>>
Site Map
>>
Forums
>>
Eski Forum Mesajlari
Forum module - topics in forum:
Eski Forum Mesajlari - MetalTR.com - Eski Mesajlar Buraya Aliniyor.
Pavarotti öldü...
İtalyan tenor Luciano Pavarotti’nin öldüğü açıklandı.
Pavarotti’nin menajeri Terri Robson, geçen yıl pankreas kanseri olduğu anlaşılan ünlü sanatçının bugün erken saatlerde öldüğünü söyledi.
Bazı çevreler tarafından kuşağının en büyük opera sanatçısı olarak gösterilen Pavarotti 71 yaşındaydı.
ÖZGEÇMİŞİ
Modern (Opera) dönemindeki en önemli ses sanatçılarından Pavarotti 1935’te İtalya, Modena’da doğdu. İlk müzik deneyimini şehrindeki koroda,
babası Fernando ile yaşadı. Delikanlıyken, babasıyla Gioachino Rossini adlı koroyla Galler’e gitti. Llangollen uluslararası şarkı söyleme yarışmasında birinci oldu ve bu onu bir tenor olmak konusunda hırslandırdı.
Aslında bir öğretmen olmak için yetiştirilen Pavarotti, Arrgio Pola ve Ettore Campogallianni tarafından aldığı derslerle Concorso İnternazionale adlı ödülü 1961 yılında kazandı ve opera dalındaki başlangıcını bir tiyatro salonunda La Boheme eseri ile aynı yılın 29 Nisanında yaptı.
Bundan sonra Güney ve Kuzey Amerika, Asya, Afrika, Avrupa ve Avustralya’da birçok kez konser verdi. Ayrıca bu ona Dünyanın birçok yerinde konser veren 3 tenordan biri olma gibi bir mevki sağladı. Ardından Modena’da genç şarkıcıları eğitecek bir okul açtı.
"Şu zamana kadar gelmiş geçmiş şüphesiz en önemli tenor" olarak nitelendirilen Pavarotti, pankreas kanseri nedeniyle yaklaşık bir yıl önce ABD’de ameliyat edilmişti. Pavarotti, bir süre önce de Modena’da hastaneye kaldırılmıştı.
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/06/son/sonyas02.asp
:S huzur içinde yatsın ne diyem
çocukken severdim ben
Dolortes Q'riordian Burton la ave maria yı söylemişlerdi süperdi

çocukluğumdan beri adını bildiğim ama hakkında çok az bilgiye sahip olduğum bir insandı pavarotti..özellikle durup dinlemedim hiç..orda bir pavarotti vardı uzakta gitmesek de görmesek de dinlemesek de o bizim pavarottimizdi sanki..
sabah radyoda haberlerde dinleyince şok oldum birden..
böyle insanlar hiç ölmeyecekti sanki..
dopdolu ve istediği gibi bir hayat yaşamıştır sanırım.. o yüzden yazık falan demiycem..gitmesi gerekiyordu artık gitti demek ki..
veliahtını açıklasaydı keşke..
| Er2 Wrote: : |
çocukken severdim ben 
Dolortes Q'riordian Burton la ave maria yı söylemişlerdi süperdi  |
benim bilgisayarımda hala vardır şarkıları 
inanası gelmiyo insanın ya gerçekten hep yaşıyacaklarmış gibi geliyo böyle büyük sanatçıların.allah rahmet eylesin
| xezal Wrote: : |
inanası gelmiyo insanın ya gerçekten hep yaşıyacaklarmış gibi geliyo böyle büyük sanatçıların.allah rahmet eylesin |
dusuncelermı tercume etmıssın. allah rahmet eylesin.
mekanı cennet olsun.
Rock dünyası Max Cavalera ile yaptığı düeti asla unutamaz...
Nur içinde yatsın, uyanır uyanmaz öğrendim; çok üzüldüm ama belliydi bu kadar mücadelenin sonunun yorgunluk olacağı..Yeri cennet olsun.
onu hep o düetiyle hatırlıcam... bloody roots..!
huzur içinde yatsn..
İnanılmaz bir sesti. Cennete girmesi dileğiyle
28 yaşında geldi, sadece bir temsilde görev aldı
Pavarotti, 28 yaşındayken geldiği Türkiye’de “La Boheme” adlı operada “Rodolfo” rolü için seçilmiş, ancak sadece bir temsilde görev aldıktan sonra ülkesine dönmüştü.
Viyana’da bulunduğu dönemde Pavarotti’nin öğrencisi olan opera sanatçısı Hakan Aysev, “Bu kadar çocuksu, doğal bir dünya starı doğmadı” dedi.
Ünlü tenorun öğrencisi olan opera sanatçısı Hakan Aysev, “hocasının” ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Yaptığı açıklamada, “Bunu müzik dünyasının bir kaybı olarak düşünmüyorum. İnsanlığın kaybı bu...” sözleriyle duygularını ifade eden tenor, üzüntüsünü şu cümlelere döktü:
“Her şeyden önce o büyük efsanevi kariyerinin yanında, mütevazı kişiliğiyle, sevecenliğiyle, sempatikliğiyle dünyanın gönlünü kazanmıştı. Sadece klasik müzik dünyasında da değil, dünyada bu kadar büyük bir yıldız, bu kadar sempatik, insanların içinde, bu kadar çocuksu, doğal bir dünya starı doğmadı. Doğmayacak da... Bence onun yeri de asla doldurulamayacak. Müzik dünyasına onun gibi sempatik, halkın içinden bir ses bir daha gelmez.”
Aysev, Pavarotti ile 1991’de tanıştığını, Viyana’ya geldiği dönemlerde beraber çalıştıklarını ve ünlü tenoru en son 1995 yılında gördüğünü söyledi. Luciano Pavarotti’yle yüz yüze görüşmese de sürekli haberlerini aldığını anlatan Hakan Aysev, “O da benim haberlerimi alıyordu. Şimdi cenazesine gitmek istiyorum. Cenaze pazar günü olacakmış, ancak o gün de Gaziantep’te büyük bir konserim var. Ama bir şeyler yapmaya çalışacağım” dedi.
Başkent sahnelerinde seyirciyle buluşan, Giacomo Puccini’nin ünlü yapıtı “La Boheme”in rol dağıtımında başrol Rodolfo için öncelikli sahneye çıkacak birinci kast olarak o dönemin ünlü sanatçısı İsmet Kurt, ikinci kast Rıdvan Yücel’in seçildiği eserde, o zamanlar 28 yaşında olan Luciano Pavarotti de üçüncü kast olarak yerini aldı. Pavarotti, sadece bir kez sahneye çıkabildi.
Bu anıyı anlatan sanatçı İsmet Kurt, Pavarotti’nin bugün dünyanın en büyük tenoru olduğunu belirterek, “O zamandan bu zamana tabii ki çok şey değişti. Bugün Pavarotti’nin sesi bilgisayar gibi, en ufak bir hatası yok” demişti.
71 yaşındaki Pavarotti, Temmuz 2006’da pankreas kanseri rahatsızlığından ötürü New York’ta ameliyat olmuş, kendisine geçen sürede beş kür kemoterapi uygulanmıştı. Pavarotti’nin menejeri Terri Robson, sanatçının İtalya’nın Modena’daki evinde bu sabah erken saatlerde, hayatını kaybettiğini belirtti. Robson, “Pavarotti, ölümüne neden olan pankreas kanserine karşı uzun ve zorlu bir savaş verdi” dedi.
Luciano Pavarotti, 8 Ağustos’ta grip teşhisiyle hastaneye kaldırılmış, iki haftayı aşkın süre tahlillerden geçtikten sonra taburcu olmuştu.
Yazın Adriyatik Kıyısı’ndaki villasında tatilini geçirdiği sırada, Pavorotti’nin solunum rahatsızlıkları ilerlemişti.
Kuşağının en büyük tenorlarından biri olarak adlandırılan Luciano Pavarotti, son olarak iki yıl önce Torino’daki Kış Olimpiyatları sırasında sahneye çıkmıştı.
CUMARTESİ GÜNÜ TOPRAĞA VERİLECEK
İtalyan tenor Luciano Pavarotti, Cumartesi günü İtalya’nın Modena kentinde toprağa verilecek. Pavarotti’nin naaşı bugün sevenlerinin ziyaretine açılıyor, cenaze töreni ise Cumartesi günü Modena Katedralinde yapılacak.
Pavarotti'nin en çok tartışılan yönlerinden biri ise pek çok performanstan son anda vazgeçerek iptallere yol açmasıydı. Pek çok konseri sırt sorunları, laranjit ve gırtlak enfeksiyonu gibi nedenlerle son anda iptal edildi.
ÖLÜMÜ BÜYÜK ÜZÜNTÜ YARATTI
Dünyaca ünlü opera sanatçısı Luciano Pavarotti’nin ölümü büyük üzüntü yarattı.
PLACIDO DOMINGO:
“Mükemmel sesine her zaman hayran oldum”
İspanyol tenor Placido Domingo, 1990’daki “3 Tenor” konseri kapsamında birlikte sahne aldığı Pavorotti için, “Mükemmel sesine her zaman hayran oldum. Hatasız ses rengi vardı. Espiri anlayışını çok severdim. Jose Carreras ve onla çıktığımız konserlerden önce o kadar çok eğlenirdik ki, sahne alacağımızı unuturduk” diye konuştu.
FRANCO ZEFFİRELLİ:
“Pavarotti bir yana, diğer tenorlar bir yana”
Pavarotti ile 1965’te sahne alan soprano Joan Sutherland da Pavarotti’nin sesini överek, “Sesinin kalitesi çok farklıydı. Duyduğunuzda, ‘Bu kesinlikle Pavorotti’ derdiniz” ifadesini kullandı.
JOAN SUTHERLAND:
“Ses kalitesi farklıydı”
Londra’daki Covent Garden Royal Opera House’dan yapılan açıklamada, “Sesinin duygulu ve mükemmel kalitesiyle insanlara temas edebilen eşsiz bir yeteneği vardı” denildi.
SARKOZY:
“En tanınmış klasik müzik sanatçısıydı”
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Pavarotti, en tanınmış opera sanatçısıydı. Sanat kalitesi, sıcaklığı ve karizması dünyayı baştan çıkarmıştır” diyerek ünlü tenoru överken, İtalyan film direktörü Franco Zeffirelli, Pavorotti’yi diğer meslektaşlarından ayrı tuttu. Zeffirelli, “Pavarotti bir yana, diğer tenorlar bir yana” diye konuştu.
İngiliz tenor Russell Watson da, “Pavarotti’nin inanılmaz bir ses gücü ve kontrolü bulunduğunu, hayatı da dolu dolu yaşadığını” söyledi.
SANAT DÜNYASI PAVAROTTİ İÇİN AĞLIYOR
Hayata 71 yaşında veda eden dünyaca ünlü tenor Luciano Pavarotti için aynı sahneyi paylaştığı sanatçılar da gözyaşı döküyor.
Pavarotti ile bir çok kez birlikte çalışan rock topluluğu U-2’nun solisti Bono, internet sitesinde sanatçı için dokunaklı bir yazı kaleme alarak ünlü tenora veda etti. Yazısına, “Bazıları opera söyler, Luciano Pavarotti bir operaydı” diye başlayan Bono, sanatçıdan şöyle söz etti:
“O şarkıları yaşadı, onun operası neşe ve hüznün bir karışımıydı. Aynı zamanda hem dünyaya ait, hem gerçek üstüydü. Şarkı söylerken ateş saçan bir volkan, ama aynı zamanda yaşama sevinci püsküren, harika ve cömert bir dosttu. Bol bol eğlenceydi, onu ‘The Pavlova’ diye çağırırdık. Sizden bir şey istediğinde geri çevirmeniz imkansızdı. Güzel sözlerle dediğini yaptırırdı.”
Pavarotti’nin, U-2 topluluğundan kendisi için bir parça yazması ve ayrıca Modena’da düzenlediği festivalde de sahne almaları için istekte bulunduğunu anlatan Bono, üstün yetenekli sanatçının asıl insani yönünün ve hassasiyetinin güçlü olduğunu ifade etti.
“Onun için ‘Miss Sarajevo’ adlı parçayı yazdık. Onunla Bosna Savaşı sırasında oradaki insanlar için çalıştık” diyen Bono, Pesaro’daki kayıt stüdyosunda birlikte bohem hayatı yaşadıklarını da aktardı.
Yazısında, Pavarotti’nin yemeyi ve uyumayı çok sevdiğini, birlikte pek çok anılarının olduğunu da anlatan Bono, dostu Pavarotti’ye “Yeni fikirleri, yeni insanları, yeni şarkı formlarını severdi. Nicoletta ile tanıştığında hayatı değişti. Kızlarını her şeyden çok sevdi. Onunla geçen hafta konuştum. Sesinin yanında bir rock topluluğu fısıltı gibi kalırdı. Hala sevgi doluydu. Kucak dolusu sevgi...” sözleriyle veda etti.
TAZİYE MESAJLARI YAĞIYOR
Pavarotti’nin ölümüyle İtalya’daki sanat dünyası derin bir hüzne bürünürken, aile bireylerine taziye mesajları yağmaya devam ediyor.
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Kültür Bakanı Francesco Rutelli, yayımladığı taziye mesajında, “Pavarotti, 20. yüzyılın dev şahsiyetlerinden biriydi. İtalyan müziğini sevenler açısından, onun vefatıyla oluşan boşluk asla doldurulamayacaktır” dedi.
71 yaşında pankreas kanserine yenik düşen Pavarotti, 46 yıllık sanat kariyeri boyunca iki kez evlenmişti. Pavarotti’nin ilk eşi Adua Veroni’den, Lorenza (44), Cristina (42), Giuliana (39) adlı üç kızı var. Pavarotti’nin 2003’te evlendiği, kendisinden 34 yaş küçük eşi Nicoletta Mantovani’den ise Alice (4) adlı bir kızı bulunuyor.
SEVENLERİNİN KALBİNDE İZ BIRAKTI
esinin yanı sıra dünya genelindeki stadyumlarda on binlerce kişiye verdiği konserler ve düet albümleriyle iz bırakan “Büyük Luciano” Pavarotti, sanat çevrelerinin dikkatini ilk kez sahne aldığı Covent Garden’da 1963 yılında çekti.
Pavarotti, İtalyan lirik repertuvarının gerçek yorumcusu olmasını sağlayan ince sesi ve karizmatik sahne performansıyla 1960 ve 1970’li yıllarda şöhret basamaklarını çıktı ve kendisine gerçek bir hayran kitlesi oluşturdu.
Pavarotti operanın popülerleşmesine katkıda bulundu.
Ünlü tenor, Placido Domingo ve Jose Carreras ile düzenlediği “Üç Tenor” konserleriyle, birçok şarkıcıyla ortak söylediği düetleriyle ve hayır konserleriyle hayranlarının kalbinde taht kurdu.
Eleştirmenler tarafından sanatsal yönü daha gelişmiş olarak gösterilen Domingo dahil bazı tenorların erişemediği doğal yeteneğe ve sempatikliğe sahip olan Pavarotti, Enrico Caruso ile başlayan 20. yüzyıl opera tarihinin en büyük yıldızlarından biri olarak göze çarpıyor.
Sanat kariyerini, “Evet Giorgio” ile “Rigoletto” filmlerinde rol alarak süsleyen, ancak beyaz perdede istediğini bulamayan Pavarotti, “Ben, Luciano Pavarotti” adlı otobiyogrofisini de kaleme aldı.
Dünya genelinde hayran kitlesi oluşturan Pavarotti, sıcak gülümsemesiyle, Neapolitan folk şarkılarını söylediği sırada terini sildiği beyaz mendiliyle, pop şarkıcılarıyla yaptığı düetlerle, on binlerce kişiye hitap ettiği stadyum konserleriyle, Bosna savaşı sırasında U2’nin solisti Bono’yla düzenlediği konserle ve neşeli Noel şarkılarıyla Pekin’den Buenos Aires’e tüm sevenlerinin kalbinde iz bıraktı.
ÖZGEÇMİŞİ
Modern (Opera) dönemindeki en önemli ses sanatçılarından Pavarotti 1935’te İtalya, Modena’da doğdu. İlk müzik deneyimini şehrindeki
Yıl 1973.
koroda, babası Fernando ile yaşadı.
Delikanlıyken, babasıyla Gioachino Rossini adlı koroyla Galler’e gitti. Llangollen uluslararası şarkı söyleme yarışmasında birinci oldu ve bu onu bir tenor olmak konusunda hırslandırdı.
Aslında bir öğretmen olmak için yetiştirilen Pavarotti, Arrgio Pola ve Ettore Campogallianni tarafından aldığı derslerle Concorso İnternazionale adlı ödülü 1961 yılında kazandı ve opera dalındaki başlangıcını bir tiyatro salonunda La Boheme eseri ile aynı yılın 29 Nisan’ında yaptı.
Bundan sonra Güney ve Kuzey Amerika, Asya, Afrika, Avrupa ve Avustralya’da birçok kez konser verdi. Ayrıca bu ona Dünyanın birçok yerinde konser veren 3 tenordan biri olma gibi bir mevki sağladı.
Ardından Modena’da genç şarkıcıları eğitecek bir okul açtı.
“Şu zamana kadar gelmiş geçmiş şüphesiz en önemli tenor” olarak nitelendirilen Pavarotti, pankreas kanseri nedeniyle yaklaşık bir yıl önce ABD’de ameliyat edilmişti. Pavarotti, bir süre önce de Modena’da hastaneye kaldırılmıştı.
rahmet ola deiyem hoş biriydi ebnce sempatik bi duruşu wardı
En sevdiğim dueti Dolores (cranberries vokali) ile olan Aue Maria'dır. Huzur içinde yatsın 