>>  Site Map >>  Forums >>  Eski Forum Mesajlari

Forum module - topics in forum:



Eski Forum Mesajlari - MetalTR.com - Eski Mesajlar Buraya Aliniyor.



Venedik Film Festivali, kapılarını açıyor

Festivalde bu yıl Amerikan ve İngiliz filmlerinin ağırlığı net bir şekilde hissediliyor. Eleştirmenler, Irak’ın işgalini, şiddeti ve İtalyan mafyasını konu alan filmlerin gösterileceği festivalin politik ağırlıklı olacağı görüşünde.

Avrupa’da sanat ve romantizmin başkentlerinden sayılan Venedik, 64’ncü kez kentin adını taşıyan film festivaline ev sahipliği yapıyor. Festival’de bu yıl, politik ağırlıklı Amerikan ve İngiliz filmlerinin ağırlığı hissediliyor.

Aslında 75. yılını kutlaması gereken ancak savaş ve diğer nedenler yüzünden her yıl yapılamadığı için bu yıl 64. kez düzenlenecek Venedik Film Festivali’nde 15 Amerikan ve 7 İngiliz filmine karşın birkaç Avrupa filmi ve sadece birkaç tane de Asya filmi gösterilecek. Dünya haritasında es geçilen pek çok yer var. Mesela sinema açısından son yılların en heyecan verici yerlerinden olan Latin Amerika’dan neredeyse hiçbir film yok.

Festivalde, özellikle Irak savaşı ve sonrasında Amerikan askerlerinin yaşadığı travmayı anlatan iki film en çok konuşulacak yapımlar arasında gösteriliyor. Bunlardan birisi, iki Oscarlı yapıma imza atan yönetmen Paul Haggis’in son filmi “In the Valley of Elah”. Film, Tommy Lee Jones ve Charlize Theron gibi başrol oyuncularıyla da dikkati çekiyor. Bir diğeriyse Brian de Palma imzalı “Redacted”.

VENEDİK KEIRA İLE AÇILACAK


Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak “Karayip Korsanları”nın yıldızı Keira Knightley’nin başrollerden birini üstlendiği “Atonement”i seçildi. Ian McEwan’ın öyküsünden beyazperdeye uyarlanan filmde, Knightley’nin yanı sıra, Vanessa Redgrave ve James McAvoy da rol alıyor.

FERZAN ÖZPETEK DE JÜRİDE


ABD’li yönetmen Tim Burton’ın “Ömür Boyu Başarı” ödülüyle onurlandırılacağı festivalin jürisinde bol ödüllü Türk yönetmen Ferzan Özpetek de yer alıyor. 2007 jürisinde Ferzan Özpetek’in yanısıra dünyaca ünlü sanatçılar Catherine Breillat, Jane Campion, Emanuele Crialese, Alejandro González Iñárritu ve Paul Verhoeven yer alıyor. Bu seçkin jürinin başkanlığını da Çinli yönetmen Zhang Yimou üstlendi.

BERNARDO BERTOLUCCİ’YE ONUR ÖDÜLÜ
64. Venedik Film Festivali’nin kapanış töreni ise 8 Eylül Cumartesi akşamı gerçekleştirilecek. Törende, yarışmalı bölümde dereceye girenlerin ödülleriyle birlikte İtalyan sinemasının büyük ustası Bernardo Bertolucci’ye de yedinci sanata hizmetlerinden dolayı “Altın Arslan Onur Ödülü” verilecek.

ÖDÜLLERİN TAM LİSTESİ
Venedik Jürisi’nin, yapılacak değerlendirme toplantılarından sonra dağıtacağı ödüllerin tam listesi şöyle:
- Altın Arslan (En İyi Film)
- Gümüş Arslan (En İyi Yönetmen)
- Jüri Özel Ödülü / Coppa Volpi (En İyi Erkek Oyuncu)
- Jüri Özel Ödülü / Coppa Volpi (En İyi Kadın Oyuncu)
- Marcello Mastroianni Özel Ödülü (En İyi Genç Kadın ya da Erkek Oyuncu)
- Osella Ödülü (En İyi Teknik Kalite)
- Osella Ödülü (En İyi Senaryo)

www.ntvmsnbc.com






Portakal'ın açılış filmi Aslan'ı bile zorladı

Venedik Film Festivali'nin ilk günlerinde gösterilen filmler arasında Tayvanlı yönetmen Ang Lee'nin 'Se jie'si (Lust, Caution) çok beğenildi. Ancak filmin sert erotik sahneleri, birçok ülkede 18 yaş sınırını zorlayacak gibi gözüküyor

VENEDİK - Altın Aslan yarışması çok hızlı başladı. Sinema ve tiyatro dünyasının gözde adı Kenneth Branagh, Anthony Shaffer'in tanınmış oyunu 'Sleuth'ü yeniden sinemaya uyarlayarak özgün bir ses yakaladı. Branagh, Nobel ödüllü Harold Pinter'in kaleme aldığı senaryoyu, türünün klasik estetiğine yeni renkler katan yalın bir dille işlemiş.
Hep adı geçen ama hiç görünmeyen bir kadının yaşlı kocasıyla genç sevgilisi arasında, kapalı mekânda gerilimi artan bir söz düellosu biçiminde gelişen bu iki kişilik oyunu ilk kez Joseph L. Mankiewicz 1972'de beyazperdeye aktarmıştı. İki film arasındaki köprünün mimarıysa Michael Caine... 1972'de, yazarın eşini baştan çıkaran genç adamı yorumlayan Caine, bu kez Laurence Olivier'in 35 yıl önceki rolünü üstenip yaşlı yazarı canlandırırken, yine olağanüstü bir performans sergiliyor. Genç çapkın rolündeki Jude Law da başarılı. Kenneth Branagh'ın 'Sleuth'ü, sinemayı, tiyatroyu ve Michael Caine'i sevenlerin kaçırmamaları gereken, incelikli bir 'auteur' sineması örneği.

Haggis, De Palma'dan iyi
Altın Aslan adayı üç Amerikan yapımı da Amerikan sinemasının kendilerine özgü klasikleşmiş ve ne yazık ki kalıplaşmış yaklaşımlarından tam kurtulamamış. Brian De Palma'nın, 'yeniden sahnelenen belgesel' nitelikli çalışması 'Redacted', Irak savaşı karşıtı filmlerin en çarpıcı ve polemiklere en açık olanı. Yönetmen, Amerikan askerlerinin anlattıklarından, yakınlarına gönderdikleri yazılı ya da görsel mesajlardan yola çıkarak, savaş gerçeğinin dehşetini anlatan belgesel niteliğindeki sahneleri profesyonel oyuncularla yeniden sahneye koymuş. Brian De Palma'nın savaş karşıtı tavrının samimiyeti kuşku götürmez ama, askerlerin iç sıkıntılarını yansıtan çiğliklerin tekrar tekrar kullanılması ya da, birçok kanlı sahne gerisinde sırıtan estetizm arayışı eleştirilebilir. Kusursuz görselliğin belki de herhangi bir filmden daha fazla önemsendiği izlenimi, içerikle bağdaşmayan bir tablo sunuyor olsa da, 'Redacted' televizyonlarda defalarca gösterilmesinde yarar olan önemli bir 'politik sinema' örneği.
Kanada doğumlu senaryo yazarı yönetmen Paul Haggis, yine Irak savaşı gerçeklerini konu alan 'In the Valley of Elah'la daha incelikli, anlamlı ve sonuçta daha etkili, daha çarpıcı bir film gerçekleştirmiş. Irak dehşetini yaşadıktan sonra döndüğü kışlasında bir cinayete kurban giden oğlunun ölümünü araştıran babayı unutulmaz kılan Tommy Lee Jones ve ona yardım eli uzatan polis rolünde Charlize Theron çok başarılı.


'Michael Clayton' alkış aldı Erkek oyuncu aslanının Amerikalı adayı George Clooney'in büyük şirketlerin kirli işlerini eleştiren politik filmi 'Michael Clayton' alkışlandı; ancak, Tony Gillroy'un yönettiği filmin o kadar güçlü olmadığını belirtelim.




Asya sinemasının sonuçlarda söz sahibi olabilecek ilk sağlam örneği, Tayvanlı yönetmen Ang Lee'nin tarihsel filmi 'Se, jie' (Lust, Caution). Son derece başarılı kimi erotik sahnelerin pornografi sınırına dek uzanması nedeniyle birçok ülkede 18 yaş sınırını zorlayabilecek olan bu film, yakında başlayacak Antalya Festivali'nin de açılışında gösterilecek! Film 2. Dünya Savaşı sırasında, Japonların işgal ettiği Şanghay'daki işbirlikçilere suikast düzenlemeyi planlayan öğrencileri anlatıyor. Güzel ve çekici genç kız (Tang Wei) ile öldürmeyi hedeflediği işbirlikçi (Tony Leung Chui Wai) arasında gelişen ve denetimden çıkan tutkulu cinsel ilişkiyi masaya ve de yatağa- yatıran Ang Lee'nin son yıllarda çektiği en tutarlı yapıt.

03.09.2007//Radikal-Kültür&Sanat(Mehmet Basutçu)






'Festivaller için film yapmak yanlış'

Venedik Film Festivali'nin büyük jürisinde yer alan Ferzan Özpetek 'Festival yönetimi mümkünse aynı filme birçok ödül vermememizi rica etti bizden. Halbuki ben bir filme beş ödül birden verebilirim' diyor. Özpetek, Amerikalı ünlü bir kadın oyuncunun rol alacağı filmini Türkiye'de çekecek

Dünyanın en eski festivalinin 75. yıldönümünde, Altın Aslan ödüllerini belirleyecek yedi yönetmen arasında yer almak Ferzan Özpetek'i hem çok heyecanlandırıyor, hem de gurur veriyor. Çok kültürlü kimliğini, Çin'den Meksika'ya dek farklı coğrafyalardan gelen bu yönetmenlerin bir bölümüyle paylaşmak Ferzan Özpetek'i ayrıca sevindirmiş..

"Jüriyi sunarken, beni İtalyan-Türk yönetmen diye tanıttılar. Türk-İtalyan diye tanıtmalarını tercih ederdim" diyerek, Türk kimliğinin önce geldiğini vurguluyor. Yoksa İtalyanların kendisine gösterdiği sevgiden son derece mutlu. Bu ülkede hiç de yabancı hissetmiyor kendini. Gerçekten de, İtalya, örneğin Fransa'nın Magrip kökenli bir yönetmene bakışından çok daha öte, 'kendinden' görüyor Ferzan'ı... Özümsemeye çalışmadan, her türlü farklılığına ve sanatına saygı göstererek seviyor ve en iyi çalışma koşullarını sunuyor. Gelecek ay, çağdaş yazar Melania Gaia Mazzucco'nun tanınmış romanından uyarlanan 7'nci filmi 'Mükemmel Bir Gün'ün (Un giorno perfetto) çekimlerine başlayacak Ferzan Özpetek'le Venedik'te sinemadan güncel politikaya kadar değişik konularda söyleştik.

Yarışan filmlerin düzeyi yüksek, karar vermek herhalde zor olacaktır.

Her şeyden önce böyle bir jüri içinde olmaktan çok mutluyum. Dünyanın dört yanından gelen yaratıcı yönetmenlerle günlük yaşamı paylaşmak, filmleri tartışmak, sohbet etmek, değişik konularda konuşmakçok hoş. Başkanımız, filmlerini çok beğendiğim Zhang Yimou, harika bir adam. Üstelik, benim gibi çiftkültürlü birçok yönetmen var aramızda: Verhoeven hem Hollandalı hem Amerikalı, İnarritu da Meksikalı ve Amerikalı... Karar aşaması tabii zor olacak. Festival, mümkünse aynı filme birçok ödül vermememizi rica etti bizden. Halbuki ben bir filme beş ödül birden verilebilmeli diyorum. Hak ediyorsa neden olmasın? Tartışmalarımızın başka bir doyurucu yanı, zaman zaman filmlerimize karşılıklı göndermeler yapmak: 'Ferzan'ın şu filmindeki o sahneden yola çıkarsak...' gibi.
Aslında, jürideki diğer yönetmenlerin benim sinemamı fazla tanımadıklarını sanıyordum. Yanılmışım, mesela Paul Verhoeven bütün filmlerimi izlemiş. Bu beni hem şaşırttı, hem de sevindirdi.

Festivallerarası rekabeti, Amerikan sinemasının ağır toplarına verilen yeri ve gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda Cannes, festivallerin en farklısı. Yarışmaya birkaç Amerikan yapımı ya da görselliği öne çıkan kimi filmleri alsa da, 'auteur' sinemasına çok fazla yer veriyor. Marco Müler ise daha geniş kitlelere seslenen filmlere ve Uzakdoğu sinemalarına geniş yer tanıyor. Ben Müller'in yaptığı seçimleri beğeniyorum. Cannes'ın seçimlerini de beğeniyorum ama, 'Festivaller için film yapmak' gibi bir eğilimi hiç doğru bulmuyorum. Kimi yönetmenler, festivaller için film çektikleri izlenimi veriyorlar; bu çok kötü bir duygu. Her zaman şunu düşündüm: En önemlisi, seyirciyi bir şekilde filmin içine almaktır; ama inandığınız, doğru bulduğunuz biçimde almaktır.

Radikal-Kültür/Sanat-Mehmet Basutçu
Son filmim 'Bir Ömür Yetmez' için, dağıtım şirketi Medusa Film, "Ferzan, iki adamın öpüşme sahnesini koymazsak, film bir milyon daha fazla seyirci yapabilir" dedi. Sahneyi çıkarmadım. İnsanlar belirli bir şeyler görüyorlar, yaşıyorlar hayatlarında; bir de farklı, başka bir şey görsünler, yani alışsınlar dedim. Hayat öyle bir noktaya geldi ki, artık her şeyi görüyor, her şeyi değerlendiriyoruz. 'Öpüşme sahnesine biz de karşı değiliz ama, giderek katılaşan günümüz İtalyası'nda ticari açıdan daha iyi olur' dediler. Film o sahneyle bile 2 milyon izleyici toplayıp İtalya'da 7'nci sıraya çıktı ve iki haftadır en çok satılan DVD! Bu, çok hoşuma gidiyor. Bazan da tam tersi oluyor.
Çekimlerine hazırlandığım filmdeki bir eşcinsel karakteri, romanda olmasına rağmen, yüzeysel ve sıradan bulduğum için senaryodan çıkardım. Önemli olan hayatın içinde olabilmek, en doğru olanı yapabilmek; o karakteri koyup bunu çıkarmak değil. Aslında, dünyada gözlemlenen genel katılaşma karşısında, hoşgörüsüzlüğe karşı çıkmak, birtakım kurallara karşı gelmek, biraz da bizim görevimizdir diye düşünüyorum. Bu bağlamda, sinema festivallerinin önemli görevlerinden biri de, yenilik getirmek ve değişik bakış açıları sunmaktır. İzleyicisini farklı şeylere bakmaya alıştırmaktır.
Bu nedenle, Ang Lee'nin burada yarışan filminin Antalya'da açılış filmi olarak düşünülmesini çok olumlu buldum. Bu cesur tavrın arkasında durmak gerekir. Festivallerde sansür ve yaş sınırlaması getirilemez; belki bir ön uyarı yapılabilir, o kadar. İnsanların hayatta yaşanan şeyleri görmeleri lazım. Bu arada unutmayalım ki, olaylara şematik gözlüklerle, önyargılarla bakmak Avrupa'da da giderek artıyor. Müslümanım dediğinizde size acayip bakıyorlar. İçki içmenizi anlayamıyorlar. Türkiye'yi anlayamıyorlar. Buraya ilk geldiğim gün, birkaç Batılı gazeteci, "Bugün sizin için hüzünlü bir gün olmalı" dediler. 'Niye' diye sorunca, "Türkiye'de eşi başörtülü biri cumhurbaşkanı seçildi' dediklerinde çok rahatsız oldum; karşı çıktım. Politik konular dışında, Abdullah Gül'e insan olarak baktığımda, içgüdüsel olarak kendisini çok seviyor ve bugüne kadar yaptıklarını takdir ediyorum. Karısıyla birlikte, buram buram insan ve sevgi kokuyorlar; öyle duyumsuyorum.

Çekimine hazırlandığınız filmden sonra, başka bir projeniz var mı ?

Var. Beni çok heyecanlandıran bir film olacak. Baştan sona Türkiye'de geçen ve çok sevdiğim, çok beğendiğim ünlü bir Amerikalı kadın oyuncunun rol alacağı bu filmin senaryo çalışmalarını sürdürüyoruz.






Ang Lee'den kendi filmine sansür

AA - BEİJİNG - Çin'de 59 yıldır iktidardaki Çin Komünist Partisi, Venedik'te Altın Aslan kazanan 'Lust, Caution' (Şehvetle İhtiyat) filminin sansürünü, filmin Tayvanlı yönetmeni Ang Lee'ye yaptırıyor. Çocukları ve gençleri korumak için 156 dakikalık filmin içerdiği şiddetli seks sahnelerinin geçtiği 30 dakikanın kurgudan çıkarılması işini yönetmen Ang Lee, "Yönetmenin bu işi yapması, filmin içeriği ve bütünlüğünün korunması bakımından daha iyi" diyerek kabul etti. Venedik'te iki yıl önce iki eşcinsel kovboyun hikâyesinin anlatıldığı "Brokeback Mountain" filmiyle de "Altın Aslan" ödülünü kazanan Lee, bu filmde de İkinci Dünya Savaşı Şanghay'ını anlatıyor. Çin'de 26 Ekim'de gösterime girecek filmin yönetmeni, 2008 Pekin Olimpiyatı'nın görselliğinden sorumlu danışma kurulunda görev yapıyor.

Radikal-Kültür&Sanat






Geride bıraktığımız bir festival daha..

Kapattım..




Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS