İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

yiğit özgür : ))

33 Gönderiler
21 Üyeler
0 Reactions
14.9 K Görüntüleme
iNCuBuS
(@incubus)
Gönderiler: 106
Estimable Member
Konu başlatıcı
 
[#3836]

harika bi karikatürist benje. penguendeki derlemelerinden kitap oluşturulmuş süpper. penguen abonesi olmayanlara tawsiye ederim...


LiFe So, uNNeCeSsaRy

 
Gönderildi : 20/05/2005 2:43 am
churchofsatan
(@churchofsatan)
Gönderiler: 1014
Noble Member
 

adam rekam yapmis.....
:D:D:D:D:D:D:D:D olur aliriz...... :D:D:D:D:D:D:D


??NedeN??

??Neden??

 
Gönderildi : 20/05/2005 3:52 pm
iNCuBuS
(@incubus)
Gönderiler: 106
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @churchofsatan
adam rekam yapmis.....
:D:D:D:D:D:D:D:D olur aliriz...... :D:D:D:D:D:D:D
haa kendisi amjamın oolu da reklamını yapıom a.q. cık cık cık : ))))


LiFe So, uNNeCeSsaRy

 
Gönderildi : 23/05/2005 7:28 pm
sananebeadam
(@sananebeadam)
Gönderiler: 289
Reputable Member
 

Hayvan Dergisinde bir ara söyleşi yapmışlardı bulun okuyun derim.


hemen yaninda oturan belki de hayatının şeysi ama sen meseneden onun suratına bile dönüp bakmıyorsun ilginc degil mi sence de ?

 
Gönderildi : 25/05/2005 3:21 pm
dark_sun
(@dark-sun)
Gönderiler: 97
Trusted Member
 

kalemı iyi!!!!!!!!!


ne kadar yükselirsen, o kadar küçük görünürsün uçmak bilmeyenlere NIETZCSHE...

 
Gönderildi : 02/03/2007 1:34 pm
taramaucu
(@taramaucu)
Gönderiler: 71
Trusted Member
 

geç yaşta farkedilmesine rağmen :) kısa zamanda ustalaşan ilginç tarzıyla sevilen bi çizerimiz.karikatürler adlı bir de kitabı var. zifiri uzun saçlı kara kaşlı kara gözlü bir yiğidimizidir:) çizdiği kısa boylu kalın bacaklı insan tipleriyle ve yoğun balonlarıyla güldürürken öledüren şahsiyet.gençliğinde ilginç dans yarışmalarında derece alan karikatürist. yeterince komik. seviyoruz biz onu :)
www.etietieti.com/etidunyasi/roportaj20.asp


Paranoyanın tadını çıkarın. Kimse sizi izlemiyor, gerçekten!

 
Gönderildi : 02/03/2007 4:53 pm
prefrontal_lobotomi
(@prefrontal-lobotomi)
Gönderiler: 271
Reputable Member
 

Şu aralar Penguen'de tuttuğum en iyi yazar - çizer Uğur Gürsoy' dur.


Play the piano drunk like a percussion instrument until the fingers begin to bleed a bit!

 
Gönderildi : 10/04/2007 3:13 pm
quicksand
(@quicksand)
Gönderiler: 364
Reputable Member
 

Yiğit Özgür dedin mi akan sular durur,illaki çamur olur...Bir numaralı karikatüristimdir kendisi.Penguen aldığım vakit hic vakit kaybetmeden yiğit bölümünü açarım,açtırırım.


 
Gönderildi : 07/05/2007 6:41 pm
Linwe_Tiwele
(@linwe-tiwele)
Gönderiler: 3569
Famed Member
 

Ölüyorum bu adama ya :D


hedon!
your children wild and filled with death...

:.::ђανєη

 
Gönderildi : 07/05/2007 6:58 pm
doris
(@doris)
Gönderiler: 1133
Noble Member
 

// james hakan dedeoğlu//

Foto: aylin güngör

Bir hafta öncesinde Açık Radyo’da Tırtıllar programında Selçuk Erdem’in penguenlerle dolu rüyalarını ifşa ettikten sonra Penguen dergisinin yolunu tutmak biraz baskı yapsa da serin kanlı olmaya çalışarak yola devam ettik. Gerçi randevumuz hayal dünyası beni her zaman merak içerisinde bırakan Yiğit Özgür’dü ama Selçuk Erdem de gayet tabii ortalıklarda olabilir, tipimizden olmasa bile sesimizden bizi tanıyabilirdi. Yine de tüm riskleri göze alıp Penguen üssünün yolunu tuttuk. Aynı binada bulunan Kanada Konsolosluğu’nun “her gelen girmesin” mantığıyla asırlık asansöre koyduğu kilit düzeneğini çalıştaramadığımız için dört kat spiral basamağı tırmansak da bunun, Yiğit Özgür röportajında aşmamız gereken ufak bir engel olduğunu biliyorduk. Ofise vardık, zili çaldık, içeri girdik, tanımadığımız yüzlerle göz göze geldik, selamlaştık, içeri alındık. Röportajı yapacağımız koridorun sonundaki ofise girdiğimizde odayı dikkatli gözlerle süzmeye başladım, zira çizerlerin nasıl bir doğal ortamda çalıştığını her zaman merak etmişimdir. Duvarlara çizilmiş birkaç resmin ve üzeri boş olan bir sürü masadan başka şey yoktu, zaten işi kalem ve kağıtla olan insanların bilgisayarla ne gibi bir işi olabilirki.

......

Ara sıra Lynch’vari bir havaya bile bürünebilen, kelime oyunlarının tavan yaptığı, mantığın uç sınırlarında diyalogların yaşandığı karelerin çizeri Yiğit Özgür, Leman ekibinden ayrılan çizerlerin kurduğu Penguen dergisinin en gözde çizerlerinden biri.

Sokakta, “tam Yiğit Özgür esprisi gibi oldu oğlum” sözlerini duyuyor olmamızın belli sebepleri olmalı ya da ani yükselişinin… Zira, Yiğit Özgür’ün Leman geçmişini ya da Penguen’deki ani çıkışı öncesinde neler yaptığını hatırlayan pek bir kişi yok. Ayrıca, bu insan nelere güler, nasıl espri bulur gibi ürkütücü olabilecek kadar genel geçer soruların cevaplarını da merak ediyorduk. İşte bu suallerin yanıtlarını bulma ümidiyle Yiğit Bey’in karşısına oturduk, arkamızda derginin Kaligrafisti Şevki Sayışman, dışarda İstanbul manzarası ve poşet çay.

İlk edindiğimiz bilgileri hemen sizinle paylaşalım; Yiğit Özgür’ün gerçek adı Yiğit Özgür, 1977 yılında İstanbul’da doğmuş lakin Antalya’da büyümüş. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü bitirmiş ve 17 yaşında ilk karikatürünü çizmiş. “Yiğit Bey neden karikatür” gibi öncesinden mimlenmiş bir soruyu ağzımdan kaçırma korkusu zihnimi sarsa da benzer sorular sorarak kimi cevaplara ulaştık: "Askerliğim bittikten sonra İstanbul’a gelip çizim yapmaya karar verdim. Bir dergiye gireceğimden emindim, yani o konuda kendime güveniyordum. Üç sene önce Lemanyak dergisine başvurdum ama çizimlerimi beğenip Leman dergisine yönlendirdiler beni. 1,5 yıl boyunca başkalarının esprilerini resimlendirdim. Bir süre sonra sadece saçma sapan çizim yaptığımı farkedince bu durumdan sıkıldım, biraz kötü bir döneme girdim. E, kendi espirilerimi çizmediğim için de kendimi kanıtlayacak bir durum oluşmuyordu, önlerine koyabileceğim bir malzemem yoktu. İşte tam o sıralar Penguen dergisi oluştu, beni de çağırdılar ama burda da aynı tas; başkalarının esprilerini çizdim bir süre."

Peki, ne oldu, Yiğit Özgür bir sabah uyandı ve kendi esprilerini mi yazmaya başladı? Dinleyelim:"Aslına bakarsanız, komik gelebilir ama öyle oldu. Ne olduysa bir hafta içinde oldu. Hayatımda bazı farklılıklar oldu ve esprilerimde benim kontrolüm dışında değişti. Hatta çizim tarzım bile çok değişti. Tam olarak adlandırabileceğim bir olay değildi, yani ona bağlayabilir miyim bilmiyorum ama onunla birlikte espirilerim ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Leman döneminde çok gösteriş amaçlı çiziyormuşum, sonra çok daha rahat çizmeye başladım. Ama ben değişiklik olmasını çok severim. Değişmeyen şeyleri çok sıkıcı buluyorum zaten. Bir durumun rayına oturması ve monotonlaşması içimde sıkıntı yaratıyor benim. " Yiğit Özgür’ün espri kaynağını keşfediş öyküsü bu, ancak kendisi de dediği gibi monotonluktan çabuk sıkılan biri olarak kendi çizimleri şimdiden onun canını sıkmaya başladı mı? "Şimdiden bahsedersek bazen monotonlaştığını düşünüyorum. Bazı karikatürlerde, formülize ettiğimi düşündüğüm an onu değiştiriyorum ya da balonları uzatmaya başladım. Uzun öyküler oluştu bir anda. Bunlar işte kontrolüm dışında olan değişimler."

Uzun öykülerinden söz açılmışken, özellikle bu tip, tam sayfalık çalışmalarında Özgür komik olabildiği kadar absürdlüğün uç sınırlarına dayanan, hatta zaman zaman biraz ürkünç olabilen hikayeler çıkarıyor ortaya:"Yeni bir şeyler aramak sanırım beni bu tip hikayeler resmetmeye itiyor. Örneğin iki hafta önceki kuklalı şizofren hikayesine aslında çok farklı başlamıştım. İşte adam yanında sevgilisyle yürüyor falan, sonra hep benzer şeyler çizdiğimi fark ettim, içim sıkıldı ve o kadını adamın eline taktığı bir kukla yapmaya karar verdim. Bir de bu tip hikayelerde eskiden okuduğum absürd öykülerden her zaman çok etkilendim. Örneğin Can Barslan’ın espirileri gerçekten kendi zamanı için fazlasıyla absürd çizimlerdir. Bunlar dışında çizgi filmler kafanızı açmakta çok etkili bir araç bence." Buraya kadar herşey güzeldi, bundan sonrası da öyle aslında, yani hiçbir felakete mahal yoktu ancak yine de şunu bilmeniz gerek; bir karikatüristle röportaj yapmanın kaygan zeminli noktaları olabiliyor. Şöyle anlatayım; daha önce mizah çizerleriyle yapılmış fiyasko röportajlara tanık olduğumdan, üstüne üstlük kimi soruların çizerler tarafından malzeme olarak da kullanılması az da olsa baskı yaratıyor üstünüzde, ama tüm bunlara rağmen karikatürlerini çizerken en çok neden etkilendiğini sorabildim:"Ya, benim öyle insanları gözlemlemişim, camın önüne geçip dışarıyı izlemişim, espri bulmak için insan içine çıkıp dolaşmışım gibi olaylarım olmadı hiç. Heryerden gelebilir aklınıza, daha çok hafızanızda olan birikimlerden çıkıyor aslında ama bunun dışında Türk dizileri de çok iyi etki bırakabiliyor, örneğin geçen hafta akşam evde oturuyorum “Kınalı Kar” isimli diziyi izlerken kadın bir cümle patlattı, tamam dedim, hemen kapattım televizyonu çizmeye başladım."

Yiğit Özgür buraya kadar, kısaca monotonluğa girdiğini hissettiği anda sıkılan, değişimi seven, espri için gözlem yapmayan bir çizer. Peki, komik mi diye soracak olursanız diyeceğim şudur: buraya kadar yazıya dahil etmedeğim komik diyaloglar yaşandı, ama bir stand-up adayı değil, haberiniz olsun eğer öyle olmasını bekliyorsanız. Çünkü toplumda böyle bir inanış var; “karikatür çizen adamlar kesin çok komiktir” gibi:"Yani aslında insanların komik olmam yönündeki beklentileri ne kadar büyükse o kadar da hayal kırıklığı oluyor. Yeni birileriyle tanışıldığı zaman bir beklentileri oluyor ama o kadar çok espri, komiklik yapan biri değilimdir. Bir de çok gözlem yapıyorum sanıyorlar ve benden çekiniyorlar, onları çizimlerime malzeme yapacağımı sanıyorlar. Biraz saçma bir durum bu, asla insanlara denek olarak bakmıyorum çünkü. ". Peki, çizer kişi bazı haftalar ürünlerinden memnuniyetsizlik duyar mı? “Bu hafta olmamış” der mi kendi kendine?:"Oluyor tabii. O hafta espirilerden memnun değilsem bütün hafta boynum bükük dolaşıyorum, sürekli aklımda o hafta oluyor, zor geçiyor. Her şey yolundaysa eğer o hafta kral gibisiniz her yerde. Örneğin, bu hafta hiç memnun değildim ve çizim yapmak istemedim o yüzden eski çizimlerimden koydum. Gerçi ustalarım koymamam konusunda çok uyardılar beni ama bir daha yapmam bunu."

Peki okuyucuları farkında oluyorlar mı kötü geçen bir haftanın, ya da Yiğit Özgür’ün kral gibi dolaşabileceği bir haftadan. Ziyadesiyle farkındalarmış, yeren de var, öven de ama en ilgincini ondan dinleyelim:"Haftada 10-15 mail geliyor. İyi kötü eleştiriler alıyorum. Bazen çok yerinde eleştiriler gelirken bazen de delilerden mail geliyor. Örneğin geçen hafta “bu adamı atın!” diye bir mail gelmişti benimle ilgili. Nasıl yani, anlamadım. Hani çok politik ya da çok cinsel içerikli çizimler yapıyor olsam belki anlarım da, adamın derdini ben henüz çözemedim. Bu tip mail’lara cevap yazmıyoruz zaten.". Yiğit’in karikatürlerine dönecek olursak, karşımıza çıkan en önemli unsurlardan biri de kullandığı kelime oyunları. “Hani bana çiçek toplayacaktın/ Hayatım çiçek yerine yanlışlıkla adam topladım, kaç kaçabilirsen” ya da odaya giren bir samuray hocasının öğrencilerine “Siz hala harakiri yapmadınız mı?” sorusuna “hayır hocam biz kakarakiri, mukarakukara yapıyoruz” cevabını verdiği kareleri örnek vererek cevabını dinledim:"Karikatür çizmeyi kelime oyunları yapabilmek için istedim aslında. Sekiz, dokuz tane olsun, oyun bahçesi gibi olsun istiyorum hep. Bence küçüklü büyüklü kareler ve fazla hikayeler çok daha güzel. Biz Türkler aslında kelime oyunlarına çok alışığız ve dilimiz çok elverişli bunun için. Algılarımız var bence, bu sebeple bunları iyi yazmak lazım, yoksa çekilmez.". Evet, ancak Türk dili ve kültürü mizah için bu kadar elverişliyken dergilerdeki espiri kalitesiyle televizyonlardaki espiri kalitesi arasında dağlar kadar fark var:"Çünkü televizyondaki herşey reyting üzerine kurulu, dizilerdeki espiriler reyting grubuna dahil insanların algılayabileceği düzeye indiriliyor hep."

Tüm bu sorduklarımın ötesinde, mizah dergisi almaya başladığımdan beri aklımı kurcalayan soruyu sona sakladım. Karikatür çizerleri bol küfürlü, bol seks içerikli şeyler yazıp-çizip sonra da anne ve babalarının hışmından nasıl kurtulduklarını oldum olası merak etmişimdir:"Yani bu tip şeyler fazla dert olmuyor ama geçenlerde annem yaptıklarımı okudu ve “çok küfürlü şeyler yazmışsın” dedi, ben de “ekmek kapısı” dedim ve hemen yanından uzaklaştım. Bir hadise daha vardı ki, bu bayağa kötüydü. Bir keresinde annem bir güne katılmış ve arkadaşının oğlu “aa, bu oğlunuzun çizimi değil mi?” diye anneme getirmiş ve arkadaşları ile birlikte benim vibratörle ilgili bir çizimimi görmüşler. Çok utanmış herhalde, hemen beni arayıp bir ton azarlamıştı. Bir keresinde de küçükken sevişen insanlar çizmiştim, babam da görmüştü “Bedri Koraman’da , Turhan Selçuk’ta çiziyor ama hiç biri böyle çizmiyor” diye bağırmıştı.". Evet, aslında doğru, Yiğit Özgür Turhan Selçuk ya da Bedri Koraman gibi çizmiyor, zaten onunla bu röportajı yapmış olmamızın sebebi de bu değil mi?

Kutu!!!!

*Neler dinliyor?

Genelde radyo. Radyo Eksen, Rock Fm dinliyorum. Oxi-gen’de dinliyorum bazen. Ama çizimlere konu olsun diye bazen Türk-Pop da dinlemek istiyorum. Diziler ve Türk-Pop çok fazla konu yaratabiliyor bana.

*Sevdiği filmler - yönetmenler?

Tarantino’yu severim diyebilirm. Kill Bill’lerine büyük heyecanla gittim. İlki tam bir hayal kırıklığı ikincisi ise tam Tarantino filmiydi. Eski Türk filmlerini de çok severim. Güleyim eğleneyim diye değil, gerçekten de ağlayayım diye.

*Takıntıları?

Çok uzun diş fırçalarım. Halı buruştuğu zaman mutlaka düzeltirim. Yalnız başıma kafeye gidip dergi okuyamam asla… gibi gibi takıntılarım da var fakat şimdi hatırlayamıyorum.

*Akşam çıktığınızda nerelere gidersiniz?

Harbiye’de oturuyorum ve Beyoğlu civarındayım sürekli. Hep bir yerin müdavimi olmak istemişimdir ama olamıyorum. Nevizade, Akdeniz, Gizli Bahçe’ye falan gidiyorum. Ama bu aralar bizim ofisin altındaki Biracı isimli mekanda takılıyoruz. Aşağıdan kahkalar geliyor sürekli ve biz de merak edip iniyoruz oraya. Nasıl olsa gülüyorlar, biz niye çiziyoruz diyerek soluğu aşağıda alıyoruz.

*Futbol?

Beşiktaşlıyım aslında ama pek fanatik değilim.

*Çizgi roman ve çizgi filmler?

Kemal Arıtan & Metin Kaçan’ın “İstediği Yere Gidenler” isimli ortak çalışmasını çok sevmiştim. Garfield’i, Kötü Kedi Şerafettin’i de çok severim. Asıl işim çizgiler üzerine olunca kağıt üzerine çalışan adamların yaptığı işlere çok saygı gösteriyorum. Ayrıca Penguen’deki herkesin işlerini, Memo Tembelçizer’in çizgisini, American Splendour’dan da bilinen Crumb’ı çok severim.

*En çok neye güler?

Seinfeld, Simpsons...Türkiye’de bu tarz pek bir şey yapılamıyor herhalde.


ex lanetli_peri

 
Gönderildi : 08/06/2007 7:12 pm
thenis
(@thenis)
Gönderiler: 96
Estimable Member
 

mukemmel bi adam :-D :-D


....generation of abortion....

 
Gönderildi : 28/06/2007 10:13 pm
nameless13
(@nameless13)
Gönderiler: 130
Estimable Member
 

penguen aldığımda ilk olarak açıp okuduğum çizer Yiğit Özgür dür. çok iiyi bir çizerdir ,hasta olurumm ben onaaaa ,onun o kat kat balonlarınaa :-D


 
Gönderildi : 20/07/2007 6:21 pm
PHYROSS
(@phyross)
Gönderiler: 31
Eminent Member
 

kesinlikle pengueni açarım 2-3 sayfa atlayıp Yiğit Özgür okurum özellikle deli karikatürleri süper adamın :D nerden esinlenio acaba?? :lol:


 
Gönderildi : 20/07/2007 9:56 pm
doris
(@doris)
Gönderiler: 1133
Noble Member
 

yiğit özgür, ersin karabulut, umut sarıkaya, memo tembelçizer vs. artık penguenden ayrıldılar ve uykusuz dergisini çıkarmaya başladılar. henüz 2. sayısı çıktı. yeni dergi stresinden midir bilemem ama bu 2 sayıda da yiğit özgürün esprilerini pek beğenmedim ama hikayeleri her zamanki gibi süperdi :D hadi bakalım, hayırlı olsun hepimize :)


ex lanetli_peri

 
Gönderildi : 15/09/2007 8:45 pm
lullaby
(@lullaby)
Gönderiler: 129
Estimable Member
 

Uykusuz' daki ''orada olabilirdim'' köşesine kopuyorum ya süper... :D


 
Gönderildi : 12/10/2007 11:36 pm
Sayfa 1 / 3
Paylaş: