Haber

Brutal Assault 2010 Festivali Kritiği

2008 ve 2009’a kıyasla bu yıl Brutal Assault beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Sanırım daha büyük bir festival olma çabalarından kaynaklı şeylerdi.

Brutal Assault 2010 sonrası

2008 ve 2009’a kıyasla bu yıl Brutal Assault beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Sanırım daha büyük bir festival olma çabalarından kaynaklı şeylerdi.

Çekler metroya, otobüse vb. köpeklerini bindiren, gittikleri heryere köpeklerini götüren hayvansever insanlar. Bence bu çok güzel bir durum. Önceki yıllarda VIP kamp alanı da sadece köpeğini festivale getirenlerin kullandığı küçük bir alandı. Bu yıl ise VIP kamp alanı o kadar büyüktü ki normal kamp alanında çadırlar iç içe geçmişti, yürüyecek yer kalmamıştı. Hatta biz çadırımızı dere kenarında yamuk yumuk bir yere yapmak zorunda kaldık. İlk başta bu yüzden öf pöf dedik ama 2. gün Devin Townsend sahneye çıktığı sırada gökyüzünden erik büyüklüğünde yağmur damlalarıyla kıçımızdaki dona kadar ıslanıp üstümüzü değiştirmek için çadıra döndüğümüzde kamp alanının göle dönüştüğünü görünce iyiki en diplere kalmışız diye sevindik. Kamp alanında güvenlik olayı sadece VIP’ye özel olduğu için çadırımız kurcalandı(ya da çoooook sarhoş biri kendi çadırı diye bizimkine girdi kimsenin günahını almak istemiyorum). Kamp alanına girişte kontrol yok, isteyen istediği gibi girip çıkıyor. Bu durum önceki senelerde de aynıydı fakat az sayıda da olsa güvenlik görevlisi dolaşıyordu aralarda.

Yemek çeşidi ve tuvalet sayısı da daha azdı ve tuvaletler günde 3-4 kere temizlenirken bu yıl sadece günde bir kez temizlendi(benim gördüğüm).

Grupların sahneye çıkış saatlerinde değişiklikler, kaymalar oldu. Festivalin son grubu Ahab iptal olduğu için Barren Earth’ü en sona aldılar vb vb. Yine de 3 günde 76 grup hiç fena değil. Hepsini izleyemiyorsunuz zaten ayakta duracak haliniz kalmıyor. Çadırınıza dönüpte botları ayaklarınızdan çıkardığınızda her hücreniz tek tek zonkluyor ve bu zonklamayla uyumak da mümkün.

Aslında bu yıl Brutal Assault benim için çok daha heyecanlı olacaktı çünkü hem gruplar açısından diğer festivallere göre çok daha güzel seçimler yapılmıştı hem de MetalTR adına fotoğraf çekmek ve röportaj yapmak için gerekli izinleri almış, sorularımızı hazırlayıp çıkmıştık yola. Wacken’da toz toprak ve çamura bulanan giysilerimizi yıkamak için Prag’da çamaşırhaneye gittiğimizde(insanlar orada beklerken sıkıntıdan ölmesin diye birkaç bilgisayar koymuşlar çamaşırhaneye) BA yetkililerinden gelen maille bütün hevesim kaçtı çünkü 6 grupla röportaj yapmak istediğimizi belirtmiştik 2’si röportaj yapmayacakmış, 1’ini bulursak yaparmışız ki bulamadık. Diğer 3 grup ise Metal Hammer gibi dergiler varken bizi seçmemiş ya da yetkililer bizi bu bahaneyle uyuttu, bilemiyorum. Grupların isimleri bizde kalsın önümüzdeki günlerde kendilerine bir şekilde ulaşıp röportajları yapabiliriz diye düşünüyorum.

Röportaj yapamıyoruz ozaman bol bol fotoğraf çekelim dedik ama baştan belirteyim profesyonel fotoğrafçılar değiliz(ben ve erkek arkadaşım) ve BA sahne önü de fotoğrafçı kaynıyor, üstelik güvenlik görevlileri çok yer kapladığı için kımıldayamıyorsun yani buradaki gibi fotoğrafçılara futbol sahası kadar yer ayrılmıyor ve sadece 1 şarkı boyunca sahne önünde durup fotoğraf çekmene izin veriliyor. Sahne önüne de bir kere girdin mi diğer sahnenin önünden geçip dışarı çıkabiliyorsun çünkü arkadan bir fotoğrafçı ordusu daha geliyor. Sahnedeki bir de sevdiğin bir grupsa başlarım fotoğrafına diyesi geliyor insanın.

Festivalde yorulduğumdan daha çok fotoğrafları küçültüp upload ederken yoruldum. Neyse çok fazla söze gerek yok fotoğraflar konuşuyor zaten 😛

Festival programı buradan görebilirsiniz: http://brutalassault.cz/en/schedule/
Kamp alanından festival alanına gidilen yol.

1. GÜN
TRAIL OF TEARS : Fotoğraf az ve çokta iyi değil ama sahnede çok iyiydiler.

THE BLACK DAHLIA MURDER : Kahverengi t-shirtlü adamı gruba yeni almışlar sen seyirciye arkanı dön bizi kameraya kaydet demişler… Youtube’dan 49 saniye ama görüntü ve ses iyi olan bir video

OBITUARY : Yıllarca izleyemedikten sonra aynı yıl 2 kere izlemek çok güzeldi. Fotoğraflar için bkz. Güven Ceylan. Biz pek çekemedik.

ENSIFERUM : Finlandiya’nın havasında mı suyundan mı bilinmez benim sevdiğim grupların çoğu bu ülkeden çıkıyor… Son albümden çaldılar genelde ama benim için farketmiyordu zaten…

GOJIRA : Sadece wow demek geliyor içimden ama şu video sanırım anlatmak için kelime bulmakta zorlandığım anları açıklamaya yardımcı olur. Tek kelimeyle herkesi coşturup hoplatıp zıplattılar…

FEAR FACTORY : Dino iyiki geri dönmüş. Replica’da yer yerinden oynuyordu…

CHILDREN OF BODOM : Şoka falan girdim heralde izlerken ne de olsa uzun zamandır izlemek istediğim gruplardan biriydi ve harikaydı, umarım herkes birgün sahnede izleyebilir 🙂

GORGOROTH : Gaahl’sız izlemek anlamsızmış…

CANDLEMASS : İsveçli eskimeyen gruplardan biri. Benim çok sevdiğim söylenemez ama izlenmesi gereken bir grup olduğunu düşünüyorum.

DESPISED ICON : Kanadalı Death Metal/Metalcore grubunun elemanları pire gibi zıplıyor sahnede. Vokalistlerden Alexandre Erian bir anda sahneden fotoğrafçıların arasına daldı sonra da bariyerden tırmanıp seyircilerin üstüne attı kendini. Adam cidden yerinde duramıyor. Ben sabit durduğum yerden o anların fotoğrafını çekemedim, ne ben ne fotoğraf makinesi o hıza yetişebildik…

GWAR : Kapıda herkese festival programının yazılı olduğu küçük bir kitapçık veriliyor. Bu kitapçıkta grupların saat kaçta, hangi sahnede olacağı ve ne tür müzik yaptığı gibi bilgiler var. Amerikalı GWAR için “Alien Metal Theatre” yazmışlar 😀 Bu arada grubun isminin “civor” değil “gıvor” şeklinde okunduğu bilgisini de verelim. Yeşil kırmızı boyadılar bizi 🙂 Sahne şovları en eğlenceli gruplardan biriydi.

2. GÜN

CALLISTO : İlgi alanıma giren bir grup değil fakat izledik fena değillerdi işte, fotoğrafları da güzel çıkmış. Vokalist yakışıklı ya sitedeki kızlar baksın diye upload ettim 😛

CATAMENIA : Riku’nun sandaletleri gitmiyor gözümün önünden rofl… Finlandiya’dan kötü grup çıkmaz çıkarsa da dinlemeyiz olur biter. Gerçekten izlemeye doyamadım…

KYLESA : 2 davulcusu olan ilginç bir gruptu. Pek fotoğraf çekemedim. http://metal-archives.com/band.php?id=19861 ayrıntılı bilgi için buradan bakıverin.

KALMAH : Tek kelimeyle “süperdi”.

KALMAH & Ari ‘Nipa’ Nissilä(Catamenia) : “The Black Waltz”

SIGH : Ablam çatır çatır kitap yaktı sahnede, izlerken aklıma Nergal geldi 🙂 Ne yalan söyleyeyim müzikleri kötü ama “Take me to your promised land” diyorum başka da birşey demem 😀

BAL-SAGOTH : Soundcheck yaparken ve boyanıp sahneye çıktıktan sonra…

MNEMIC : Normalde dinlemediğim fakat festivalde izlemekten kendimi alamadığım gruplardan biriydi. Buyrun websiteleri : http://www.mnemic.com/
Ses kalitesi çok iyi değil ama bu da festivalde çekilmiş bir video, bir hayırsever paylaşmış bizde izleyelim ozaman 🙂

CONVERGE : Amerikalı Hardcore grubu. Festival kitapçığına göre Chaotic Hardcore grubu, gerçekten de biraz öyleler ama çok iyi bir grup göz atmanız da fayda var derim http://www.myspace.com/converge Son fotoğraftaki bacaklara dikkat 🙂

IHSAHN : Emperor izleyemeden dağıldı diye üzgünüm ama Ihsahn şuan yaptığı müzikle kendini aşmış, ermiş. Hz. Ihsahn olmuş bence. Progressive Metal yapan Leprous grubunun elemanları konserlerde Ihsahn’a eşlik ediyorlar ve hepsi de çok iyi müzisyenler.






















ORIGIN : Amerikalı Technical Brutal Death Metal grubu. Cep telefonuyla çekilmiş bir kaç fotoğraf var ama üşenmeyip davulcunun hayvanlığını izleyin diye videosunu buldum afiyet ola!

MADDER MORTEM : Norveçli olan grubu Atmospheric Progressive Metal, Alternative ya da Gothic diye adlandırın ne derseniz deyin ama Agnete M. Kirkevaag ne söylese dinlersiniz sesi gerçekten çok güzel…

MOONSORROW : “Tuska’dayız sanırım bu kadar Finli grubu yoksa bir arada nasıl izleyebiliriz” diye düşündüm bir an ya da öldük cennet meğer festival alanıymış…

DIABLO SWING ORCHESTRA : En komik pit’in olduğu grup diyebilirim “swing-pit” diye tanımlayabileceğim bir tür çıktı ortaya. İnanılmaz eğlenceliydi…

DYING FETUS : Kaburgalarım ezildi en öndeydik fotoğraf makinesini güvenlik görevlilerine verdim bu yüzden soundcheckte çekilmiş bir tane düzgün, cebimdeki telefonuma ulaşıp çekebildiğimiz 2 adet fotoğraf var. 11 Eylül yüzünden konserlerinin iptal olduğunu duyduğumda çok üzülmüştüm, nihayet izleyebildim.

HYPOCRISY : Bu kadar mı ayrıntı manyağı olunur? Peter Tägtgren nerdeyse her kabloyu kendisi taktı. Dying Fetus sonrası öndeki demirlere sıkıca yapıştık. Meshuggah izlemek istiyorduk ama yerimizi kaptırmaya hiç niyetimiz yoktu onlar da çok iyi çaldılar sadece duyabildik ama festivalin 1 numarası kesinlikle Hypocrisy. Best of çaldılar… Fotoğraf makinesi yine güvenlik görevlilerindeydi bu yüzden çekemedik.

MY DYING BRIDE : Hypocrisy’den sonra MDB’ı da sahnenin önündeki demirlere yapışık izlemek istiyorduk fakat çivili bileklikle ellerimizi kollarımızı delik deşik eden “saygı değer insan evladı”nın kanıyla ellerimizi kirletmemek için kalabalığın dışına doğru yürüdük ben fotoğrafçıların sırasına girdim, içeri 2. olarak alınan fotoğrafçı ordusundaydım. Bahtsız insan dünyanın neresine gitse yine bahtsız oluyormuş bunu öğrendim, adamların en kısa şarkısına denk geldim “Bring Me Victory” bu yüzden çok fotoğraf çekemedim. Diğer taraftaki kapıya kadar yürüyüp vakit kaybetmek istemediğim için güvenlik görevlilerinin gözünün içine bakarak bariyerlerden atladım, sonra da yüksek bir yerlere tırmandım maymun oldum MDB izleyeceğim diye.

SARKE : Old Man’s Child, Tulus, Khold gibi gruplardan ismini hatırlayacağınız Sarke’nin kendi adını tanışan solo projesi olarak başlayan albüm kayıtlarında Darkthrone’dan Nocturno Culto’nun vokal olarak dahil olduğu (çokta iyi ettiği) grup. Darkthrone’un son albümü (bana göre şuana kadarkilerin en iyisi müzikal anlamda) “Circle the Wagons”u dikkatle dinlerseniz müziklerde Sarke etkisini görebilirsiniz. Sarke utangaç bir adam mı yoksa arkasını dönüp çalmayı mı seviyor bilmiyorum, yüzünü gören cennetlik gibi ama yetenek konusunda eli öpülesi bir insan ve Fenriz’i de döver 😛 Geçen yıl Wacken’da izlemiştik bu yıl çok daha iyi çaldılar.

Sahnelerin karşısında VIP kamp bileti alanlar, gruplar ve basının çıkabildiği tepeden çekilmiş fotoğraf.

Aramızda kalsın oraya çıkacağınıza kamp alanında çadırınızda yatıp dinleyin grupları daha iyi 🙂

Bu yıl 15 ve 16 Ağustosta Official Afterparty olduğunu öğrendik. Bizim uçağa yetişme sorunumuz olduğu için gidemedik. İlkinde Agnostic Front, Macabre, Catamenia, Sigh, Scream of the Lamb, Brutally Deceased. 2.sinde ise Sepultura, Macabre, Alkonost çıkacaktı. Festivalde bileğinize takılan bileklikle gidince giriş 199 CZK(=1 şişe Becherovka) yani 8 € gibi birşey bizim parayla da 16-17 TL

Seneye gitmeyi düşünen arkadaşlar festivalden 1 gün önce(Çarşamba) warm up party, sonrasında 2 gün(Pazar ve Pazartesi) party ihtimallerini de gözönünde bulundurup, vize, uçak bileti vb alırken bunları da hesaba katın sonra tüh bee demeyin. Mesela ben sadece Catamenia için tüh dedim…

Fırsat yaratın gidin bence Avrupa’daki en ucuz festival şuan…

6 thoughts on “Brutal Assault 2010 Festivali Kritiği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir