>>  Site Map >>  Forums >>  Karalamalar

Forum module - topics in forum:



Karalamalar - Kafa öne eðilir ve yazýlar çýkar..



Hayatımdaki Sisler

dipsiz deniz


gecenin sonsuz karanlığında

kıyısız bir denizde yüzüyorum

yıldızlar sönmüş

kara bir duvar –

dikilmiş önüme

her kulaç atışımda

o duvara çarpıyorum

ve kanımla

duvarı –

koyu bir kırmızıya boyuyorum

dev köpekbalıkları geliyor –

kanımın kokusuna

ama cesaret edip –

yanıma yaklaşamıyorlar

kanımı içmekle –

yetiniyorlar sadece

gecenin sonsuz karanlığında

kıyısız bir denizde yüzüyorum

güneş hiç doğmayacak

ve yıldızlar tekrar –

ışık saçmayacak

kulaçlarım yavaşlıyor

sonunda gücüm tükenince

kendimi koyu kırmızı denizin

sıcak kollarına bırakıyorum

nefes alamıyorum

zaten buna hiç –

ihtiyacım olmamıştı

yavaş yavaş –

daha derinlere iniyorum

koyu kırmızı sular

koyu siyaha –

dönüşüyor

köpekbalıklarını da –

göremiyorum artık

içimi tatlı bir –

mutluluk kaplıyor

hiç olmadığım kadar –

huzurluyum şimdi

gecenin sonsuz karanlığında

dipsiz bir denizde yüzüyorum






AurorA Wrote: :
Dipsiz denizde kanla beslenen köpek balıkları... lightstone; Güzel şiir olmuş eline sağlık Smile







atlar


koşuşan atları düşününce
karanlık bir vadide
aklıma ilk gelen şey
güneşin doğuşu oldu

güneşin doğuşuyla
aydınlanan vadide
atlar yok olmuştu






kurşun renkli at


kurşun renkli atın üzerindeydi
sarı saçlı adam

korkunç sessizliğin ortasında
gözlerinde parıldayan iki nokta

yavaş yavaş süzüldü

yere düşen damlalardan
kurşun renkli at ürktü






Şövalye Ve Kızıl Ejderha

Baştan aşağı şövalye zırhına bürünmüş olan genç savaşçı kendisini gerçek bir şövalye yapacak kapıdan adımını içeriye atamıyordu bir türlü. Saatlerdir, şövalyelerin en büyük kalesi olarak bilinen, dev kapısında 'Onurum Yaşamımdır' yazılı muazzam yapıya bakıyor. Çocukluğundan beri en çok istediği şeyi, şövalyelik okuluna girebilmesi için, tek yapması gerekenin doğrudan içeriye girmesi olduğunu biliyor ama bunu yapamıyordu.

Çünkü içeriye girmeden önce eski hayatıyla ilgili her şeyi bir kenara bırakması gerektiğinin farkındaydı. Bu şövalyelik okuluna girmenin ön ve en önemli şartlarındandı. Kaleye adım attıktan sonra, eski hayatında kalmış, çözülmemiş her hangi bir konu yüzünden dışarıya çıkmasına izin verilmezdi. Şövalyelik eğitimi çok uzun yıllar süren ve disiplinin esas olduğu bir eğitimdi.

Aslında o dün geceye kadar her şeyiyle şövalye olmaya adamıştı kendini, kaleye adımını attıktan sonra geriye dönüp bakmasını gerektirecek hiçbir şey bırakmamıştı ardında. Ama dün gece, ne olduysa dün gece olmuştu işte.

Ara sıra arkadaşlarla uğradığım hana gitmiştim, aslında arkadaşlarla vedalaşmak için gitmiştim oraya. Onları çok uzun bir zaman, belki de hiçbir zaman göremeyecektim. Hep birlikte bol bol bira içtik, şarkılar söyledik ve eğlendik. Gitme vakti yaklaştığında O'nu gördüm. Arkası bana dönüktü, saçları alev gibiydi, başından omuzlarına doğru lav gibi akıyordu adeta. Zarif bir boynu, geniş omuzları vardı. Kolları savaşçı kolları gibi kaslıydı ama bir o kadar da zarif. Gözlerimi ondan alamamıştım ki, yavaşça bana doğru döndü, sanki bakışlarımı fark etmişti, göz göze geldik. Gözleri alev gibi kızıldı. Çok sıra dışıydı ama çok da güzel.






donarak ölmek en güzeli



Önce biraz üşürsün ama

sonra sıcak bir uyku kaplar

kalın bir battaniye gibi

tüm benliğini

donarak ölmek en güzeli



Bulduklarında

cesedin pis kokular saçmaz etrafa

gülümsersin

yüzündeki donuk tebessümle

donarak ölmek en güzeli



Mutsuz ayrıldın bu dünyadan

sonsuzlukla kucaklaştın

donmuş gözlerle bak son kez

mutluluğa kucak açtın



donarak ölmek en güzeli




Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS