>>
Site Map
>>
Forums
>>
Karalamalar
Forum module - topics in forum:
Karalamalar - Kafa öne eðilir ve yazýlar çýkar..
Ütopyamdan Dökülenler
Dayanılmaz koku
Her yeri saran sinekler
Bir şey anlamaya çalışan
Cansız ifadeler
Vücutlarından toprağa sızan kanlar
Kiminin kafasından, gözünden
Çocuklar artık ağlayamaz durumda
Anneler de artık onlara bakamayacak
Evler yerle bir olmuş
Hani taş üstünde taş kalmaz ya
Etrafa saçılan eşyalar
Vücuttan kopup savrulan bir el
Kitabın üstünde kalmış
Bir daha hiç açamamacasına
Peki siz beyaz saraydaki
Sabah kahvenizi orta şekerli mi alırdınız?
Biliyor musunuz o el,
O kitabı bir daha asla açamayacak..
Kanım çekildi sanki gözlerime doğru
İkisi de kan çanağı gibi
Herkes bir et parçası peşinde
Dünya nimeti dedikleri bu mu
Zaman kayıyor vücudumda
Derin izler bırakarak ardında
Damlayan kanın sesini duyuyorum
Galiba yaklaştım ahret kapısına
Yanmış vücutlar kokuyor
Sonsuzluk dipsiz bir kuyu
Dünya silinmez buğu
Yaşamla intihar sevişirken
Kendini merkez sanan aptallarla yaşıyoruz bu kuyuda
Damlayan kanın sesini duyuyorum
Yaklaştım ahret kapısına
Hafiften bir duman kokusu ...
Birleşmeyen parçalarım artık bütün derken
Başkalarında bulduğum kendimi
Kiralık hayatımın tek sahibi
Bu çürümüş şehirlerin ardındaki kapıdan uzanmaya çalıştığım..
Bir sen
Ve
Kalbinde açtığın büyük boşluklardan akıtarak
Bütün duygularını tükettiğin
Başka ruhlarda her gün tekrar tekrar öldürdüğün
Zamanında ruhunu seninle yıkadığını sanan
Bir ben
..
Günahların ateşi hala bitmedi mi?
Nefesim kesildi!…
Avuçlarımdan kayan düşlerim ve
Her bir damlada çoğalan acıyla,
Mutsuzluk sarhoşu olmuşum.
Kabuslarımla sevişip, hayallerimi öldürdüm.
Zamana hükmüm yok, her geçen dakikayı lanetler oldum
Seninle kaybolanlara baktım
Her şeyimi götürmüşsün..
Beni sana bıraksaydılar
Sen seni bana bir bıraksaydın…
Hiç bilinmedik denizlerde gözlerim
Benim gemilerini hep geceden seçtiğim
Ey aptal, seni Tanrı’m yaptım, haberin yok!
Duranlığıma bakma
Duygularım bedenimi sarınca, eser yıkarım
Diyorum bazen gömül kendi aydınlığına
Tapınak sessizliğinde duvarlarına
Bardaktan boşanırcasına yalnızlığın yağdığı
Tutkulu anılarına
Sadece bir sanrının adı mısın ?
Adını koyamadığım duygularım mı ?
Her neysen işte
Mezar karanlığındaki binlerce hatıramla
İstesen de istemesen de tümüyle sana ait benliğim, her şeyim
Bu benim belki de son ağlayışım olacak
Haberin yok…
Zamanın götürdüklerine sadece uzaktan bakıyorum. Baktığım yer hırçın dalgaların hiç durmadığı, karanlığa çalan gökyüzünün altındaki büyük kayalıkların en tehlikeli ucu..Hayal kırıklıkları, aldanmışlıklar, mutluluklar, aşklar, bağlanmışlıklar ve küçük kıpırtılar hatta..Giderken öylece olduğum yerden gidişini izliyorum aklımda binlerce soruyla.En önemlisi de ‘acaba geri dönerler mi?’.O büyük dalgaların arasından giderken yavaş bir seyir izliyorlar..
Umutlarımı düşündüm, onlar hala benimle.Sevinmeli miyim?Sadece izliyorum aklımdan geçenlerle.Aslında kaybettiğim zamanın benden alıp götürdükleri değil. Kaybettiğim şey hala içimde öylece duruyor ama ben onu kaybettim.Siz hiç nerede olduğunu bildiğiniz bir şeyi kaybettiniz mi?En kötüsü de içinizde olduğunu bile bile bu kadar kolayken, yakınken ona dokunamamanız.Dokunamıyorum işte!Bu paradokslar, ambivalensler nereye kadar benimle olacak bilmiyorum.
Gözlerimi kapattığımda simsiyah bir boşlukta değilim artık.Artık gözlerim açıkken göremediğim çok şeyi görüyorum.Tüylerim ürperiyor gördüklerim karşısında..Kendimi görüyorum..
Hayatı bir ironi olarak görenlerle ince bir çizgi var aramda.Hayatı alay edilecek kadar önemsemiyorum.Yaşadıklarım kutsal.Umarım degradasyona uğramam.Çünkü bana kalan tek şey yaşadıklarım.Bundan sonra yaşayamayacaklarımı da içerdiğinden benim için değeri büyük.İyi ve ya kötü olması da umurumda değil.Ben onlarla ben oldum.
Şimdi tekrar görmek istiyorum.Gözlerimi kapatmam gerekecek.
..
Beyaz, bembeyaz ..İçindeki karanlıkla dalga geçercesine bir berraklıkla aydınlanan kıyafetinin içinde masallardan fırlamışçasına olağanüstü ve göz kamaştırıcıydı.Kıyafetinin rengiyle şimdiye kadar yaptıklarını unutturmaya çalışan, adeta günah çıkartan bir zavallı gibiydi.Melek mi olmak istiyor acaba?.Birisi onu bu faraziyelerinden uyandırmalı.O kadar da değil..
Beyaz, bembeyaz ..Dupduru sulardan oluşan, büyüklüğü baş döndüren, derinliğini bile dalmadan hissettirebilen bir okyanusun ortasındaydı, tek başına.Hiç kimse yoktu yanında.Önü beyaz, arkası beyazdı.Düşünmeye başladı, kafasında ertelediği birikenleri birer birer irdeleyecekti.Garip değil mi, oraya nasıl geldiğini hiç düşünmedi.Sadece ertelenenlere yeni ufuklar açacak meşaleyi ateşlemek istiyordu.Bırakalım ertelenenleri düşünsün..
Beyaz, bembeyaz .. Bulutların üstündeydi.Evet, uyandığında birden burada buldu kendini.İçi bir hoş oldu, yükseklikten olsa gerek.Kafasını aşağıya doğru eğdi, başı döndü.Hayır daha fazla bakamayacaktı, midesi elvermezdi zaten.Yıllardır hayalini kurduğu yerdeydi ama mutlu değildi.Bunun öylesine bir günde olmasını istemiyordu ki!Eksik dilemiş dileğini..
Beyaz, bembeyaz ..Karların arasında zor bastığı adımlarla kaybettiği yolunu bulmaya çalışıyordu.O da ne?! Takıldı, düştü.Bir süre kalkmadı, sinirliydi.Lanet etti tatiline, olduğu yere.Sonra tam kalkacakken tekrar oturdu.Karlar sıcacık geldi birden, içini ısıtıverdi.Dudaklarında fısıldadığı komünist bir şarkı..Ama o, komünist değildi ki..
Beyaz, bembeyaz ..Bembeyaz sayfaların üstünde ahenkle dans ettiriyordu kalemini.Aklından hiçbir şey geçmiyordu binlerce şey geçerken.Başka hayatlar, başka insanlar, başka yaşananlar..Hepsine söyleyecek o kadar çok şeyi vardı ki.Etkinlik endişesindeki insanlara, ferdiyetçilik teorilerine, hayal inkisarlarına, nepotizmlere küfürlerine, herkesi esir alan rehavete düşmanlığına, sosyal çatışmalara götüren egolara, sanki bir savaştaymışçasına makyavelistlere ve daha nicelerine söyleyecek o kadar çok sözü vardı ki..Sırası değildi..
..
Doğumumun sene-i devriyesinde, benim gibi bir sanat eserinin yapımında emeği geçenlere teşekkürler


Uzunca bir yolculuğa çıkmak istiyorum.Hiçbir insanın olmadığı, nesnelerle konuşabildiğim, derdimi onlara anlatabildiğim bir yere gitmek..Her derin nefes alışımda o mis gibi havayı iliklerime kadar hissedebildiğim, kendimle gerçekten tam anlamıyla baş başa kalabildiğim bir yerde içimde ne varsa haykırmak istiyorum.Bir nevi biriktirdiklerimi kusmak gibi..Hayata ve insanlara biriktirdiğim ve içime attığım şeylerden kurtulmak istiyorum.’Yeter artık beynimi meşgul ettiğiniz, kalbimi sömürdüğünüz’ demek istiyorum..İçime doldurduğum havayı geri verirken bir çırpıda dökülüversin istiyorum, benim de içim çoğu insan gibi boş olsun istiyorum çünkü artık taşıyamamaktan korkuyorum..
Kendimi daha ne kadar kilitleyebilirdim ki…Bir volkan gibi patlamama az kaldığını hissediyorum.Her aklıma geldiğinde tüylerim diken diken oluyor, soğuk terler döküyorum adeta…Kendimden korkuyorum, kendi gazabımdan…O gün geldiğinde ruhuma söz geçiremeyeceğimi biliyorum.Bütün kontrolümü kaybedecek sadece lavların her yeri yakmasını izlemek zorunda kalacakmış gibi kızgın ruhuma uzaktan bakacağım, bir an önce soğumasını, sakinleşmesini bekleyeceğim..Kendimi kapadığım, ruhumu kapattığım zindanımdan çıkmak için serbest kalmış olmak..Bunu benden ve ruhumdan başka kimse yapamayacak!
Yolculuğum çok uzun sürsün.Gittiğim yerin gerçekten ulaşılamaz olduğuna emin olayım diye.İnsanlı caddelerde başlayan yolculuğum hiç insanın olmadığı, ağaçlarla hayvanların konuştuğu bir yerde son bulsun.Boş bir kulübem olsun anahtarını bir penguenden alayım (biliyorum penguenler burada yaşayamaz ama yaşasın işte..)Boğazımda düğümlenenleri çözmem için gereken bir tatil bu.Her şey istediğim gibi olsun.
Sabahları yemyeşil bir örtünün üstünde ve berrak bir güneşin işlediğini hissettiğim bir yerde uyanmak ve bütün gün tertemiz içime dolan nefesin zihnimdeki ve kalbimdeki düğümleri söküp atığını hissedip bunun hafifliğiyle kızıl bir renkle batan güneşten sonra ayın o gece lambası tadındaki loş ışığıyla tekrar uykuya dalmak…
..

Gözlerim kapalı bu aydınlık niye?
Kalbim dönüyor dünya gibi yine
Bildiğim bilmediğimin içinde
Anlamlı ama tarifsiz neden?
Neden benden ağır bu beden?
Anladım aslolan inanmak için görmek değil görmek için inanmakmış
Okyanustaki rüzgar yüzümde yüzün
Bir aşığın nefesiyim bugün
Kalbine uzanan bu yolda bensin artık sen
Vazgeçtim kendimden
Tenimde gemiler içimde balıklar
Yosunlu kıyımda şarap içen insanlar
ya umutlu yarın mutsuz
Kayıp yüzünden düşen maskesi
Katılır bana su gibi akmaya
Demir Demirkan-Rüzgar
anam anam ne güzel yazılar bunlar. ellerine sağlık...
| denumi Wrote: : |
Uzunca bir yolculuğa çıkmak istiyorum.Hiçbir insanın olmadığı, nesnelerle konuşabildiğim, derdimi onlara anlatabildiğim bir yere gitmek
.. |
burası özgürlük sanırım insansız ama konuşabilmek yine de...
aslında ütopya aklımızı sürekli zehirleyen şeylerle dolu değil mi?
ihtiraslar,arzular...