Forum
hayatımda hiç bir kitap bitirmedim sıkılıyorum
bi kere orta okulda hoca bi kitap vermişdi sorular sorcakdı yarısına kadar okudum onuda ![]()
harry potter serisi![]()
off çocuk demeyin ama son kitap hatiç müthişti..
ayrıca orta dünya(K)(K)(L)(L)
Yürüyen Kapris
harry potter serisi![]()
off çocuk demeyin ama son kitap hatiç müthişti..
ayrıca orta dünya(K)(K)(L)(L)
Yürüyen Kapris
Emin Çölaşan - Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi
kesinlikleEmin Çölaşan - Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi
gecenin soluğunda sarı farlar,kornalar,başa yetişmek için aceleci,sankı sonu gelmeyecekmiş gibi kayıtsız...
osman pamukoğlunun insan ve devlet kitabını tavsiye ederim başka aklıma gelmiyor
fantastik kitap sewiosanız eğer (bnm gbi) eragon serisini öneririm... filmine aldırmayın mümkünse izlemeyin(:
Murat Uyurkulak - Har
Tol diye bir kitabı da var bu kitaptan önce yazdığı önce onu okumak lazım belki de ama ben okumadım, okursam onu da önerebilirim...
Üşendim şimdi yazmaya, Radikal kitap eki'nde çıkan tanıtımı şöyle...
"....fantastik öğelerle örülü, günümüz Türkiye'sine sert göndermelerde bulunan, ironik ve bir o kadar da travmatik bir roman. Roman, okurun neresi olduğunu hemen bulacağı çok tanıdık bir ülkede, Netamiye'de geçiyor. Tarihini hatırlasa hemen infilak edecek, ruhundan söküp atmadığı kötü hatıraları olan bir ülkedir Netamiye. Ayrıca, Netamlılar ile dört parçaya dağılmış Xırbolar'ın onca yıllık kavgasına sahne olan ülkenin Topikler'le de bitmeyen sorunları vardır. Üstelik sadece Netamiye değil, bütün bir Doğu yıllardır benzer karışıklıklarla boğuşmaktadır. Bütün bu karışıklığı da ancak bir 'seçilmiş' çözecektir (Tol'de benzer bir işlev Topal Efe'ye yüklenmişti). Son peygamberden beri yeni bir 'seçilmiş' bekleyen Doğu'nun imdadına, meleklerce yeni bir 'aday' bulunmuştur ama ortada büyük bir sorun vardır. Peygamber olacak 'aday', Netamiye'nin Surlukent şehrine bağlı Cille ilçesinde vatani hizmetini ifa etmektedir. Üstelik bir sorun daha vardır ortada. Yedek subay olan aday, Xırbolar'la amansız bir savaşın tam ortasında, en önde çarpışmaktadır.
Tefail'in önerisiyle Doğu'dan yeni bir 'seçilmiş' aramaya çıkan melekler, tam alçalıp seçilmişi gökyüzüne çıkaracakken, aday, Xırbolar tarafından vurulur. Zor durumda kalan melekler, Tefail ve Büyük A.'yı kandırarak, 'aday'ın ipe sapa gelmez ağabeyi Numune'yi seçilmiş olarak yüksek katlara bildirirler. Ancak, kardeşinin ölümünden sonra askere yollanan Numune, çok geçmez, hayatta herkesi çalımlamış ama bir tek askerlik şubesini çalımlayamamış badisi Onüç'le beraber birliğinden firar ederek Surlukent'ten Batı'ya doğru bir yolculuğa çıkar (Hatırlanacağı üzere, Uyurkulak, Tol'de de bir yolculuk hikâyesi anlatmıştı. Batı'dan Diyarbakır'a doğru yapılan bu yolculuk Har'da tersine dönüyor). Doğu'dan Batı'ya doğru bir seyir izleyen bu yolculuk, denilebilir ki romanın ana temasının da ortaya çıktığı yer konumunda. Askeri birlikten firar eden Numune ve Onüç'ü önce Xırbolar rehin alıyor, sonra da geçmiş ve gelecekleri. Eski bir sinemada yeniden ortaya çıkan Numune, küçük Onüç, ruhundaki horozun içinden geldiği gibi ötemediğinden yakınan Otuzbeş ve yamukların (delilerin) hikâyeleri, giderek, yazarın Netamiye'nin asıl ruhu olarak tanımladığı 'sahtelik' üzerine odaklanıyor. Büyük sinema, aslında küçük bir Türkiye vazifesi görüyor romanda. Türkiye'nin tarihsel meseleleri, ülkenin son yirmi yılına damgasını vuran şiddet bu sinemada yeniden vücut buluyor.
Romanın ana meselesine değinmeden önce, Uyurkulak'ın, böylesine sert bir malzemeyi işlerken, fantastik öğelere neden ihtiyaç duymuş olabileceği üzerinde de durmamız gerekiyor. Berna Moran, Türk romanının başlangıçta fantastikten kurtulmak ve 'olabilir olan'ı yansıtmak anlamında gerçekçi olmak istediğini, 1980'lerden sonra ise gerçeklikten kaçıp fantastiği yakalamak istediğini belirterek, yeni bir bağlama dikkat çekmişti. Bu bağlamı doğuran toplumsal ve yazınsal sebepleri açıklamayan Boran'ın tespiti 80'lerden sonraki romanlar için gerçekten önemli bir tespit. Ancak, Har'da kullanılan fantastik öğeler kanımca çok başka bir işleve sahip. Murat Belge'nin deyişiyle, daha çok bir oyunu, hatta kaçışı akla getiren fantezi, Har'da gerçeği örtüp ondan kaçmak ve başka bir alan açmak için değil, tam aksine, gerçeği katlanılabilir düzeye taşımak, hafifletmek amacı güdüyor. Yazarın, roman kahramanlarını karikatürleştirmesinin bir amacı da bu olsa gerek. Adım adım, fantastik bir alegorinin kapısını aralayan Uyurkulak, buradan asıl meselesine geçiş yapıyor.
Sahtelik perdesi
Uyurkulak, Har'da, her bölümün başındaki epigraflarla ülkeyi 'plakaya' düşürse de (askerliğin son günlerinde yapılan bir eylemin adı) ülke ne olursa olsun bir mezarlık olmaktan kurtulamamıştır aslında. Epigraflardaki göndermeleri çözecek okur, giderek her şehirde bir mezarlığa da uğramış olacak. Orada, son yirmi yıldır tanıdık bir ülkenin gündeminden düşmeyen köy yakmalar, göç ve onun doğurduğu sorunlar, kapkaç çeteleri, Batı'ya yollanan cenazeler, Doğu'da hemen hemen her eve bir keder bırakan ölüler, çarpıtılan hakikatler bu kez de Uyurkulak'ın kalemiyle canlanıyor. Romanın adandığı iki kişi bu açıdan kitabın niyetini açıklamada da işe yarayabilir. Romanın, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okurken, önce tuvalette intihar ettiği öne sürülen, ancak sonradan, öldürülüp katline intihar süsü verildiği anlaşılan Ali Serkan Eroğlu ile Kızıltepe'de on iki yaşında on üç kurşunla öldürülen Uğur Kaymaz'a adanmış olması önemli. Bu kişilerin ölüm nedenlerinin de bir 'sahtelik perdesiyle' örtüldüğü hatırlanırsa, romanda yer alan 'hakikat kitabı'ndaki "izin verme bir tek ölünün isimsiz kalmasına" dizesi daha iyi anlaşılacaktır kanımca. Hakikatin boş bir kâğıttan ibaret olduğunu, kolayca yanıverdiğini söyleyen roman kahramanının vurgusu da bu bağlamda değerlendirilmeli.
Onüç'ün, badisi Numune'ye ihanet etmesiyle başlayan süreç romanda bir dizi başka sahteliğin devreye girmesiyle müthiş bir Türkiye alegorisine sahne oluyor. Korsan film ve kasetler, ensest vakaları, Topik olduğunu gizleyen ve Topik düşmanı olan vatan savunucuları, kahraman olarak nam salan ama aslında halk arasında kasap olarak addedilen 'aday', kalpazanlar daha iyi para basınca kendi parasını sahte diye piyasadan toplayan devlet, Tefail ve Tanrıyı kandırmaya çalışan melekler, melekleri kandıran Tefail; sahte bir kutsal kitap yazan deliler; sahte romanlar, kahramanlar, aşklar, ağıtlar.. Romanın asıl gücü her ne kadar bütün bu olayların benzersiz bir üslupla anlatılmasına dayansa da, kanımca Murat Uyurkulak'ın asıl derdi, ülke tarihine damgasını vuran hâkim ruhu (Oğuz Atay'ın deyişiyle 'Türkiye'nin Ruhu'nu) açığa çıkartmak.
Ve hakikat
Murat Uyurkulak'ın, bir dönem Milliyet Sanat dergisinde yayımlanan yazılarını takip edenler, yazarın sürekli olarak gündeme taşıdığı 'hakikat' meselesini iyi bileceklerdir. Hatta, bu uğurda zaman zaman kendini de yazılarına taşıyan, kendini amansızca eleştirip kendi 'hakikatini' de okurla paylaşmaktan çekinmeyen bir yazar. Hatırlanacağı üzere, Türk olmasına rağmen, ilk romanına ad olarak 'çekiç gibi bir tonu olduğu için' Kürtçe 'tol' kelimesini seçmişti Uyurkulak. Har'da da benzer bir durum var. Türkçede "alev gibi, kızgın" anlamlarına gelen 'Har' kelimesinin Kürtçe bir karşılığı da var. 'Har', Kürtçede 'kuduz' anlamına geliyor. Kitabın adı için seçilen bu çift dilli kelime, müthiş bir şekilde romanın içeriğiyle uyuşan, yazarın derdiyle bütünleşen bir yapıya sahip.
Kürt sorunu da var bu romanda, Ermeni meselesi de, hayata dönüş operasyonları da, bir türlü terhis olamamış, askeri meselelerle olan bağına bir çözüm bulamamış, hakikatle yüzleşmekten kaçınan bir ulus da, bu ulusun gündeliğine yön veren tahkiye geleneği de, hatta yazarın kendisi de. Romanın alt başlığının 'bir kıyamet romanı' olması boşuna değil. Netamiye'yi bir karnaval şeklinde resmeden Uyurkulak, adeta bu karnavaldan bir çıkış noktası, bir kıyamet aramaya davet ediyor okuru. Ancak, Uyurkulak'ın, romanın sonunda, klasik 'kardeşlik' retoriğinden, kimi yazarların aydınlanmacı bakışından çok daha farklı bir çıkış noktası önerdiğini de belirtmekte fayda var. Bütün bunları diyalog yazmadaki ustalığı kadar, benzersiz bir üslup ve başarılı bir kurguyla da yapıyor yazar. Sonuçta, hakikatle yüzleşmek isteyen okura, keyifli ve bir o kadar da sert bir roman armağan ediyor Uyurkulak.
Romanın, özellikle Büyük Sinema'da geçen sahnelerindeki epizotlar, yukarıda zikredilen sorunların bir alegorisi niteliğinde. Bir komün hayatını andıran sinema sahnesi, Uyurkulak'ın, bir çeşit kriz edebiyatçısı olduğunun da iyi bir işareti. Dağıtmaktan, parçalamaktan, ama bütün bunları sonra toparlamamaktan yana yazar. Vazgeçemediği 'eski' kelimeler, değişik biçim denemeleri, hepsi yazarın niyetinin bir uzantısı. Bütün bunları, Har'da özellikle öne çıkan fantastik bir kurguyla yapıyor Uyurkulak. Bunlara ek olarak, Har aynı zamanda metinlerarası bir okumaya da imkân veriyor. Romanın 'Bin Elma Mor Ayva' bölümünde Adorno'ya, sinema sahnesindeki sahte kitaplar bölümünde İtalo Calvino'ya, yine aynı sahnede Haner Selimm'den Orhan Pamuk'a kadar bir göndermeler ağı kuruyor Uyurkulak; hatta bazı yerlerde kendisiyle de epey eğleniyor. Sonuçta da, ortaya, bir ülkenin hâkim ruhuna ışık tutan, ironik, bir o kadar da travmatik bir roman çıkıyor.
Murat Uyurkulak'ın, içinde, "insanın ruhuna erişeceksen, deliğinden değil, yarasından gireceksin" gibi 'çekiç gibi' cümlelerin yer aldığı Har, bir ulusa artık terhis olması gerektiğini hatırlatan, bunun yolu olarak da başkalarının yarasına bakmayı öneren, kurgusu ve diliyle öne çıkan son yılların en iyi romanlarından biri!" http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Text.asp?ID=11719&BID=1925
Kendi yaşamlarını ve kaderlerini kendi ellerine almaları ve gerçekliği dönüştürmeleri için net bir alternatifin yokluğunda, insanlar gerçeğe sırtlarını dönmeye çalışırlar...
dan browndan - davinci şifresi,melekler ve şeytanlar,ihanet noktası vs
arthur golden-bir geyşanın anıları
kurtlar imparatorlugu yazarını unuttum hani şu taş meclisini yazan adam...
şimdilik aklımdakiler bunlar ve kesin oneririm ![]()
Cerrah-Tess Gerritsen
şeytan yemini-Jean-Christophe Grangé
sol ayağım-Christy Brown
olasılıksız-Adam Fawer....bu dört kitabı okumanızı öneririm
özellkle sol ayağım ve olasılıksızı kesin okuyun derim....
olasılıksız ı okudum gerçekten çok sıkı bir kitap. herkese tavsiye ederim ben de ![]()
Pattonist here!
http://twitter.com/dilakm
http://pokefarm.org/_ext/user/dilakm#0
ben olasılıksızı aldım ama evde duruyor öyle ya hatırladığım iyi oldu okumayı unutur mu insan aldığı kitabı :S karışıyor bazen hepsi birbirine ![]()
http://metaltr.mybrute.com
cengiz aytmatov un beyaz gemi adlı kitabı beni çok etkilemişti ,dünyayı bir çocuğun saf kalbiyle nasıl gördüğünü anlatıyor
sol ayağım adlı kitapta başarma isteğinin, azmin en güzel örneklerinden çok duygulu tavsiye ederim kesnlikle
fantastik olarak ta drow kızı adlı romanı çok beğendim doğrusu seri devam ediyo almaya devam edicem bende bu üçünü çok beğenirim ama daha bir sürü kitap var tavsiye edebileceğim
cotonk diye cocuk kitabi diyeceksiniz ama harry potter
konusunu bilmeyen yoktur
son kitabi haric hepsi super bence..hatta son kitabinin son 5 bolumu haric herseyi super!!
Yürüyen Kapris
son kitapta herkes evleniomuş galiba öle duydum ![]()
