>>  Site Map >>  Forums >>  Karalamalar

Forum module - topics in forum:



Karalamalar - Kafa öne eðilir ve yazýlar çýkar..



lanetli ormanda inleyen aşk çığlıkları

Meleklerin gözyaşlarını hissettim o akşam…
Gökyüzünden bir bir lanet adına gönderilen ağıtlar, sessiz bedenlerin yorgunluyla birlikte kaybolan anılar, mehtabın inançsızlığını simgeleyen o mor bulutlar geçmişin oyununa ortak olarak kulağıma ölümü fısıldadılar. Ölüm ilk kez bu kadar yakın beklide bana inanan tek varlık olan sözlerimi suçladılar. Sorduğum hiçbir soruya cevap almazken, kanlı ateşin etrafındaki karanlık nefeslerce boğulurken akıttığım her gözyaşı adına bir mutluluktan daha vazgeçerken bana ne istediğimi sormadılar ağlamamı hiç umursamadılar…
Kaçtım o akşam koştum karanlığa hapis olmuş gecenin zahiri ışıkları ardından bir çocuk gibi, nefreti çoğalan bir aşk yada yolunu şaşıran bir melek gibi kaçtım o akşam ilk kez inandığım bir ağıt gibi…
Koşuyordum koşuyordum varabileceğim yer beli. Ama bir inanç kaplamıştı o camdan yüreğimi, bir mutluluk sahiplenmişti eriyen ve tükenen bitik bedenimi…
Sesler duyuyordu kulaklarım ürküyordum. Çığlıklar şiddetleniyor içimi ürpertip yok ediyordum. Her bir ani baykuş haykırışında tekrar korkuyla kaplanıyordu yüreğim kaçıyordum peşimi bırakmak istemedikçe kaçıyordum ama geliyordu yine sessizliğimin mahkumu gibi ecelim…
Bir ana önce bu seslerin esiri olmaktan kurtulmak istiyordu ellerim ne yapacağım nerelere kaçacağım reddedilmiş ruhlar gibi hangi manastırlara sığınacağım söyle hangi lanetin peşinden ağlayarak koşacağım?...
Yoktu yine yanıtım sadece kurtulmak düşüncesi oturmuştu belleğime sadece ölüme sığınmak geçiyordu beynimin her bir köşesinde ama yapmayacaktım kendim gitmeyecektim ona zamanımı bekleyeceğim acıyla sarsılmak nefretle ölüp Azraille buluşmak bile olsa bekleyeceğim kendimi yarınlarımı savuran o lanetli sabahlarda…
Ağlamaya başladım nedensizce susmak bilmedi sözlerim sustum aslında çığlıklara inat gecelerde söyledim ölüm şarkımı kendi isteğimle ama gelmedi işte gelmeyecekti beklide sadece denedi beni sormak istedi sözlerime gitmek bu kadar anlamlımı bu lanetli gecede…
Bir ses geldi kulübeden bir çığlık irkildi gözlerim korkuyla sarsıldı o narin bedenim bakındım etrafa işitmeye çalıştım sesleri yine aynı sesler aynı haykırışlar hakimdi geceye akbaba, lanetli ve diğerleri işte
Sustum acele içinde kulübeye varmak için koştum kan ter içinde o sesleri haykırmaları işiten kulaklarım duymaz olmuştu hiçbir şeyi hissetmez olmuştu azrailin ölürken reddettiği o masum melekleri.
Ulaşmıştım kulübeye. Var gücümle ittim tahta kapının küflü süngülerini ellerimle var gücümle açtım kapıyı ardına kadar bakmak istemedi gözlerim ilk baş, hissetmek istercesine bağırdım. Karşımda gördüğüm manzara acı vericiydi gözyaşları boşaldıkça yüreğimden damarlarımdan akan kanla birlikle çoğalırken nefretler
“ey tanrısızlar niye yaptınız bu caniliği niye katlettiniz bu canımdan çok sevdiğim meleğimi niye söyleyin bana ne istediniz ondan ki bu kadar şiddetle hançerlediniz bana ait olan yüreğini”
Haykırmalar boşuna ölmüştü ona ulaşmak için çektiğim tüm acılara rağmen göremedim sevincini beklide göremeyecektim üzerindeki laneti
Ağladım saatlerce cansız bedeninin üzerine kenetlendim kanatlarının üzerine akıtılan kanları temizledim ama gelmedi, geride gelmeyecekti.
Kalktım ayağa ellerim titriyor gözlerim ağlamaktan şişmiş bir durumda bahçeye ilerliyordum kapıyı açtım. Bahçede beni bekleyen ölümün yanına vardım. Islak kirpiklerimi eğerek sordum:
“zamanım gelmedi mi?” bunu o kadar perişan o kadar bitik bir şekilde söyledim ki ölüm bile bu halime acıdı. Ama gelmemişti şu lanet olası vakit ölüm hüzünlü bir şekilde gözlerime bakarak “hayır” dedi “daha zamanın gelmedi”
Nefretle bürünmüştü gözlerim öfkeme yenik düşecekti ama sustum hiçbir şey söylemeden kulübeye girdim. Ellimde değildi ne yapayım kalbime hissettiklerime söz geçiremiyordum.
Meleğimin yanına eğildim onun o hüzün dolu gözlerine bakarak “evet” dedim “zamanım geldi”
Kalbinin tam ortasına saplanmış olan hançeri bir hamleyle çıkarttım. Kanı kanıma değsin ruhu ruhuma geçsin aşkımız sonsuza dek sürsün işte ölümümüz bu hançerin lanetini yok etsin ki bir daha bir sevgi daha ölüme sürüklenmesin elveda…
Bir çığlık daha inletti etrafı. Bahçede hüznünü belli etmemeye çalışan ölüm bu çığlıkla irkilmişti. Hızla kulübeye girdi. Karşısına çıkan manzara bir aşkın tüm inancını ortaya koyan cinstendi. Yanlarına eğildi. Kalbinin tam ortasına kilitlenen hançer sessizliğini koruyor ama cansız tüm bedenlerin ruhu her şeyi anlatıyordu. Ölüm kızın kulağına eğildi ve
“evet zamanın geldi” diyerek fısıldadı. Gözyaşlarını silip yola koyuldu.siyah pelerini giyerek lanetli ormanda inleyen aşk çığlıkları içinde gözden kayboldu…

kendi yazdığım bu yazıyı sizible paylaşmak istedim....






asLında söyleneceK pek biR şey yoK,,Biz eleştimende değiLiz Muhteşem yazıLaRıNıN devamı beKLiyoRUz...






bloody_saints Wrote: :
Gelmiştin işte yanımdaydın.
Tanımıyordum seni tanıyamadım.
Zamanımız yoktu sanki sevmeye hissedip gözyaşı dökmeye hissedemedim…
Bir melek gibi uyuyordun koltuğumda… kıvrılmıştın…
Sana baktıkça gözlerim dolar ellerim titrer bir türlü bakamazdım o hüzün dolu gözlerine,
Haykıramazdım seni sevdiğimi gecenin lanetli sessizliğine
Melektin galiba gökten inen bir yabancı, sözleriyle, inanışıyla amaçlı
Melektin galiba biraz ağlamaklı…
Ağlamıştın o akşam için için çığlık çığlığa
Savurmuştun yarınlarını denizin masallarında ki o yalnızlık için doğan çocuğa
Tutmuştu elinden sabah yanıt vermeden yine ağlayıp yokluklarını saklamıştın yarınlarına
Gözyaşlarını silmek sana dokunmak istedi ellerim… yapamadım…
Durdurdu bir güç beni karşı koyamadım
Sen ağladın ben bir cigara yaktım
Sen gözyaşıyla hüzne boğulurken ben sadece uzaktan baktım…
Melektin galiba gökten inen bir yabancı
Ellerinin arasında tutuğu sevgiyi saklamaklı
Melektin galiba sözleriyle alacaklı…
Yatıyordun yine yorgundu gözlerinden belli
Yanın gidip eğildim saçlarını kavramak istedim beceremedim … ağladım…
Ama nerden bileydim bir gün beni bırakıp gideceğini
Ağladım sustum sen hiç uyanmadın…
Melektin galiba gökten inen bir yabancı
Söylediğin her şarkı dokunaklı, sessiz geçmişte saklı
Melektin galiba biraz acınası…
Yalnızdım şarabımı yudumlarken bu akşam
Yoktun akşamın dehşetli haykırışlarında yalnızdım…
Cansız bedenin koltuğumda uyurken sonsuz uykusunda
ağladım ağladım ağladım
ama sen yine uyanmadın
Melektin galiba gökten inen bir yabancı
Gittin gelmedin gelmiycektin
Sen bir melektin sadakati ve aşkı hep içimde yaşamalı…

buda bnm şiirimm...







fena olmamıs...






çok iyi olmuş saol paylaşım için...






vay denecek kadar guzel






çok teşşküer ederim beyendiğinize çok sevindimm...




Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS