Forum
ilgimi ceken biryerde okumustum vede cok dogru..Darwinizme inananlar kendilerini ilmi bir zeminde düşündüklerini, kendilerine karşı çıkanların ise sadece dini inançlara dayandıklarını söylerler.
bazikaynaklar var cok gercekci.aksi iddia edilemeyecek kadar.Yaraticinin olduguna dair.
Çoğu insan bir bilim adamından duyduğu herşeyi, mutlak doğru sanır. Bu bilim adamının birtakım felsefi ya da ideolojik önyargılara kapılmış olabileceğinden endişe etmez. Oysa bilim adamları nın bir bölümü, sahip oldukları bazı önyargıları ya da bağlı oldukları felsefi görüşleri, bilimsel bir görünüm altında topluma empoze ederler. Örneğin, tesadüflerin karmaşa ve düzensizlikten başka bir şey oluşturamadığını gözleriyle gördükleri halde, evrendeki ve canlılardaki tasarım, plan ve düzenin tesadüfler sonucu ortaya çıktığını savunurlar.
Söz gelimi bu tür bir biyolog, canlılığın yapıtaşı olan bir protein molekülünde inanılmaz bir düzen olduğunu ve bu düzenin tesadüflerle oluşma olasılığının bulunmadığını rahatlıkla anlar. Ama buna rağmen, proteinin, milyarlarca yıl önce ilkel dünya şartlarında rastlantılar sonucu meydana geldiğini iddia eder. Bununla da kalmaz, yalnızca bir değil, milyonlarca proteinin tesadüflerle oluşup, sonra inanılmaz bir plan ve düzen içinde biraraya gelerek ilk canlı hücreyi oluşturduklarını da çekinmeden iddiasına ekler ve bunu ısrarla savunur. Bahsettiğimiz kişi "evrimci" bir bilim adamıdır.
Oysa aynı bilim adamı, boş bir arazide yürürken üst üste dizilmiş üç tuğla görse, bunların tesadüfen meydana gelip, sonra yine tesadüfen üst üste dizildiklerine asla ihtimal vermez. Hatta böyle bir şey iddia eden kimsenin aklından kuşkulanır.
Peki, sıradan olayları normal değerlendirebilen bu insanlar, konu kendilerinin nasıl var olduğu sorusunu araştırmaya gelince, nasıl olup da bu denli akıl dışı bir tutum sergilerler?
Elbette, bu davranışın bilim adına olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü bilimsel düşünceye göre, eğer bir olayın iki muhtemel nedeni varsa, her iki ihtimal üzerinde de düşünmek gerekir. Eğer iki ihtimalden birisi diğerinden çok daha düşükse, örneğin yüzde 1 ise, bu durumda akılcı ve bilimsel olan hiç kuşkusuz ki yüzde 99 olan diğer ihtimal üzerinde yoğunlaşmaktır.
Bu bilimsel ölçüyü akılda tutarak düşünelim. Canlıların bu dünya üzerinde nasıl ortaya çıktığı konusunda öne sürülen iki görüş vardır. Birincisi, tüm canlıları, şu an sahip oldukları kompleks yapılarıyla Allah'ın yarattığıdır. İkincisi ise, canlılığın bilinçsiz tesadüfler sonucunda meydana geldiğidir. Bu ikincisi, evrim teorisinin iddiasıdır.
Bilimsel verilere, örneğin moleküler biyolojiye baktığımızda ise, tek bir canlı hücrenin, hatta onda bulunan milyonlarca proteinden tek bir tanesinin bile, evrimin savunduğu şekilde tesadüfler sonucu oluşmasına ihtimal olmadığını görürüz. İlerleyen bölümlerimizde de ele alacağımız gibi, olasılık hesapları bu gerçeği açık ve net olarak ortaya koymaktadır. Bu durumda, canlıların ortaya çıkışı hakkında öne sürülen evrimci görüşün doğru olma ihtimali "0"dır.
O halde, birinci görüşün doğru olma ihtimali "yüzde yüz"dür. Yani, canlılık bilinçli bir biçimde var edilmiştir. Diğer bir deyişle "yaratılmış"tır. Tüm canlı varlıklar, üstün bir güç, bilgi ve akıl sahibi olan Allah'ın yaratmasıyla var olmuşlardır. Bu gerçek yalnızca bir inanç biçimi değil, akıl ve bilimin vardığı ortak sonuçtur.
Elbette bu gerçek karşısında, evrimci bir bilim adamının bu iddiasından bütünüyle vazgeçmesi, açık ve ispatlanmış gerçeğe teslim olması gereklidir. Aksine bir davranış, kendisinin "bilim adamı" olmaktan çok, bilimi felsefesine, ideolojisine ve dogmatik inançlarına alet eden bir kişi olduğunu gösterecektir.
Oysa bütün bunlara rağmen söz konusu evrimci "bilim adamı"nın, gerçeklerle yüzleştiği her durumda, öfkesi, inadı ve önyargıları bir kat daha artar. Onun bu tutumu tek bir kelimeyle açıklanabilir: "İnanç" ... Ama batıl bir inanç. Zira, gerçeklerle karşı karşıya geldiği halde, bunlara gözünü kapayıp, hayalinde kurduğu akıl dışı bir senaryoya ömür boyu bağlanmanın başka bir açıklaması olamaz.
YANi bunlari okudugumda hicte inanasim gelmiyor aksini iddia edenlere, baslik konusuna.. Yaraticinin oldugu yonunde inandiklarim budur.bu var ise dinde vardir. konumuz cografya ise bunu bize anlatacak birileri lazim gezecek gorecek sonra yazili olarak onumuze verecekler diye dusunuyorum.yoksa nasil tanir ,bilgi sahibi oluruz gibi.
Farkinda oldugum birsey daha var.nekadar dinine inanan var ise maneviyatcidir saygi sevgi kardeslik vardir o kiside. tabiki genelleme yapmiyorum ama cogunluk bu yonde.tam aksi kisilerde ise cirkeflik asilik ezicilik vb vardir.dinlerde yapmamiz gerekeni akil ve mantik cercevesinde bizlere bildirir diye dusunuyorum.
ve ozellikle belirteyim bu yazi Alintidir.
Burda yazılan alıntıları okudukça kimse kusura bakmasın ama gülesim geliyor sadece.. Ne kadar bilimden ve felsefeden uzak basit yazılar ve nasıl oluyor da insanlar bunların pesinden gidebiliyor aklım almıyor son zamanlarda.. Aslında bunlara bilim camiası içinden verilmiş bir sürü yanıt var, (ki bence cevap vermeye bile değmemeliydi) .. örneğin yukarda, bir molekuler biyologun bir proteinin tesadüflerle oluşmasının imkansızlığını kabul ettiğini ve bu tip düşünenlerin ya da ihtimallerin yüzde 1, geri kalanların Yüzde 99 oldgundan bahsedip; "demek ki yüzde 99'luk kesime tamah etmek gerekir
Konumuz dinlerin nereden geldiği oldugundan, yukarda yazdığım yazıyla da bunun bağlantısını ilgili arkadaşlarım zaten kurarlar diye düşünüyorum.. Sonuc olarak dinlerin -yazıda da belirtildigi üzere- bilgisizlikten ve cevaplanamayan sorulardan kaçmak adına çıktığı yadsınamaz bir gerçektir ve materyalizm ile idealizm arasindaki varolan savaş "dinlerin çıkış noktalarını araştırmak" konusunda da varolmaktadır çünkü bunun araştırmasının yapılması için materyalist diyalektik düşünceye sahip olunması gereklidir.. Ayrica diger alintida bahsettigim gibi , bizler evrende tesaduflerin ve kompleks maddelerin evrim geçirmiş şekillerinden ibaretiz.. Bu açıdan bile bakıldığında dinlerin çıkışının ilahi degil; tam aksine insani oldguunu görürüz..
yazıya da değinmek istiyorum, aristoteles'in yer merkezli ve hareketsiz evren tasarımı ortaçağda da savunulmuş, üstelik kilise bunun aksini savunan kimi düşünürü/filozofu yakmış,derisini,yüzmüş(örnek bruno) ya da susturmuştur(galileo). bilgisizlik sadece antikçağ ya da ilkel insana atfedilmemeli sanırım. bir de idealizm ve materyalizm çatışmasını dinlerin oluşumuna sokmak ne kadar doğrudur bilemiyorum çünkü din inancı olmadan da metafizik veya spiritüel durumları savunmak mümkündür. insanın aurası vardır örneğin görüyor muyuz hayır ancak vardır. ya da kimi varlıklar vardır neyse bunlara girmemek gerek. çok farklı örnekler verilebilir bu konuda, görmediğimiz şey yoktur demek doğru değildir. ya da bilimi düşünelim, radikal anlamda materyalizmi savunmak demek atomaltı araştırmaları da reddetmek demektir. pozitivist olunabilir ancak kökten bir materyalizm savunmak doğru değildir bence.
idealizm'de insan üstü düşünen bir varlığa ya da özneye göndermenin var olması ve materyalizmde de tam aksine bunun reddedilerek "tamamen insan aklına ve varolan toplumsal bilgi birikine" bağlı öngörülerin geliştirilmiş olması, dinlerin çıkış noktaları arasında bağlantı kurulmasındaki "yöntem"lerin ne olması gerektiği konusunda bizleri aydınlatır. Bu yüzden de mutlaka bu savaşa dem vurularak, "dinlerin nereden çıktığının incelenmesinin sadece materyalist düşünceyle" varolabileceğini düşünmekteyim..Din inancı olmadan spirütüel ya da metafizik denen şeyleri incelemek için idealist bir düşünce baz alınırsa sonuçta çıkış noktamız her zaman için bir yaratıcı olur ve noktayı koyarız. Ancak materyalist zeminde bu konuları ele alırsak -ki bunu yapmak materyalizmle zaten çelişir- bizi, yine ucu bucağı olmayan çözülmeyi bekleyen bilimsel denklemlere götürür. Bu ise insan aklına, varolan şekliyle, en uygun olanıdır.
İnsanin aurorası vardır veya yoktur; ya da kimi varlıklar vardır ya da yoktur... insanlık bunları kendisine bir fayda getireceğini anladığı zaman araştırmaya başlar ve bunlar o dakikadan itibaren spiritüel varlıklar olmaktan çıkıp "materyalist zeminde bilimsel açıdan incelenen gündelik malzemeler" halini alır. Bilim tarihi boyunca bu böyle olmuştur ve olmaya devam etmek zorundadır. Göremediğimiz, algılayamadığımız şeylerin varlığını spiritüel anlamlara kaydırmak sonuç itibariyle gereksizlikten öteye de geçmez..
Radikal anlamda materyalizmi savunmak atomaltı araştırmaları reddetmek anlamına ne zamandan beri geliyormuş bunu da çok merak etmekteyim açıkcası.. Bütün atom altı fizik ve kimya araştırmalarını tarihte insanlığın ortak aklıyla şekillenmiş olan "materyalist bilim" gerçekleştirmiştir. Atomların dünyasına indikçe yeni parçacıların keşfi bizleri "daha üstün bir varlığın" olduğu sonucuna asla götürmez; bulgulara göre götürdüğünü iddia etmek de saflık olur zaten.. (Ayrica bu tür söylemlerin ortalıkta dolanması ve özellikle kuantum kimyasıyla alakalı olan yeni bulguların akıllı tasarımcı olan bir yaratıcıya atfedilmesi hollywood sahnelerinden saf insanların beyinlerine uzanmak amaçlıdır, aslı yoktur, tartışması bile gereksizdir.. Bunlar özünde evangelist oyunlardır zaten.. aldanmamak ve dikkatli olmak lazım )
materyalizmin en uç noktasında, sadece duyulara verilen olgular hakkında konuşulması gerektiğini, gerisinin saçma olduğunu söyleyen düşünürler olmuştur. ve bu kişiler atomların gözlenemez olduğunu ve dolayısıyla da atom teorilerinin reddedilmesi gerektiğini bile savunmuştur. ayrıca etik de dahil maddeye bağlı olmayan her türlü metafizik konuyu safsata olarak görmüşlerdir. benim karşı çıktığım bu türden bir materyalizmdi ve gözleyemediğimiz şeyler yoktur demek yanlıştır dedim. pozitivizmi savunurum, mantıkçı pozitivizmde de vardır haklı gördüğüm yerler ve idealizme kesinlikle karşıyım ama, görmediğimiz ve duyu deneyine verilmemiş herşey metafiziktir, hakkında konuşmak saçmadır düşüncesine de karşıyım. dinlerin ortaya çıkışı konusunda söylediklerimin ise arkasındayım. insanlar oturup bir yaratan fikrine düşünerek mi ulaşmışlardır bu tartışılır; bütün o saçma ve gereksiz dinlerin arkasında ilk sayfada bahsettiğim nedenler yatmaktadır. materyalizm ile idealizmin bakış açıları elbetteki bellidir din ya da tanrı konusunda ancak ben bu görüşleri diğerinin merkezine oturtulmasının yanlış olduğunu söyledim. her ateist materyalist değildir örneğin, ateizmin en hararetli savunucularının bile materyalizme büyük eleştiriler yaptığını gördüm ki bunlar saygı duyduğum profesörlerdir. aynı şekilde materyalizmin az önce değindiğim şekline karşı çıkmaktayım ama dinlere inanmıyorum. demek istediğim anlaşılmıştır sanıyorum birbirini gerektirmiyor bunlar. ve son olarak; gerçek anlamda tanrı idesine ulaşılması bunlardan bağımsızdır.
Dinler insanların ihtiyaçlarına cevap vermek için gönderilmiş kurallardır...Eski dönemlerde çoğu zaman karmaşa içine düşen toplumların vahşilikleri sonucunda onlara peygamber gönderilmesidir..Yani bir takım kurallarla insan hayatını biraz düzene sokmak içindir..Din çok geniş kapsamlı bir konu ama çıkış hakkında yazabilceğim özeti yazdım sanırım..
I cAn n0t Live,I cAn n0t Die...
Dinler nereden gelmiştir?
İnsanların kanuna tam anlamıyla uyması, savaş çıktığında istekle savaşması, isyanı aklından bile geçirmemesi, yani içinde bulunduğu sisteme tam anlamıyla uyum sağlaması gerekiyordu. Onun için daha ilk kurulan devletlerden itibaren hükümdarlar bazı dogmatik düşünceler üretmeye başladılar, en büyük silah olarak da insanlığın en büyük bilinmeyeni olan "ölüm" kullanıldı:
Öldükten sonra ne olacağını asla bilemezsiniz, bu yüzden ölüm üzerinden bir senaryo kullanmak en mantıklısıydı. Başlangıçta dinler çok tanrılıydı, bütün olaylar bu tanrılarla ilgiliydi. Doğal afetler olurdu, insanlar neden bu afetlerin olduğunu bilmediği için bunları tanrılara bağlardı. Askeri bir tehdit olduğu zaman halk tanrılar için savaşırdı, cesaretini tanrılara olan inancından alırdı. Her milletin tanrıları farklı olduğu için de her millet kendi birliğini bu şekilde rahatlıkla sağlardı.
Zamanla dinler de evrim geçirdi. En büyük tanrılar tanrı olarak kaldı, diğer tanrılar da asıl tanrının yardımcısı olan melekler olarak anılmaya başladı. Gelenekler benzerdi (mısırdaki oruç ve kurbanın yahudilerde de bulunması gibi). Yeni tek tanrılı dinler çıktıkça üzerinde bulunduğu coğrafyada yaşayan pagan dinlerle benzer özellikler taşıyordu. Zamanla tek tanrılı dinler dünyaya egemen oldu, önceden olduğu gibi bunlar da düzeni kendi kurallarıyla sağlıyordu, sisteme karşı çıkmak öldükten sonra sonsuza kadar yanmak demekti. Sistemin başındaki hükümdar (papa, halife) kuralları koyardı. Sefere çıkarken din her zamanki silah etkisini gösterdi. Papa'nın haçlı seferlerine katılanları cennetle ödüllendirmesi, İslamiyetteki "Şehitler cennetliktir" sözü ve cihad anlayışı bunlara örnektir.
bazı harun yahyamsı alıntıları almasak diyorum. başlığın kalitesi epey düşüyor.
Jeff Hanneman ile Kerry King kavga ediyorlarmış Tom Araya girmiş düzelmiş
Üniversiteyi bitirme tezinde cevap veremedi adındaki kitaptan bi iki örnek vermiştim.Dine inanmayanlara filan yazılmış bi kitap.Harputlu ishak efendi yazmış.Karşıt görüşüm olduğu için okumuştum.Ağır bi kitap ama nedensel yargılardan bahsediliyor.Konuyu görünce bi anda aklıma geldi ![]()
Dinler insanların duygularını sömürmek için mükemmel bir araçtır çünkü insanlar illa birsey olsun da inanalım cinsinden cıktıgı icin cok kolay kandırılyorlar.
Dinlerin bozuldugu ile ilgili bir cok kanıt var her yerde müslümanlık-hristiyanlık ve musevilik gibi dinler bozulmustur.
Ama Tanrı'nın varlıgı ile ilgili hala bir acıklama net değildir varmıdır? yokmudur? belli değil yokluguna dahil belirtiler de mevcut varlıgına da
My Life İs Metal
"her insan kötülük yapabilir.ama iyi insanlara kötülük yaptırabilmek için din gerekir."
bir insana ağzının suyunu akıta akıta,iyi bir şey yaptığını sanarak cinayet işletebilcek tek şey dindir.
aynen öyledir din insana her şeyi yaptırır fakat cezasını din değil insan öder
My Life İs Metal
komik gibi gorunuyor ama israrla gosteriliyor..bazi hayvanlarin uzerinde,yagan karin dagin uzerinde Allah yazisini ortaya koymasi, bunlar fotomontaj olabilirmi bu konuda habere rastlayamadim?
herkes kendisini bildi bileli bu konular mevcut hepte devam edecege benzer.50 kez daha boyle bir baslik acilsa biryere varilmiyacak bence.surprizler inanmamiza neden olabilirmi?gercekten $a$irtici ise ve tekrarlaniyor ise? bilenler bunu aciklarsa iyi olur.firavun ve suveys olayinida aciklarsaniz gercekten muthis olur.her siteye girmeyi sevmiyorum burada bilenlerin yazdiklarini kanitlayarak,okuyor olmak zevk verici samimiyim..kendi inandiklarinizi degil orataya atilan orenekleri curuten kisileri okumak istiyorum daha cok.cunki hep ayni konular allah vardi din yoktu sikici gelmeye basladi bunlar haksizmiyim.sonuca varamiyor kimse bilen bilmeyene kastirma derdinde. Allah ve din hakkinda gorunen,$a$irtici ,hayranlik uyandirici orneklerin dogrulugu yok ise bu bilgiye sahip olan kisilerin bunu anlatmasini istiyorum.
ben yokmu$um gibi yazin lutfen.konuya sahip cikalim..
Sürprizler eğer nasıl meydana geldiklerini araştırıp mantıklı sonuçlar bulmaya çalışmıyorsan insanı sadece dini inançlara bağlanma zorunluluğuna götürür. Bu yüzdendir ki dünyada araştıran kafa patlatan insanlar var, binlerce yıldır inanç bağlılığının vardığı sonuçları gören ve artık bunlarla hiçbir yere varılamayacağının farkında olan dünyanın en zeki insanlarıdır bu bahsettiklerim.
Yazdığın şekilde, hayvanların Allah yazısı gibi görünüm vermesi ya da Firavun'un secdeye varmış gibi gösterilmesi ve buna benzer bütün efsaneler insan uydurmasıdır, yani buna yönelik herhangi bir dini mucize kayıtlarda yoktur. Bu konuda kesin konuşuyorum çünkü bunlar gibi en ufak bir mucize gerçekten olmuş olsa dünya yerinden oynardı, ekranlarda gazetelerde yıllarca bunlar tartışılır ve haklı olarak bütün dünya müslüman olurdu. Ama dediğim gibi, böyle mucizeler hiçbir zaman olmadı , bütün o resimlerin montaj oldukları ise defalarca kanıtlandı. Bu konuda tartışmak bile anlamsız..
Zamanında insanların çok fazla boş vakti olunca böyle saçma sapan tabular kurup oyalanmışlar işte.
bence dinde bazı şeyler saf olarak kalmamış bir sürü gerikafalı o yasak bu yasak deyip saçma sapan bir yığın kurallar haline gelmiş
Ölümünüz için seçtiğim yol
Yavaş ölüm büyük çöküş
Hayatınızın akıp gittiği duşlar altında...
tüm fiksiyonların hepsinin kaynağını insanın yozlaşmasında aramak gereklidir....bunlar gerekliydi çünkü bulunan çözüm dindi.....
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
Düşünülmesi gerek sorulardan birkaçı.......
Düşünülmesi gerekilen başka bir soru.
Dini korkular mı yarattı?
Daha açığı Din korkumun türevi midir.?
Din basitlik midir?
Basit bir felsefi disiplini mi(tez-mi) öngörür?
Din bir ütopya mıdır?
Din bu dünya düzenleriyle ilgili olarak bir çözüm ya da referans kaynağı olabilir mi?
..........
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
