İçeriğe geç

Forum

Bir Nazım Gecti Bu ...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Bir Nazım Gecti Bu Hayattan...

94 Gönderiler
52 Üyeler
0 Reactions
28.2 K Görüntüleme
bloodybaby
(@bloodybaby)
Gönderiler: 522
Honorable Member
 

Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin


Türk milleti gariptir
her bi lafı kaldırmaz
..bne dersin kızar da
s.k..sin aldırmaz

NEYZEN TEVFİK

 
Gönderildi : 20/09/2006 2:41 pm
bloodybaby
(@bloodybaby)
Gönderiler: 522
Honorable Member
 

Hürriyet Kavgası

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

Beyazıt'ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı Şahmeran'ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır


Türk milleti gariptir
her bi lafı kaldırmaz
..bne dersin kızar da
s.k..sin aldırmaz

NEYZEN TEVFİK

 
Gönderildi : 20/09/2006 2:42 pm
bloodybaby
(@bloodybaby)
Gönderiler: 522
Honorable Member
 

Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nazım Hikmet
ben, tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben...


Türk milleti gariptir
her bi lafı kaldırmaz
..bne dersin kızar da
s.k..sin aldırmaz

NEYZEN TEVFİK

 
Gönderildi : 20/09/2006 2:43 pm
Minerva
(@minerva-2)
Gönderiler: 1069
Noble Member
 

Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

+333333...
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.


Lorelei,
A poet of tragedies, scribe i lauds to death,
Yet who the hell was i to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?

 
Gönderildi : 20/09/2006 3:49 pm
darkexistence
(@darkexistence)
Gönderiler: 413
Reputable Member
 

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR...

İşten çıktım
Sokaktayım
Elim yüzüm, üstüm başım gazete...

Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak...

Sokaktayım
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylak ve tomurcuk kokuyor
Ne anlar acılardan güzel haziran
Ne anlar güzel bahar
Kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur...

Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım, yorulmuşum, uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
Ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
Çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri...

Asacaklar Aydemir'i
Asacaklar Gürcan'ı
Belki başkalarını
Pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
Dökülüyor etlerim, sarı yapraklar gibi...

Asmak neyi kurtarır
Sarı sarı yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları, kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgar, hani kuş
Hani nerede rüzgarlı kuş sesleri...

Asılmak değil sorun
Asılmamak da değil
Kimin kimi astığı
Kimin kimi neden niçin astığı
Budur işte asıl sorun?

Sevdim gelin morunu
Sevdim şiir morunu
Moru sevdim tomurcukta
Moru sevdim memede
Ve öptüğüm dudakta
Ama sevemedim, hayır
İğrendim insanoğlunun
Yağlı ipte sallanan morluğundan...

Neden böyle acılıyım
Neden böyle ağrılı
Neden niçin bu sokaklar böyle boş
Niçin neden bu evler böyle dolu
Sokaklarla solur evler
Sokaklarla atar nabzı kentlerin
Sokaksız kent
Kentsiz ülke
Kahkahanın yanıbaşı gözyaşı...

İşten çıktım
Elim yüzüm, üstüm başım gazete
Karanlıkta açan bir su gibi
Vurdum kendimi caddelere
Hava leylak ve tomurcuk kokusu
Havada kör yoluna
Havada suçsuz günahsız gitme korkusu
Ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun
Oh desem tutuşacak soluğum...

Asmak neyi kurtarır, öldürmek neyi
Yaşatmaktır önemlisi, güzel yaşatmak
Abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
Ekmeksiz, yuvasız, hekimsiz bırakmamak...

Ah yavrum, ah güzelim
Canım benim, sevdiceğim, bir tanem
Kısa sürdü bu yolculuk
Neylersin ki sonu yok
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Nerdeyim ben, nerdeyim ben, nerdeyim
Kimsiniz siz, kimsiniz siz, kimsiniz
Ne söyler bu radyolar
Gazeteler ne yazar
Kim ölmüş uzaklarda
Göçen kim dünyamızdan...

Asmak neyi kurtarır, öldürmek neyi
Yolunmuş yaprakları
Ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
Söyler hangi güzelliği?

Kökü burada yüreğimde
Yaprakları uzaklarda bir çınar
Islık çala çala göçtü bir çınar
Göçtü memet diye diye
Şafak vakti bir çınar
Silkeledi kuşlarını, güneşlerini
"Oğlu sana sesleniyorum, işitiyor musun memet, memet"...

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Üstüm başım, elim yüzüm gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum sokaklara
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Bu acılar, bu ağrılar, bu yürek
Neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
Bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
Bu geceler niçin böyle insansız
Bu insanlar niçin böyle yarınsız
Bu niçinler niçin böyle yanıtsız...

"Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda gönü"
Demek ki "şile bezi"
Demek ki "yeşil biber"
Bir de Memed'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...

Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta nın...

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Bir basın işçisiyim
Elim yüzüm, üstüm başım gazete
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir çalıkuşu ötüyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL(Nazım Hikmet anısına)


orada da kıyıların arasında ayrım var mı?orada da kardeş kardeşe kıyar mı?orada da her son bakış özlem,son soluk"ah"mı?orada da sevmek,gülmek ve düşünmek günah mı???

 
Gönderildi : 20/09/2006 3:59 pm
Corpse
(@corpse-3)
Gönderiler: 6105
Illustrious Member
 

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,
beni yaktırırsın,
odanda ocağın
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama
biz
o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile
zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri
sen
biri de
ben.
Ben
daha olumlu düşünüyorum
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.


Ömrümde tek bir zevkim var,boks.

 
Gönderildi : 20/09/2006 8:28 pm
tragedian
(@tragedian)
Gönderiler: 258
Reputable Member
 

Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesince 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesince 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış zat.Demokrat Partinin iktidara gelmesi ile çıkarılan af yasası ile ve bu sırada Nazım Hikmet`te açlık grevine başlar,çıkarılan af yasası ile 13 yıl hapisten sonra Özgürlüğüne ula$ır. bunlarıda okumak gerekir [Memleketimden İnsan Manzaraları ]


And I cannot ignore
Smiling at the memories
When I slaughtered the whore!
_________________________
Rectum, damn near Killed 'em!
_________________________

 
Gönderildi : 26/09/2006 2:48 pm
YamukPirenses
(@yamukpirenses)
Gönderiler: 1169
Noble Member
 

Kendi Portrelerinden

"Otoportre"

OTOBİYOGRAFİ

1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üçyaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de

otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Pırağ'dan Havana'ya

Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'te
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951'de bir denizde gençbir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filan olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın

sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim

ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.

Bu otobiyografi 1961 yılı 11 Eylülünde
Doğu Berlin'de yazıldı.

Not : www.nazimhikmetran.com sitesinden alıntıdır...


www.myspace.com/thetrustedband

 
Gönderildi : 26/09/2006 9:49 pm
(@lethee)
Gönderiler: 442
Reputable Member
 

haziranda ölmek zor nazım hikmetin şiiri deil. haziranda ölen 3 büyük türk yazarı (orhan kemal nazım hikmet ran vede ahmed arif) adına hasan hüseyin korkmazgil tarafından yazılmıştır.


özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak...

 
Gönderildi : 27/09/2006 4:56 pm
exsaddam
(@exsaddam)
Gönderiler: 15628
Illustrious Member
 

bugün üstadın 105. doğum günü.

Bir insan düşün , adı Nazım;
Her ülkeye onun gibi insan lazım.


http://exsaddam.mybrute.com

 
Gönderildi : 01/02/2007 9:52 am
Corpse
(@corpse-3)
Gönderiler: 6105
Illustrious Member
 

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm...

şiirlerin tamamına bakıpta yazalım..bazen aynı şiiri bikaç kişi yazmış oluyo.


Ömrümde tek bir zevkim var,boks.

 
Gönderildi : 02/02/2007 5:04 pm
eddies_daughter
(@eddies-daughter)
Gönderiler: 179
Estimable Member
 

çınar olsam dinlensem gölgesinde
kitap olsam okusam uykusuz gecelerimde içim sıkılmadan
kalem olmak istemem kendi elimde bile
kapı olsam iyilere açsam kötülere kapasam
pencere olsam perdesiz ve iki kanadı açık bir pencere ve şehri soksam odama
söz olsam çağırsam haklıya,doğruya,güzele
söz olsam söylesem sevdamı yumuşacık.

----------------------------------------------

yoruldun ağırlığımı taşımaktan
ellerimden yoruldun
gözlerimden gölgemden
sözlerim yangınlardı
kuyulardı gözlerim
bir gün gelecek,ansızın gelecek bir gün
ayak izlerimin ağırlıını duyacaksın içinde
uzaklaşan ayak izlerimin...
ve hepsinden dayanılmazı bu ağırlık olacak.


SeLLing Peace With Guns...

 
Gönderildi : 07/02/2007 11:00 pm
YamukPirenses
(@yamukpirenses)
Gönderiler: 1169
Noble Member
 

SON OTOBÜS

Gece yarısı. Son otobüs.
Biletçi kesti bileti.
Beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
Beni ayrılık bekliyor.
Yürüyorum ayrılığa korkusuz
ve kedersiz.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
Geçtim putların ormanından
baltalayarak
ne de kolay yıkılıyorlardı.
Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
çoğu katkısız çıktı çok şükür.
Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
ne böylesine hür.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
Bakınıyorum başımı kaldırıp işten,
karşıma çıkıveriyor geçmişten
bir söz
bir koku
bir el işareti.

Söz dostça
koku güzel,
el eden sevgilim.
Kederlendirmiyor artık beni hâtıraların dâveti.
Hâtıralardan şikâyetçi değilim.
Hiçbir şeyden şikâyetim yok zaten,
yüreğimin durup dinlenmeden
kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.

İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
Artık ne kibri nâzırın, ne kâtibinin şakşağı.
Tas tas ışık dökünüyorum başımdan aşağı,
güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.
Ve belki, ne yazık,
hattâ en güzel yalan
beni kandıramıyor artık.
Artık söz sarhoş edemiyor beni,
ne başkasınınki, ne kendiminki.

İşte böyle gülüm,
iyice yaklaştı bana ölüm.
Dünya, her zamankinden güzel, dünya.
Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
başladım soyunmağa.
Bir tiren penceresiydim,
bir istasyonum şimdi.
Evin içerisiydim,
şimdi kapısıyım kilitsiz.
Bir kat daha seviyorum konukları.
Ve sıcak her zamankinden sarı,
kar her zamankinden temiz.

Pırağ, 21 Temmuz 957

Bir şiir bu kadar mı anlatırdı herşeyi...


www.myspace.com/thetrustedband

 
Gönderildi : 08/02/2007 9:15 pm
Lilithx
(@lilithx)
Gönderiler: 126
Estimable Member
 

NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

NAZIM HİKMET..


Gençlik 'DENİZ' olmak istiyor!

 
Gönderildi : 08/02/2007 10:57 pm
Lilithx
(@lilithx)
Gönderiler: 126
Estimable Member
 

SEVİYORUM SENİ ...

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

NAZIM HİKMET...


Gençlik 'DENİZ' olmak istiyor!

 
Gönderildi : 08/02/2007 11:02 pm
Sayfa 2 / 7
Paylaş: