratıcılarıdırlar. Öyle ki muhafazakar halk ın cehaleti de eklenince kafası karışmış ve paranoyak biçimlerde türlü siyonizm ve masonluk suçlamalarıyla komplo teorisi figüranlarına da dönüşmüşlerdir. İşin komik tarafı ise suçlayanlar da onların devamıdır.
Çok mu karışık? Aslında çok daha karışık. Bugün susurluk da,güneydoğu teröründe, Uğur Mumcu nun öldürülme nedeni olan yazılarında, ergenekon davalarında, rejim krizi olan diğer davalarda sürekli bu karşı devrimci politikanın figürlerini görmekteyiz. Halk Cumhuriyeti daha anlayıp benimseyemeden bunlar çöreklenmiştir tüm siyasi odaklara. Daha da vahim i yağmurdan kaçarken doluya yakalanma misali kediye ciğer emanet eder şekilde AKP yi iktidara taşıyan da budur ve AKP demokrat parti geleneğinin karşı devrimci unsurlarının güncel şekline çok benzer. Daha komiği onu eleştirenler de karşı devrimcidir devlet biziz diyen kesimdir.
Halk nerededir ne yapmaktadır? Ona Osmanlı, Türk, Hun, Atlantis-Mu, Güneş dil teorisi efsaneleri anlatılıp bir yandan da laik ama kesinlikle de müslümanlık dayatması sürdürülüp Dünyanın en büyük ulusu Türk ulusudur hamaseti ile uyutulduğu için seçim zamanında doğru seçim yaptığını zannetmektedir oysa doğru seçim yapabilmesi için iktidarlara yataklanması değil,onu oy hakkı vasıtasıyla korkutabilmesi gerekirdi. Batı demokrasilerinde böyledr örneğin bir siyasetçi yolsuzluk ile suçlandığında bunu karşı taraf uydurmuş diyemez haklı olduğunu istfası ile göstermek zorundadır ve orada onun olması da şart değildir,sistem sivil olduğundan gidene alternatif çoktur.
Görüldüğü gibi Atatürk ün devrimciliği birçok başka sorunu da beraberinde getirmiştir.Çünkü Atatürkün devrimi bir halk devrimi olmamıştır. Dünyada en az bir sefer halk devrimi yaşamamış olan bir kültürde değişim çok zor gerçekleşir. Kültürün en bariz devam unsuru Din olduğu için avrupada bu Luthercilik ile başlayıp reform ve fransız ihtilaliyle sürerek devam ederken,bizde onlardan devşirme ile savaş sırasındaki bir mecburiyetten tepeden inme gerçekleşmiş,ardı da gelmemiştir. Batı sistemi gelse de, laiklik sekülarize olmamış, devletçilik kaldığı için gizli istihbarat ve fişlemelerle, askerle halkı güden bir siyasal yapı oluşturulmuş, milli sermaye yalanlarıyla devlet çok uzun süre içe kapalı ve halkını vergi ile sömüren kapalı bir model benimsemiş, piyasaya açılınca da yine belli bir kesimi devlet yetkisiyle refaha kavuşturup üretimi asla teşvik etmediği içinde enflasyon ile yüzleşmiştir. Yine bu anlayış isyana dönüşünce darbelerle göya adam etmiş sonra da bu sefer etnik ve dini terör ile karşı karşıya gelmiştir.
Sonuç: Atatürk bir devrimci olabilir,ancak Atatürkçülük veya kemalizm devrimcilik değildir, tam tersine karşı devrimcidir. Bugünkü kafa karışıklıklarının ve İslami rejim tehdidi ihtimallerinin yani irticanın da yaratıcısıdır. Bugün CHP ne derece sol parti ise, Atatürk ün ismini yücelterek Cumhuriyet devrimini yücelttiğini sanan kemalistler de o kadar devrimcidirler. Tam tersidir yani.
.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y
ekindron vanehedris asohimdor
Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Güzel bir cevap olmuş. Özellikle kemalistliğin (ki bir ideoloji midir? ) devrimcilik değil, karşı devrimcilik olduğu savı.
Kemalizm denilen olguyu teorize eden "kadro" hareketinin bile cumhuriyeti kuran kadro tarafından tasfiye edilmesi çok ironik...
Bu arada şunu da hatırlatmak istiyorum,Atatürk'ün feodal ağa tayfasıyla arası gayet iyidir.Zaten kendisi de bu şahısların toprak sahibi olma haklarını koruyacağını belirtmişti...
Bu bozuntular o zamandan beridir Meclisteler...
God is dead...
Güzel bir cevap olmuş. Özellikle kemalistliğin (ki bir ideoloji midir? ) devrimcilik değil, karşı devrimcilik olduğu savı.Kemalizm denilen olguyu teorize eden "kadro" hareketinin bile cumhuriyeti kuran kadro tarafından tasfiye edilmesi çok ironik...
hani senin ataların (stalin) troçkiye aynısını yapmamıştı.hayat tesadüflerden ibaret dimi
kemalizm karşı-devrimciliktir savı ise ne tarihe , ne diyalektiğe nede zekaya uyan birşeydir , feodalizmi tasfiye edip , demokratik devrimi gerçekleştirmiştir ama komünizmi getirmedi diye ağlayacaksınız yine değilmi? ama sizin partinin ilk kurucusu Atatürk onu unutmayın, İlk resimi Türkiye Komünist Partisi ni Atatürk kurdurdu , hiç değilse buna saygınız olsun biraz.
Bu arada şunu da hatırlatmak istiyorum,Atatürk'ün feodal ağa tayfasıyla arası gayet iyidir.Zaten kendisi de bu şahısların toprak sahibi olma haklarını koruyacağını belirtmişti...
Bu bozuntular o zamandan beridir Meclisteler...
Babanın arkadaşından bahseder gibi ve hatta yaşamışsın gibi konuşmuşsun , Demokratik devrimin eksiklikleri olabilir toprak meseleside bunun dahilindedir , ama merak etmeyin toprak devrimi içinde savaşanlar var 30 yıl önce ege de söke de vuruşanlar şimdi Diyarbakırda , Bismil de direniyorlar , ağaların kurşunlarına hedef olup , şehit olma uğruna rağmen.Muhyettinler , Cumhuriyet köylüleri , Bismil 'kahrolsun ağalık , yaşasın cumhuriyet diye bağırıp yürürken , vurulurken ; siz nerdeydiniz laf ebeleri?
30 yıl önce ben doğmamıştım,doğsam da gitmezdim.
Bununla beraber,toprak reformu yoksa o sözde devrime burjuva demokratik devrimi denemez.
Üretim araçları çerçevesinde net,sınıfsal değişiklikler yapmayan devrim olsa olsa darbe gibi bir şey olur.Şekil farklı,öz aynımsı...
Neyse,Atatürk'e şahsi düşmanlığım yok,saygı bile duyarım;ama şu "Kutsal Atatürk" olayından nefret ediyorum.
God is dead...

