
| civciv Wrote: : |
| Kotkuyorum! Çünkü sevi seversem huyun suyun değişecek. Sende sevdiğim şeyler farkılılaşacak. Şımaracaksın. Beğenmez olacaksın beni. Çünkü muhtaç olmuş olacağım sana, senin gözünde. öyle değilmi? Bilmezmisin? Muhtaç olmak acizliktir. Şimdi seni sevdiğim için cezalandıracaksın beni, biliyorum. Hor göreceksin, aramayacaksın. Menfaatlerin ön plana çıkacak. Şayet menfaatlerini sevmezsem beni sileceksin. Yalanmı? Sileceksin işte.. Sonra hergün benden azar azar uzaklaştığını seyredip kahrolacağım. Yahu ben bir sevenim. Dünyayı ayakta tutacak insan kudretinin adıdır sevgi... Şimdi ben sevdim diye bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasıl ve ne hakla cezalandırabiliyorsun. Aklım almıyor. Zeka seviyemde. İnsanlığım da. Yüreğimde... Yok! "Seni seviyorum" cümlesini çok sarfetme eskir Yok! Herkese "Seni seviyom " deme sadece aşık olunca kullan. Yok! " Seni seviyorum" demeden önce binbir hokkabazlık yap ve şirin görün ki sevdiğin sevildiği için kendini dev aynasında görmesin, onu inlet, sürünsün, aklını başına getirt, mahfet! Neden? Kaç! Sevsende kaç! Çünkü kaçan kovalanır aptal! Kaçan kovalanır... İyide, neden sevdiğim için kaçıyorum ki? Ben kaçacak ne yaptın? Kaçarak dahamı makbul oalacağım? Sevmek utanç verici bir şey miki kaçmam gerek? Anlamıyorum ben sevdiğimi severek devleştirmişimdir. Onun dev aynasında kendisini yeniden devşeltirmesine ne gerek var ki? bir görebilse benim gözlerimle kendini, eminimki kıskanacaktır bendeki kendisini.. Yok ama yok! Bilmez sevgililer sevilmenin eşsizliğini, bilmez... Ondandır bol keseden sevgiyi böyle tüketişleri... Ben hiç şımarmayan , değişmeyen, uçup gitmeyen, tükenmeyen sevgi görmedim. Korkuyorum! Hep sevildiğim için cezalandırıldım. Artık "Seni seviyorum" derken bana tuhaf bakmayan yaratıkları daha çok sevmeye niyetliyim. Bir çiçek gibi... Bir hayvan gibi.. Çünkü hepsinde insanlardan arındırılmış silahlar var. Yani dilleri yok dilleri! Konuşamazlar sadece dinlerler. Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilirmiyim?" demeniz gerekmez. Direkt söylersiniz sevginizi hesapsızca. Ve sevgimi ifade edecek her türlü çılgınlığı hesapsızca yapmak istiyorum. Gurur denilen sözcüğü sözlüklerden çıkartmak, sevdiğim için sevilerek ödüllendirilmek istiyorum... 11/08/2003 ![]() |
| civciv Wrote: : |
| Şehvet, Tutu ve Kıskançlık, Ben esiri oldum bu duyguların, Tüm bu karmaşık duygularıma rağmen sana olan hislerim bitmiyor, aksine hastalıklı bir şekilde güçleniyordu. tutkunun kaçınılmaz sonucu olan mutlaklık talebim cevapsız kadığınan, hiç olmazsa mutlak olarak kendimin olduğuna inandığım küçük bir alanı bulmaya uğraşıyordum. Aradığıma ulaşamamanın imkansızlığını kavradığımda uzaklara kaçıyor, özlemden kurtulamayıp geri dönüyordum sana. Sen bana kimsenin tattıramadığı acıyı tattırıyor ama kimsenin veremediği zevki ve mutluluğuda verebiliyordun. Ne kaçabildiğim, nede yenebildiğim vahşi bir hayvanla yaşar gibi hergün, heran ruhumda vahşi ısırıklarla dayanılmaz ıstıraplar hissederek yaşıyordum artık. Aslında bu hastalıklı ve tutkulu aşkın içinde göremediğim ve tedavi edemediğim kendimdim. Zevkin ve acının kaynağıda sendin. Birinden kopamadan öbüründende kopamıyordum. Şehvet ve tutku büyüdükçe kıskançlıkta büyüyordu. Artık yasaklı bir aşkın içindeydim, senden hep kaçmaya çalıştım ama kaçamadım ve yaşadığım gerçeğide değiştiremedim... |
| civciv Wrote: : |
| Attığım her adım benden uzakta Bastığım her yerde yokmuşum meğer Çırprnırken 'ben' denilen tuzakta 'Ben' bana saplanan okmuşum meğer... Aklım kumsal iken, ben toz paresi Çıktıkça yükseğe alçalır oldum Düşündüm derdimin nedir çaresi Susarak konuşmak, sonunda buldum... Esrarlı vuslata bir adım kala Hasretin vecdiyle, ben kement attım Deryada boğulmak ne güzel bela Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım... Görünmez cevheri buldum diyerek Körlüğü kör ettim, deli bir taşla Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla... Nasılların sebebini sorarken Sualimi cevapladım 'niçin'de Çokluğumda yokluğumu ararken Yalnız kaldım yığınların içinde... Satır satır böldü beni heceler Her kırkımı, kırka yardım savuştum Boşluğumu kucakladı geceler Sessizlikte, gürültüyle boğuştum... Var'da yoku, haykırırken her seda Aklım ki, aklımı başımdan aldı O'na gidiyorum, bana elveda Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı... |
| civciv Wrote: : |
| "bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim - Susardı, susardım, susardık, suskularca..... Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi. Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık. İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım. Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı. Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı. Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin. Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma. Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda.. Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları. Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri. Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba. Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara. Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık. Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı. Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de. Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen. Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen. Şimdi biz, olmayan bir şeyiz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık. Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum. Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca.... gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlarda galiba artık biliyorum sen, büyümeye zamanı olmayan çocukların, dar zamanlarda attığı içten bir kahkahasın beni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !.... (çok Hoş buluyorum bu yazıyı Paşlamk İstedim) |